Marmara Depremi’nden sonra yaptığı bir vaazında ''depremin ilahi bir ikaz olduğu''ndan yola çıkarak getirdiği yorumlar neticesi hakkında dava açılan, bir müddet cezaevinde kalan, bizlerinde durumuna çok üzüldüğümüz, düşüncelerinden dolayı yargılanmasını ve ceza almasını kınadığımız Cüppeli Ahmet Kardeşime ne olduysa hapishaneden çıktıktan sonra oldu!
Hayli uzun zamandır yanında onunla birlikte olan en güvendiği naiplerinden birinin ‘’jetski’’ kamera kayıtlarını kendisine karşı şantaj olarak kullanmasından sonra medyaya yansıyan görüntüleriyle de hayli eleştiri alması Cüppeli’nin hapishane şokundan sonra ikinci büyük imtihanı oldu...
Cüppeli Ahmet, bu iki kırılma noktasından sonra ne keramettir bilinmez çok farklı biri oldu çıktı!
Her daim kürsülerden din düşmanları aleyhine konuşan, dinde sevgi ve kardeşlik tohumlarının yeşermesi için çaba sarfeden Cüppeli Ahmet gitti sanki yerine görüntüsü Cüppeli ama beyni, kafası, ruhu bambaşka bir Cüppeli geldi.
Türkiye gündemi Ergenekon’un kanlı plan ve desiseleriyle çalkalanırken o çıktığı canlı yayınları fırsat bilip milleti bu kanlı oluşuma karşı şuurlandırmak yerine damacanaya tecavüzün fıkhi meseleleri gibi belden aşağı bile sayılmayacak ucuz konular hakkında komiklik yaparken bulduk, bu süreçten önce ve sonrasında ise ülkemizde ne kadar dini hizmet vermeye amade şahıs ve kurum varsa vaaazlarının baş konusu oluverdi...
Cübbeli Ahmet din düşmanları aleyhine aslan kesildiği kürsülerden, Mustafa İslamoğlu, Hayretin Karaman, Nurettin Yıldız, Fethullah Gülen, Şevki Yılmaz ve Bediüzzaman Said Nursi hakkında söylemediğini bırakmadı!
Haklarında eleştirisel sözler kullandığı ve haklı olduğu konular olan şahıslarda var dı tabi, onların isimlerini buraya yazmıyorum, zaten onlarla karşılıklı sanal bir çarpışmayı bizzat yürütmekte internet dünyasında.
Ne olmuştu Cüppeli’ye?
Neden kürsüsünün hakimi değil de sanki o kürsüde cismani olarak kendisi bulunuyor ama hep başkalarının işine yarayacak ve din kardeşlerini yaralayacak sözleri söylüyordu?
Sanki Cüppeli konuşmuyor, konuşturuluyordu?
Bu yazımda temel konum bu değil!
Bu konu hakkında (yazmamak), Cübbeli Ahmet’i seven ve selametini düşünen bir kardeşi olarak ileride daha kötü durumlara düşmesini önlemek için bir hatırlatma yapmak için gayret ediyorum.
HaberTürk kanalında Fatih Altaylı’nın sorularıyla Bediüzzaman’a çatan ve rahmetli aleyhinde ağır konuşan Cübbeli, Nurcu radyo Moral FM’e çıktı ve söylediği sözlerden dolayı özür diledi, bu çok erdemli bir hareketti sevindim ve tebrik ediyorum.
Cübbeli, Zaman grubundan gelen yoğun tepkiler üzerine konuk olduğu radyoda Bediüzzaman Said Nursi hakkındaki kanaatlerinin rivayetlere dayandığını ve artık Üstad’ı, Risale-i Nur okuyarak kendi bilgileri ile değerlendirdiği söyleyerek şöyle diyordu: “Kendi görüşümü ve hükmümü bugün açıklıyorum: Üstad Hazretlerinin söz ve izahları arasında dinin esasına ve Ehl–i Sünnet itikadına ters düşen herhangi bir noktaya rastlamadım. Beni bilen, tanıyan, sohbetlerimi dinleyen, bunları kayda geçiren ve söylediklerime itibar edenlerden istirham ediyorum ki, Bediüzzaman Hazretleri hakkında şimdiye kadar aktardıklarımı nazar–ı itibara almasınlar. İstifhamların oluşmaması için, silsinler, bugüne kadar olanları yok saysınlar. Zira onlar, bana ait şeyler değil; başkasının nakil sözleriydi. Kendi görüşümü ve hükmümü bugün açıklıyorum: Üstad Hazretlerinin söz ve izahları arasında dinin esasına ve Ehl–i Sünnet itikadına ters düşen herhangi bir noktaya rastlamadım. Kendine has yorum farkıyla, söyledikleri hak ve hakikat şeylerdir...."
Şimdi sevgili kardeşim Ahmet Mahmut ÜNLÜ’ye soruyorum: Mustafa İslamoğlu, Hayretin Karaman, Şevki Yılmaz, Nurettin Yıldız, Fethullah Gülen hakkında da tıpkı Bediüzzaman Said Nursi’de olduğu gibi duyduklarınızla mı yorum yapıyor kürsüde aleyhlerine konuşuyorsunuz?
Kendinize söylenen, kulaktan duyma bilgilerle yani dedikoduylamı amel ediyorsunuz?
O’nun bunun lafıyla mı hareket ediyorsunuz?
O zatlar hakkında bir şey duyduğunuzda ‘’Size bir fasık haber getirdiğinde araştırın’’ ayeti gereği niçin onlarla görüşme, onlara sorma ve haklarında duyduğunuz şeyler hakkında bilgi alma nezaketinde bulunmadan kürsülerden aslan kesiliyorsunuz?
Sevgili Cüppeli, sana haber getirenlere ve o haberleri onaylayarak, tasdikleyen, kafa sallayanlara dikkat et, yanında ve yakınında bulunan kimselerin yönlendirmeleriyle değil, doğru bilgi ile amel et, son dönemde yakınlarında bulunan o ERGEn dervişan kılığına bürünerek adeta paraşütle yanına KONanlara güvenme kardeşim.
Biz tek bir Ümmetiz, bu ümmetin evlatlarına sahip çıkmaya çalışan cemaat ve cemaatların başındaki şahsşyetlere karşı cephe almadan önce onlarla istişare edip fikirlerini almanda ne zarar var?
Bu seni küçültmez aksine yüceltir.
Adnan Oktar’ın hakkında ortaya attığı iddialar ‘’meğerse doğruymuş’’ dedirtme!
Seni sevenleri üzme!
Bizi üzme!
Bilal AKSA