İki taburla Ankara’ ya gelmek istemiş

Hatay’daki FETÖ iddianamesinde, darbeci Tuğgeneral Semih Terzi’nin emri doğrultusunda, 2 tabur personeli Ankara’ya götürmek isteyen 6 asker hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

HATAY (AA) – Hatay’da, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında, Astsubay Başçavuş Ömer Halisdemir tarafından vurularak öldürülen darbeci Tuğgeneral Semih Terzi’nin emri doğrultusunda, 2 tabur Özel Kuvvetler Komutanlığı personelini darbe girişiminde kullanmak amacıyla Ankara’ya götürmek isteyen ve Hava Kuvvetleri Komutanlığından atılan 6 asker hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.

Hatay Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında, meslekten ihraç edilen tutuklu Pilot Yüzbaşı Ferdi P, Üsteğmen Onur B, Pilot Teğmen Yasin U, Astsubay Kıdemli Başçavuş Yaşar S, Astsubay Kıdemli Üstçavuş Volkan A. ve Astsubay Kıdemlı Çavuş Erol B. hakkında hazırlanan 37 sayfalık iddianame, Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

Darbe gecesi yaşananların yer aldığı iddianamede, 16 Temmuz 01.30 sıralarında Hatay Havalimanı yetkililerince piste uçuş kayıtlarında yer almayan askeri bir kargo uçağının plansız bir iniş yaptığı belirtildi.

Bunun üzerine Hatay Cumhuriyet Başsavcılığının talimatları doğrultusunda kolluk görevlilerinin, saat 02.20 sıralarında Hatay Havalimanı’na geldikleri ve içerisinde askeri üniformalı şahısların olduğu Türk Hava Kuvvetlerine ait kargo uçağının pistte beklediğini gördükleri aktarılan iddianamede, uçak içerisinde asker olduklarını söyleyen üniformalı kişilerden uçaktan inmeleri ve kimliklerini ibraz ederek ne amaçla uçuş programı dışında Hatay’a iniş yaptıklarını açıklamalarının istendiği anlatıldı.

İddianamede, uçakta bulunan ve askeri personel olduklarını söyleyen şahısların, komutanlarının talimatı olmadan hiç kimseye kimliklerini göstermeyeceklerini, uçaktan da inmeyeceklerini söyleyerek zorluk çıkarmaları üzerine saat 03.22 sıralarında Hatay Cumhuriyet Başsavcılığının “Uçak içerisinde bulunan şahısların uçaktan indirilerek gözaltına alınması, uçakta arama yapılıp suç unsuru olabileceği değerlendirilen malzemelerin incelenmek üzere muhafaza altına alınması, ayrıca uçağın bağlanarak hareketine izin verilmemesi” şeklinde talimatları doğrultusunda, aralarında pilot yüzbaşı ve üsteğmenin de bulunduğu 6 kişinin gözaltına alındığı kaydedildi.

Darbeci general Terzi, Hatay’dan 2 tabur istediİskenderun Ahmet Tor Kışlası’nda, Özel Kuvvetler Komutanlığında görevli E.Ç’nin de bilgi sahibi olarak alınan ifadesi iddianamede yer aldı.

E.Ç’nin 15 Temmuz’da saat 21.30 sıralarında birinci sicil amiri olan darbeci general Semih Terzi’yle yaptığı görüşmeye ilişkin şu bilgileri verdi:

“Terzi beni arayarak bir görev için iki taburun Ankara’ya intikal ettirilmesini istedi. Personeli Hatay’a gelecek olan uçağın alacağını söyledi. Görevin içeriğini sorunca da ‘Ankara’ya gelince anlarsın, ben de Ankara’ya gidiyorum’ dedi. ‘Özel Kuvvetler Komutanlığının bilgisini dahilinde mi’ diye sorduğumda ise ‘Çok uzatma’ diye cevap verdi. Ardından Ankara’da iki, Samsun’da ve Diyarbakır’da birer tabur komutanı da beni aradı, Ankara’ya gitme emri aldıklarını aktardı. Hepsine bu emri kim verdiğini sorduğunda, emrin Tuğgeneral Semih Terzi tarafından verildiğini söylediler. Ben konunun Suriye krizi ya da terörle mücadele harekatıyla ilgili olduğunu değerlendirdim. Ancak içim rahat etmedi.”

Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı’yı iki kez aradığını ama ulaşamadığını, sonra “Komutanım, İskenderun’da şu an için olumsuz bir durum yok emirleriniz doğrultusunda hareket etmek için personelimiz teyakkuz durumda hazır bekliyor, arz ederim.” şeklinde mesaj attığını savunan E.Ç, karşılık gelmeyince kendisini tekrar aradığını ve o sırada televizyon kanallarından darbe girişimi olduğu yönünde haberleri görünce “komutana bir şey olduğunu” düşündüğünü aktardı.

“Hiçbir tabur hiçbir yere gitmeyecek”E.Ç, bu sırada görevi devredeceği grup komutanının kendisini aradığını ve “Ankara’ya birlik gönderme emri aldın mı?” dediğini belirterek ” (Evet, aldım ama şüphelendim, komutana mesaj attım ancak cevap alamadım, aradım yine ulaşamadım yine arayacağım) dedim. Bunun üzerine tekrar arayarak ulaştığım Özel Kuvvetler Komutanı, ’emri uygulamamamı, birlikleri İskenderun’da tutmamı, bunun şerefsizce bir darbe girişimi olduğunu ve başarısız olacağını’ söyledi. Ben de ‘komutanım emrinizi anladım, birlikler hareket etmeyecek siz emir verene kadar’ dedim.” ifadesini kullandı.

Daha sonra bütün lider personelini topladığını ve “Emir komuta bende, hiçbir tabur hiçbir yere gitmeyecek Özel Kuvvetler Komutanımızın emridir, biz devletimize bağlıyız” dediğini ifade eden E.Ç, şunları kaydetti:

“Emniyet ve güvenlikle ilgili talimatlar verdim. Daha sonra Diyarbakır, Ankara ve Samsun’daki birlik komutanlarına ulaşarak emri yalnızca Özel Kuvvetler Komutanından ve benden almalarını söyledim. Özel Kuvvetler Komutanı ile sabaha kadar 3 kez benzer görüşmeler yaptım. Bu süre zarfında darbe girişimini anladıklarından Özel Kuvvetler Komutanımızın telefonları hariç hiç bir telefonlara cevap verilmemesi talimatı verdim. MİT Bölge Müdürü arayarak ‘Komutanım, uçak gelmiş haberiniz var mı?’ dedi. Ben de ‘bize geleceğini öğrenmiştim ancak biz devletimizin yanındayız personelimi Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı’nın emirleri olmaksızın buradan hareket ettirmeyeceğini, gelen uçakları kale almadığını kendisinin de kale almamasını söyledim. Hemen sonra Hatay İl Jandarma Komutanı da arayarak uçakları sordu, aynı cevabı ona da verdim.”

İddianamede, “bilgi sahibinin ifadesinden de anlaşılacağı gibi darbe yapmak amaçlı geldiği Özel Kuvvetler Komutanlığı binasında Astsubay Başçavuş Ömer Halisdemir tarafından vurularak öldürülen Tuğgeneral Semih Terzi’nin emri doğrultusunda, 6 şüphelinin İskenderun’daki Ahmet Tor Kışlası’ndan 2 tabur Özel Kuvvetler Komutanlığı personelini darbe girişiminde kullanmak amaçlı Ankara’ya götürmek üzere Hatay Havalimanı’na geldikleri anlaşılmıştır’ bilgisine yer verildi.

Şüpheli askerlerin cezaevine gönderildiği ve FETÖ/PDY üyesi olmak suçunu işlediklerinin sabit olduğunun anlaşıldığı aktarılan iddianamede, sanıklar hakkında “Cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet ve “silahlı örgüte üye olmaktan” da 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.