Ramazan  |  Referandum  |  Gazze  |  Türkiye  |  Siyaset  |  Avrupa  |  Ortadoğu  |  Dosya  |  Güncel  |  Toplum-Yaşam  |  Dünya  |  Sinema  |  Teknoloji-Bilim  |  Röportaj  |  Sohbet  |  Aile-Sağlık  |  Video  |  Kültür-Sanat-Medya  |  Eğitim
Ara
Karakter Boyutu
Bilal SAMBUR
Alevi Sorununu, Özgürlükçü ve Çoğulcu Bir Anlayış Çözer!
Bilal SAMBUR | Habervakti
01 Şubat 2010 Pazartesi 12:08


 Açılım kavramı,  son bir yıldır  herkes için özel bir anlam taşımaya başladı.Geniş toplum kesimleri, bu kavrama  çok önem vermektedirler. Günlük hayatımızda bile  yapmak istediğimiz birçok yeniliği ve değişimi açılım kavramıyla ifade etmeye başladık.

 Son doksan yıldır, geniş toplum kesimleri, statükonun kendilerini dışladığını, yok saydığını, görmezden geldiğini, inkar ettiğini, hak ve özgürlük sahibi bireyler olarak  kabul etmediği düşüncesi içindedir.  Aleviler, Kürtler, Gayri Müslimler, köylüler ve dindarlar gibi geniş  toplum kesimleri, kendilerini en çok mağdur  hisseden  bireyler ve gruplar olarak öne çıkmaktadırlar.

 Son bir yıllık zaman diliminde hükümet, açılım adı altında  geniş toplum kesimleriyle ilişki içine girmeye çalışmakta ve bu kesimlerin sahici sorunlarına çözüm bulma arayışındadır. Alevi açılımı, Kürt açılımı, Roman açılımı,  Gayri Müslim açılımı gibi girişimleri, hükümetin  farklı toplum kesimleriyle tanışması, onların ciddi hak ve özgürlük sorunlarının olduğunu tanıması, onları dinlemesi açısından önemli ve olumlu gelişmeler olarak değerlendirmek mümkündür.

 Alevi açılımı, hükümetin girişimleri içerisinde çok önemli ve özel bir yere sahip  bir girişim olarak değerlendirme mümkündür. Açılım kapsamında, altı Alevi çalıştayı yapılmış ve en son çalıştay da  geçtiğimiz hafta sonu içinde yapıldı. İlk altı çalıştayda sivil toplum örgütleri, Alevi kuruluşları, gazeteciler, akademisyenler ve ilahiyatçılarla bir araya gelindi ve onların görüş ve düşünceleri alındı. Son çalıştayda  ise Alevi sorununun  çözümüne dair öneriler ortaya konmaya ve hükümet İçin yol haritası niteliğinde  ne yapılacağına dair bir yol haritası çıkarılması planlanmaktadır.

 Başta ifade ettiğimiz gibi, Alevi açılımı dahil, bütün açılım girişimleri toplumda büyük bir umut ve heyecan yarattı. Aleviler, Sünniler, Kürtler, Romanlar ve Gayri Müslimler gibi statüko tarafından ötekileştirilen ve kapalılaştırılan toplum kesimleri, ilk defa  devlet düzeyinde gündeme gelmelerinden, sorunlarına ilgi gösterilmesinden  heyecan duydular. Ancak açılım adı altında sürdürülen girişimlerin, yapay ve  sahte olmaması gerekmektedir, çünkü Alevi  sorunu, Kürt sorunu gibi  kimlik ve inanç sorunlarımız  sahici ve hayati sorunlardır. Bu sorunlara yönelik açılım girişimleri de sahici, derinlikli ve gerçekçi olmalıdır.
 Aleviler,  çalıştaylar sonucunda ortaya temel taleplerini ortaya koydular. Cem evlerine ibadethane statüsü verilmesi, Madımak Oteli’nin bir insanlık müzesi olması, din kültürü ve ahlak bilgisi derslerinin zorunlu olmaktan çıkarılması, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın statüsünün belirlenmesi ve statüsünün yeniden belirlenmesi şeklindeki beş başlık, Alevilerin ana talepleri  olarak ifade edilmiş bulunmaktadır.Bu taleplere  baktığımızda aslında Alevilerin   fazladan bir şey istemediğini, sadece insan haklarının, din ve vicdan özgürlüğünün  gereği olan taleplerde bulundukları görülmektedir. Aslında Aleviler, insan haklarından, din ve vicdan özgürlüğünden başka bir   şey istememektedirler. Makul ve haklı olan Alevi taleplerinin, insan hakları, din ve vicdan özgürlüğü , çoğulculuk çerçevesinde Alevilerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde  gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

 Alevi sorununu, devlet güdümündeki din modelinin ana kurumu olan Diyanet kurumsallaşmasının içine alarak  çözmeye çalışmak Aleviliği devletleştirmekten, Alevilik üzerinde resmi bir vesayet kurmaktan başka bir anlama gelmemektedir. Aleviliği devletleştirmek yerine, devletin bütün inançlar ve ideolojiler karşısında maksimum  tarafsızlığını  talep etmek lazımdır.Devletleştirmek ya da dindarlaştırmak,  Alevi sorununu çözmez. Alevi sorununun normalleşmesi ve çözüm yoluna konması için özgürlük, hukuk ve çoğulculuk ekseninde bir perspektife ihtiyaç vardır.

 Alevi sorununa, devletçi, güvenlikçi ya da  inanç merkezli yaklaşımlarla bakılması, bu sorununu çözmediği gibi Alevi taleplerinin anlaşılmasını ve karşılanmasına da engel olmaktadır. Alevilerin de özgür ve onurlu insanlar olarak hak ve özgürlüklere sahip olduğunu esas alan, onların inanç ve kimlik  bağlamındaki farklılıklarını tanıyan, onları dönüştürme, değiştirme, dindarlaştırma ve asimile etme amacı ve niyeti taşımayan  sahici anlamda çoğulcu ve özgürlükçü bir paradigmayla Alevi sorununa yaklaşılması  çok acil bir ihtiyaçtır.
 Alevilerin talep ettiği,  dışarıdan kendileri için dizayn edilen yeni bir inanç, kimlik ya da  yaşam tarzı  değildir. Alevilerin istediği Alevi kalarak,  farklı oluşunu koruyarak   kimliğinin ve inancının  hak ve özgürlüklere donatılmasıdır. Bu talebi karşılamanın yolu da tanımlamadan tanımaya,  benzeştirmek yerine farklılığı  kabul etmeye ve farklılığın özgürlüğü ve çoğulculuğu gerektirdiğini anlamaktan geçmektedir.
 
Doç.Dr. Bilal SAMBUR
Din ve Hürriyet Araştırmaları Merkezi Direktörü
 
 
 
 
 
 
 
 
» Yazarın Diğer Yazıları
İMKB KURLARI
IMKB
Dolar
Euro

60.608
1.515 TL
1.926 TL
12 Eylül referandumuna EVET mi diyeceksiniz HAYIR mı?
Anket Tarihi : 14.07.2010
A. Hamdi AYAN
Ufuk COŞKUN
Ahmet ANAPALI
Bilal AKSA
Sabri GÜLTEKİN
Bilal SAMBUR
Abdulvahap FİLİZ
İSTANBUL
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsı
5:03 6:32 13:08 16:41 19:32 20:54
KÜNYE | RSS | REKLAM VERİN | BİZE ULAŞIN | SITE EKLE
© 2007-2008 Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz