Modernizmin Dayattığı Kadın ve Erkek Modeli

Modernizm esasen başlı başına bir kopuşun habercisi. İnsanın fıtratından, kalbinden kopuşun.. Peki modernizmin dayattığı kadın ve erkek modeli nasıl? Aile Danışmanı ve Yazar Asiye Türkan bu konuyu kaleme aldı..

Aile Danışmanı-Yazar Asiye Türkan’ın kaleme aldığı “Modernizmin Dayattığı Kadın ve Erkek Modeli” başlıklı yazı..

Değişim ve ilerlemenin aracı olan modernizm akımı gelenekle çatışma içindedir. İnsanlara dünden farklı bir yaşam tarzı sunmaktadır.

Üretim fabrikaların, eğitim okulların, siyasi ve dini işler de devletin görevi olmuştur. Aile ise artık bir tüketim aracıdır. En kolay etkilenen de kadınlar olmuştur. Sonucunda seküler toplum hızla hayatımıza girmiştir.

Dünyevileşmek olan sekülerizm, dünya ile ahiret dengesini bozmuştur. Modernitede ahiret düşüncesi yoktur. Bunun yerine ye, iç, eğlen, günü gün et, geleceği düşünme, kendine iyi bak, hesapsız harca vardır.

Modern düşünce kadını ve erkeği birbirine düşman etmiştir. Eşi, toplumu yad a dini tarafından hakkının gasp edildiği düşünülen kadın, ezilmemek için ekonomik özgür olmaya ve kariyer sahibi olmaya özendirilmiştir.

Böylelikle kadın bedeni reklam aracı olarak kullanılmış, kadınlık onuru ve kişiliği zedelenerek dişiliği ön plana çıkarılmıştır.

Modernizmden en fazla etkilenen şüphesiz kadındır. Bu da Feminizmin doğmasına sebep olmuştur. Bu akım kadını mutlu edememiş acısına yeni acılar eklemiştir. Halbuki kadını mutsuz olan ne toplum ne de aile mutlu olabilir.

Seküler hayatın bizler üzerindeki etkileri şu şekilde olmuştur:

× Bireyselleşme
× Özgürlük söylemleri
× Evin otel olarak kullanılması
× Kadınların çalışması
× Evliliğin değerinin kalkması/ Nikahsız yaşamak isteği
× Yaşam şartlarının ve beklentilerin artmasından dolayı evlilik yaşının artması
× Eşte aranan özelliklerin değişmesi
× Fazla çocuk istememek

Modern dünya mutluluğu hazza indirgemiştir. Sağlıklı olmak, maddi sıkıntı çekmemek, istenilen her şeye kısa yoldan sahip olmakla mutlu olacağı zannı verilmiştir.

Kur’an-i perspektiften baktığımızda ise durum farklıdır. İnsan açlık, korku, can ve mal kaybı gibi şeylerle imtihan edilecektir. Sabredenler ise müjdelenmiştir.

Mutluluk; her şeyin yolunda gitmesiyle veya birçok şeye sahip olmakla doğrudan alakalı değildir. Bazı felaketlere maruz kalan müminler, bu zorluklara rağmen sabır edip teslim olmalıdır. Ancak bu şekilde huzur bulunur.

Cenab-ı Hak, tek nefisten ve ondan da eşini ve ve bir çok erkek ve kadın yarattığını beyan ettiği insanların kendisinden sakınılmasını istemiştir. Zira Allah insanlar üzerinde gözetendir.
Kimine erkek, kimine de kadın kıyafeti giydirilmiştir. Hiçbir insan, seçimini kendisi yapmamıştır. Seçimini yapmadığı, gayreti ve emeği olmadığı bir konu üzerine de ne övünebilir, ne de yerinebilir.

O halde insan nedir?

İyi ve kötü fiiller nelerdir?

Bir fiili iyi ve kötü yapan özellikler nelerdir?

Hangi sebeplerden dolayı iyi davranışlar tercih edilir, kötü davranışlardan da kaçınılır?

İyiyi gerçekleştirmek için insan ne yapmalıdır?

İnsanı diğer varlıklardan ayıran özellik nedir?

İnsanı insan yapan özellik kalbi, dinlemesi ve görmesidir. Kalpler düşünmek, kulaklar da duymak içindir. Kör olan gözler değil, sinelerdeki kalplerdir.

Sonucunda sevmek, inanmak ve güvenmek oluşur. Zira; iman edilirse ve gereği yapılırsa rahmet, sevgi olarak tecelli olacaktır.

Gözler ve kulaklar kalbin danışmanıdır. Göz doğruları görür, kulak doğruları işitir ama, kalp bunları dikkate almayabilir. O zaman görmenin ve işitmenin bir faydası olmaz. Hatta kalp, doğruları görmeye ve işitmeye tahammül edemez hale de gelebilir.

Asıl vurgunun, işitmeye ve görmeye değil kalbe yapılması ve imanın kalp ile tasdik olması bundandır.

İnsan olmak; Allah’a inanmak ve güvenmektir. Allah’a güvenen insan güvenilir olmalıdır. 
Güvenilir olan insan, Cenab-ı Hakk’ın sınırlarını gözetecek ve adil bir toplum oluşumuna katkı sağlayacaktır.
Sorumluluklarının farkında olan insan; ailesi için de mutluluk kaynağı olacaktır. Zira iman edip doğruları yapanlar için hoş bir hayat, güzel bir istikamet vardır.

Ves-Selam…