İstişare ve Şûra, Kapalı Devre İşleyen Bir Seremoni Değildir

​​​​​​​Milli Görüş'ün içine düştüğü ve esiri olduğu yanlışlar üzerinden örnekleriyle yapıcı bir muhasebe çağrısı yapan Dilipak'ın bugünkü makalesi siyasetin ahlaki ve toplumsal temellerine yönelik son derece önemli vurgular içeriyor.

 

Bu işler böyledir! / Abduurahman Dilipak

Yıllar önce Erbakan’ın vefatından önce, mal varlığını çocukları arasında taksim etmesini, davaya ait fonu da oluşturulacak bir mütevelliye devredilmesini yazmıştım. Birileri kızılca kıyameti koparttı. Hakaretin bini bir para. Ben bu davayı anlayamamışım, kim oluyormuşum, hoca düşünemiyor mu imiş, işime bakmalıymışım. Ve sonuç, Erbakan’ın vefatının yıldönümünde, ailesi ve Saadet Partisi bile maalesef bir araya gelemedi. Kardeşi, oğlu, gelini, damadı, kızı nerede duruyor?

Selametköy arazisi ne oldu mesela? Milli Görüş, Adil Düzen İslam dünyasını bir araya getirecekti, gelinen noktada aile bile bir araya gelemedi. Ne oldu da bu işler bu noktaya geldi.

Erbakan’ı kurulması düşünülen partiye davet eden Hasan Aksay’a bu işleri soran var mı? Süleyman Arif Emre’ye soran var mı? Bu hareketin çekirdek kadrosundaki Fehmi Cumalıoğlu ve Arif Hikmet Güner vefat etti. Birçok kişi Güner’in adını ya duymamıştır, ya da hatırlayan insan sayısı da yok denecek kadar azdır.

Numan Kurtulmuş, bu hareketten ayrılıp Has Parti’yi kurdu, sonra oradan ayrılanların çoğu AK Parti’ye geçti, Bekaroğlu CHP’ye gitti. Abdullatif Şener başka vadilere savruldu.

Şimdi Adil Düzen ve Milli Görüş’ün manevi lideri Oğuzhan Asiltürk, parti ise Temel Karamollaoğlu’nda. Bakın kadro, son seçimde CHP ile AK Parti’ye karşı seçim ittifakı için masaya oturmuştu. Partinin kuruluş günlerinden beri Hasan Aksay ile beraber hareket eden Hulusi Özkul’u hatırlayan var mı mesela?

SP’yi eleştirirken, AK Partililer; içinden doğup geldikleri bu hareketin vardığı noktaya bakıp, kendilerine çekidüzen vermeliler. SP’nin başına gelenler, AK Parti’nin de başına gelebilir..

Bugün Milli Görüşçüler için söylediklerimi, yarın iş işten geçtikten sonra AK Partililer için söylemek istemem.. “Bade harabul Basra” diye bir söz vardır. “Basra harap olduktan sonra!”..

Bu işler bu noktaya geldikten sonra çok geç.

Ama dün birileri eleştiri kabul etmiyordu. Birileri istişare ve şûrayı kendi içlerinde kapalı devre bir seremoniye dönüştürmüştü. Bazıları, kıraldan fazla kıralcılık yapıyorlardı. Şimdi bizim mediada da, sosyal mediada da bu tipler var. Sermaye çevrelerinde, STK’larda, her yerde varlar. Bunlara dikkat etmek gerek. Bir kısmı menfaati gereği bunu yapıyor, bir kısmı garip bir şekilde bağlanıyor. FETÖ’ye bağlanıyor, bir şeyhe bağlanıyor, futbol takımına bağlanıyor. Her hareketin fanatikleri vardır. Aşk ile bağlandıkları kişi ya da harekete karşı en ufak eleştiriye bile öfkeyle cevap veriyorlar.

Gelinen noktada SP için artık yolun sonu. Yeni bir parti de kursalar, artık zor.

AK Parti değişim için düğmeye bastı. Bu önemli. Bundan sonrası için dikkat edilmesi gereken bir konu var. Hiç kimse geçmişi olmayan, hiç bedel ödememiş, parasını vererek köşe, makam sahibi, sermaye sahibi yaptıkları insanlarla, maaşa bağladıkları naylon kadrolarla geleceğe yürüyemez. Muhteris, kibirli, giydirilmiş odun kılıklı, para, kadın ve makam delisi, cahil, fasık, korkak tiplerle bir yere gidemezsiniz.. Adaylarınızı ya da mevcut teşkilat, milletvekili ve yöneticilerini tanımak istiyorsanız, dostlarına bakın. Kimlerle beraberler.. Lafa bakmayın. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

Siyasiler, işadamları, STK temsilcileri keşke teşkilat yöneticilerini seçerken, özellikle de siyasi aktörleri belirlerken, belediye ve siyasi aktörler için multi disipliner bir performans karnesi düzenleseler. Bakın bakalım, dindar çevreler ne diyor, muhalefet ne diyor, STK’lar, media ne diyor, basın ne diyor. Dürüst mü, akıllı mı, cesur mu, aksiyon adamı mı? Para, makam, kadın düşkünlüğü var mı, kibirli mi, tevazu sahibi mi, halklar teması ne durumda, aile ilişkileri nasıl. Her başlık hakkında en az 3 farklı kaynaktan farklı değerlendirme alıp ona göre bir puanlama yapmak gerek. Akıllı, dürüst ve cesur değilse zaten başka puana bakmaya gerek yok. Allah fasık ve cahil, zalim adamlara yardım etmez. Allah’ın yardım etmediği bir adamdan da kimseye hayır gelmez.

Bakın, sahtekar adama, “iyi” diye destek veren adamı da silin. Kimse de kimseye çok kolay kefil olmasın. Sonra getirdiğiniz adamın günahına da ortak olursunuz. Ne kadar sahtekar varsa, iki burs ayarlıyor, bir yurt ya da dergaha bir bağışta bulunuyor, ondan iyisi yok. Bu sahtekarlar, kaz gelecek yerden tavuğu esirgemezler.

AK Parti’deki AKP’liler, şimdiden Erdoğan sonrasına hazırlanıyorlar.. Onların Erdoğancı geçinmelerine bakmayın. Eğer fark edildiklerini anlasınlar, yani bu kapıdan kendilerine ekmek çıkmayacağını görsünler, köpek dişlerini göstermekte tereddüt etmezler. Tehdit, şantaj her yol o zaman onlar için mübah olur.

Eğer bu halktan oy isteyecekseniz, halk nezdinde kredisi tükenmiş adamları vitrine çıkarırsanız kaybedersiniz. Eğer halk doğru bilmiyorsa bile, halkla tartışmayın. Bazan bir şeyin şüyuu vukuundan beterdir. Halkla inatlaşılmaz. Seçmen siyasetçinin velinimetidir.. Onun her istediğini yapmasanız da, istemediği bir şeyin tersini yapmayın. Herkesin bildiği bazı gerçekleri sizin bilmeme hakkınız yok.

Tamam, bu millet bu kafa ile giden CHP’ye oy vermez, Akşener’e de vermez, HDP’ye de.. Son tahlilde ötekilere bakıp oyunu AK Parti’ye verecek olanlar da var, ama bunlardan bazıları, eğer listelerde halkın nefret ettiği isimleri öne çıkarırsanız sandığa gitmeyebilirler.. El altından CHP’yle dolaylı menfaat birliği sağlayan, ya da belli lobilerle menfaat birliği içine giren birilerine parti ve yönetim kadrolarında yer vermeye devam edilecek olursa bunun faturası ağır olur.

AK Parti, rakiplerinin beceriksizlikleri, ihanetleri üzerinden oy devşirme planı yapmamalı. Kendi inanç ve değerleri ile gelecek projeleri ile bilgili, dürüst ve cesur kadroları ile halkın önüne çıkmalı.

Bana kalırsa aday belirleme konusunda bu iş dar kadrolara emanet edilmemeli ve bu iş son dakikaya bırakılmamalı.

VE SON BİR SÖZ: (Edeb Ali’nin Osman Gazi’ye dediği gibi) “Beysin, bundan sonra öfke bize; uysallık sana… Güceniklik bize; gönül alma sana… Suçlamak bize; katlanmak sana… Acizlik yanılgı bize; hoş görmek sana… Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana… Kötü göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana… Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana.. Üşengenlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana… Yükün ağır, işin çetin, gücün kıla bağlı.. Allah (c.c.) yardımcın olsun.” Siyasette yönetici olanlar bu sözlere kulak vermeyenleri yanında tutmaktan sakınmalıdırlar. Siyaset yapacaksa biri, önce bunu bilmeli, merhameti gazabından, sevgisi nefretinden büyük olacak! Keşke her siyaset erbabı bu işe başlamadan önce Hz.Ali’nin Malik b. Eşter’e mektubunu okusa ve bunu AliyülMürteza’nın kendine gönderdiği manevi vasiyet kabul etse! Ey siyaset ehli sabredenlerden olalım. Sabır hem size, hem bize. Selâm ve dua ile.

YENİ AKİT