MHP başörtüsü konusunda çokta hassas değildir. İnsan hakları alanında zayıf bir partidir.
Özgürlük, demokrasi, din ve vicdan hürriyeti, insan hakları gibi konularla pek ilgilenmez. İlgi alanları daha çok ülke bölünmesin, herkes Türk olsun, Türk kalsın, Türkçe şarkı söylensin, Türk yemekleri yensin, askere dil uzatılmasın, andımız, marşlar vs. Gerisi onlara göre bizi bölmeye, yıkmaya çalışan iç ve dış düşmanların birer saçmasından başka bir şey değildir. O yüzden bir türlü Türkiye partisi olamıyorlar. MHP’nin başörtü samimiyetsizliğini 3 Mayıs 1999’da görmüştük. Başörtülü milletvekili adayı Nesrin Ünal’ı meydanlarda başörtülü bir şekilde konuşturan MHP o aralar “ürkek değil erkek olacağız” diye slogan atıyordu. Neticede erkek olanlar meclise girince yaptıkları ilk icraat olarak Nesrin Ünal’ın başörtüsünü çıkarmak olmuştu. Bu mevzu eski, yeni olan Osman Durmuş’un “peygamber gibi görünen başbakanın eşini nasıl içeri almazsınız” çıkışı…
Bu konuda Osman Durmuş’ta Önder Sav’da ayıp etmişlerdir. Peygamber Türk siyasetinde bu denli istismar edilmemelidir. Ancak istismarın daniskası bu sefer bir AK Parti il başkanına ait! AK Parti Aydın İl Başkanı İsmail Hakkı Eser. Eğer söz konusu peygambere hakaret ise hakaretin en büyüğünü AK Parti il başkanı yapmıştır. AK Parti Aydın İl Başkanı genel başkanları için o bizim için ikinci peygamberdir demiş… Yalakalığın da bu kadarı…
Şimdi ne farkınız kaldı Önder Sav’dan…
Partililerin genel başkanlarına şirin gözükmek onların gözüne girmek kısacası onlara yalakalık yapmak için olmadık işler yaptıklarını biliyoruz. Örneğin bugün bir CHP’ li için Baykal belki de yüzyılın en büyük devrimcisidir. MHP’li bir Türk milliyetçisi için en büyük Türk lideri “Başbuğ” Bahçeli’dir. Demek ki bir AK Partili için Tayyip Erdoğan’da ikinci peygambermiş. Biz padişah sanıyorduk! Çok şükür Erdoğan bu tip yakıştırmaları pek itibar etmiyor. Sanırım il başkanının da istifasını istemiş.
Başbakanın eşi Emine hanımın GATA’ya alınmaması birçok demokrat yazarı da çok üzmüş. “Başbakanın eşinin bile alınmadığı…” diyerek başlıyorlar sözlerine. Başbakanın eşine bir ayrıcalık talep eder gibi konuşmaları ve yazmaları bana kalırsa hiçte demokratça değil. Özgürlükler böyle savunulmaz..Bu da ayrı bir yalakalık türü ülkemizde..Başbakanın eşi de alınmıyor sıradan bir hanım efendi de alınmıyor oraya ve benzer yerlere… Böyle gitmesi durumunda da alınmayacaklar… Ben Emine Erdoğan’ın yerinde olsam GATA’ya alınmadım diye üzüleceğime bu meselenin çözümü için başta başbakanı sıkıştırırdım.
Demokrat yazarlar da” başbakanın eşinin bile alınmaması” diyeceklerine başta sivil anayasa olmak üzere tüm insan hakları ihlalleri konusunda başbakanı zorlamalıdırlar. Bunu da size bırakıyorum.."