Yazarlar

Yeniden gönüllere girmek

Erol Ermiş

Camia olarak işlerimiz ters gitmeye başlayınca kendimizi sorgulamaya başladık. Acaba nerede yanlış yaptık da düşüşe geçtik? Bu sorunun birçok cevabı vardı. Ancak bunlardan en can alıcısı kuşkusuz şuydu: “Biz tevazudan uzaklaştık, bunun neticesinde insanlarla aramızdaki bağ zayıfladı.”

Tevazudan uzaklaşıldığı epey bir zamandır dillendiriliyordu. Alt kademelerin yaptığı bu eleştiri, uzun zaman üst kademeler tarafından dikkate alınmadı. Elimizdeki imkânların verdiği özgüvenle, şımarıklıkla, kibirle kulaklarımızı dostane eleştirilere kapatmıştık. Taki en üst düzeyden ve en üst perdeden bir uyarı gelince hep beraber irkildik. Herkes kendine çeki düzen vermeye başlamıştı ancak birilerimiz öylesine tevazudan uzaklaşmıştı ki tevazu üzerimizde eğreti duruyordu.

7 Haziran, 1 Kasım, 16 Nisan, 24 Haziran seçimleri arkasında birçok ders bıraktı. Hepsi bir şekilde atlatıldı. Önümüzde hepsinden çetin, 2019 Mart ayında yapılacak yerel seçimler var. Üstelik bu seçime ekonomik krizin kendini yoğun bir şekilde hissettirdiği bir dönemde giriyoruz. Yani durum daha ciddî. Bu yüzden partiler yeniden ittifak arayışı içinde.

Hizmet siyaseti eskisi kadar ilgi çekmiyor. İnsanlar bunca hizmeti öylesine kanıksamış ki yeni projelerin pozitif etki ve heyecan uyandırması kolay değil. Ak Parti öncesinin vahim belediyeciliği, yeni seçmenlere çok şey ifade etmiyor, eski seçmenlerdeki etkisi de eski tesir gücünde değil.

Seçimi kazanmak için ittifaklar dışında arayışlar da var. Partiler, yeni söylemler geliştirmeye çalışıyor. İktidar partisinde; 94 ruhu, ehliyet ve liyakat, gönül belediyeciliği, tevazu, etkili iletişim, adam adama markaj… ön plana çıkıyor. Bu kriterler çerçevesinde mevcut belediye başkanlarının %90’a kadar varan bir oranda değişeceği belirtiliyor.

Bizim görüşlerimiz bir yerlerde ne kadar anlam ifade eder bilemeyiz ancak biz de bu vatanın vatansever bir evlâdı olarak bazı şeyler söylemek isteriz.

Saadet Partisi, bu sefer işi çok daha ciddiye alıyor ve şimdiden araziye inmiş durumda. Vakıf, Dernek ve STK’ları dolaşarak görüş alışverişinde bulunuyorlar. Kendilerini iyi ifade edecekleri bir zemin yakalayıp yakalayamayacaklarını izleyip göreceğiz.

94 Ruhu” kapı kapı dolaşmayı, ev sohbetleri yapmayı, adam adama markajı, parti politikalarını anlatacak ve insanları ikna edecek çok sayıda yetişmiş hatibi, insanlarla empati kurabilmeyi, adanmışlığı, başarıya susamışlığı, kazanmaya kilitlenmeyi… ifade ediyor. Her şeyini liderine bağlamış bir hareketin kısa zamanda kitlesel bir “94 Ruhu”nu yakalaması kolay olacak mı? Zor ama imkânsız değil. Bunca kazanımın heder edilmemesi için “94 Ruhu” şart. Sokak iftarları biter bitmez soluğu lüks restoranlarda alan bazı yöneticiler inşallah kısa zamanda “94 Ruhu”na uyum sağlar.

Ehliyet ve liyakat hâlâ heyecan uyandırıyor. Ancak her ehliyet ve liyakat söyleminden sonra eş-dost-tanıdık, akraba, hemşehri vb. şeklindeki atamalar, hayal kırıklığı yaratmıyor değil. Bir de buna son zamanlardaki açılım atamaları eklendi ki bazen şaşırmamak elde değil. Ehliyet ve liyakat konusu gecikmeksizin belli kriterlere bağlanmak zorunda. Yoksa işin içinden çıkmak gün geçtikçe zorlaşıyor.

Camia dışı çevrelere açılım, kendi içinde büyük riskler taşıyor. İyi yönetilemezse evdeki bulgurdan olma ihtimali de var. Güven veren bir muhalefetin olmayışı, her zaman işe yaramayabilir. Kendinizin de güven kaybına uğrayabileceğini hesap etmek gerekir.

%90’lara varan bir kadro değişikliği kâr mı getirir zarar mı, üzerinde iyice düşünmek gerekiyor. 16 yıldır kadrolardaki yenilenme, büyük bir küskün kitle doğurdu. Bu kitleyi çok daha büyütmek ne kadar akıllıca? Değişim illaki olacaktır ancak deneyimli ve başarılı kadroları elde tutmak, eskiden görev alan yöneticileri de kazanmak gerekir.

FETÖ ile mücadele zaman zaman mağdurları da vuruyor. Mahkemece aklananlar başta olmak üzere tüm mağdurlar hızlı bir şekilde görevine iade edilmelidir. Bundan sonraki mücadele, daha çok yurt dışındaki lider kadrolara yönelik olarak sürdürülmelidir. Yurt dışındakilerin etkisini kıramadan içerideki bağlığı yıkamazsınız.

Büyük şehirleri gökdenlerle doldurduktan, inşaat sektörünü bu kadar büyüttükten sonra park-bahçe, yeşil ağırlıklı, doğayla uyumlu şehirler vaadi ne kadar inandırıcı olacak? Gerçi yaşanılır şehirler için bol park-bahçe şart. Bakalım halkımız bu hususta nasıl bir yol tutacak?

Ekonomi, bu seçimlerin anahtarı olacaktır. Mart ayına kadar ne yapıp yapıp ekonomik krizin etkilerini azaltmak gerekir. McKinsey hususunda ikna etmenin zorluğu ve önemi üzerine ilgili cümle kurmaya çalışırken Reisin iptal haberiyle camiada ciddî bir rahatlama meydana geldi. Ancak ekonomik rahatlama sağlanamadığı takdirde sıkıntının büyüyeceği aşikardır ve domino etkisi yapacaktır.

Yenilmez armada Erdoğan, bu seçimde de bir yol bulacaktır diyor, herkese bol tevazulu günler diliyorum.

Etiketler

Öne çıkan makaleler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close