135 yıllık savaş, Sultanahmet mi Greenwich mi?

Yüz yılı aşkın süredir bitmek bilmeyen bir savaşın içerisindeyiz.

Her ne kadar farklı dönem, isim, şart ve şekillere büründürülmüş olsa da; neden ve sonuçları itibariyle vaka birdir.

Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı, Arap-İsrail Savaşları, Vietnam, Kore, Rusya’nın Afganistan’ı İşgali, İran-Irak Savaşı, Körfez Savaşı, Bosna Soykırımı ve diğerleri..

**

135 yıl önce dünyanın merkezi İstanbul’du.

Merkeziyeti, milyonlarca kilometre karenin hakimiyetini elinde bulunduran Osmanlı’nın başkenti olmasından ibaret değildi.

Roma İmparatoru I. Konstantin tarafından şimdiki Sultanahmet Meydanı’na diktirilen “Milyon Taşı”, İstanbul’a bu vasfı yüklemişti.

Şehir, dünyanın sıfır noktası sayılıyor, coğrafya, tarih, astronomi ve haritacılık bu tanım üzerinden geliştiriliyordu.

Taş, doğu ve batıyı ayırıyor, dünyanın başlangıç ve merkez noktası olarak kabul ediliyordu.

Sıfır boylamı Ayasofya’nın üzerinden geçiyordu.

Roma döneminden Osmanlı’nın son dönemlerine kadar bu özelliğini korudu İstanbul.

Birçok ülke, saatlerini İstanbul’a göre ayarladı, bölge ve coğrafya isimlendirilmeleri İstanbul’a göre yapıldı.

1884 yılına kadar..

O yıl, Washington’da Uluslararası Meridyen Kongresi adıyla bir toplantı düzenlendi. Yirmi dört ülke temsilcisi ve Osmanlı’nın ‘şerhli evet’iyle başlangıç meridyeni İngiltere’ye; GREENWICH’e taşındı.

Artık dünyanın merkez noktası İstanbul değil, Greenwich’ti.

Zaman ve konum belirlenmeleri süratle yeni merkeze göre düzenlendi.

Haritacılık, coğrafya, hava ve deniz trafiği, yön tayinleri tümüyle yeni merkeze göre değiştirildi.

Osmanlı bir süre kendi sistemiyle birlikte ikili sistemi devam ettirmiş olsa da, Türkiye, Cumhuriyetle birlikte tüm ayarlamalarını Greenwich’e göre düzenledi.

Sultanahmet’teki Milyon Taşı’nın yarısını kesip Greenwich’e taşıyan Britanya, böylece, üzerinde güneş batmayan krallık tacını perçinlemiş, küresel gücünü pekiştirmiş oldu

**

İşte bir asırdan fazla verilen mücadelenin temelinde bu felsefe yatmaktadır.

Saatlerini ve yön tayinlerini İstanbul’a göre ayarlayanlar ile; bölgeleri, borsa açılış ve kapanış saatlerini, kıblelerini Britanya’ya göre ayarlayanların mücadelesi.

Şam’ın, Trablus’un, Mağrip’in, Rumeli’nin, Afrika’nın ve tüm mazlum coğrafyaların ekonomik ve kültürel işgallerle boğuşması, katledilmesi, bölünüp parçalara ayrılması, karanlık ve umutsuz geleceklere hapsedilmek istenmesi bu yüzdendir.

Türklerin, Arapların, Kürtlerin, Farsilerin ve tüm halkların İslam milleti çatısı altından sökülüp; etnik köken, mezhep, bölgecilik, kabilecilik ve politik ayrışmalar üzerinden birbirine kırdırılma projesinin altında bu yatmaktadır.

Kıbrıs yüzyıl önce bu yüzden işgal edilmiştir. Rumlar bu sebeple Türklere yönelik bir etnik temizlik planı işletip adayı Yunanistan’a bağlamak istemiştir.

Filistin bu yüzden Siyonizm’e servis edilmiştir.

Afganistan bu yüzden süper güçlerin işgali ve soykırımına karşı mücadele vermiştir.

Irak’ta bu sebepten milyonlarca insan öldürülmüş, milyonlarcası yurtlarından edilmiştir.

Suriye’de akan kanın, Akdeniz kıyılarına vuran on binlerce cansız bedenin, yetimlerin, öksüzlerin müsebbibi bu projedir.

Keşmir, Somali, Sudan, Bosna, Libya, Mısır, Lübnan, Myanmar, Cezayir, Tunus ve diğerleri..

Tüm bu kaos ve karmaşanın, zulmün ve sefaletin ortasında, sıfır boylamında Türkiye vardır.

İslam milleti içerisindeki hiçbir halkın ve ülkenin Türkler, Anadolulular gibi bir “hamilik” ve “imparatorluk hafızası” yoktur. Bu kalıtsal bir meseledir.

Osman Gazi’nin rüyası, Edebali’nin öğütleri, Yavuz’un fetihleri, Fatih’in adaleti, Abdülhamid’in dirayeti, Kuvvay-i Milliye’nin direniş ruhu ile büyümüş, yetiştirilmiş bir nesle başka hiçbir Müslüman coğrafya ev sahipliği yapmamaktadır.

Tüm Müslümanlar için hürriyet ve vatan kutsal sayılsa da, bu uğurda can verip can alsalar da, Anadolu gibi kendi mücadelesini verirken bir gözü ve pazusu ile ümmetin diğer coğrafyalarını da gözetmeye çalışan başka bir örnek yoktur.

İşte bu sebeptendir ki Anadolu, tarih boyunca mazlumlara kapılarını açmış, ona yediğinden yedirmiş, giydiğinden giydirmiştir. Ordusuna Peygamber Ocağı demiş, fıtratına dar gelen sekülerizm, laisizm gömleklerine inat askerine Mehmetçik demiştir.

Türkiye’nin bugün Suriye’nin kuzeyinde yürüttüğü Barış Pınarı operasyonu da aynı ruhun zamanımıza tezahürüdür.

Bir ve diri olan imparatorluğun onlarca parçalara, uluslara, mezheplere bölünmüş halini daha da ileri götürmeye, Müslümanları küçük kabilelere bölüp nihayetinde dünya üzerinden silmeye çalışanların çarkına çomak sokmak için oradadır Mehmetçik.

Birkaç dost ve kardeş ülke haricinde resmi bir destek görmeyen Türkiye, sokaklarını, insanlarını görmezden gelip ardı arkasına Türkiye aleyhine açıklamalar yapan Arap ve Müslüman kukla devletlere, dünyayı mezbahaya çeviren küresel güçlerin tehditlerine pabuç bırakmadan ilerliyor.

1974’de Kıbrıs’ta ne yaptıysa, barışı tesis edip, kanı nasıl durdurduysa aynısını yapıyor.

Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla tüm mazlum yürekler, yetimler, öksüzler, gözü yaşlı anneler, çocuklarını teröre kurban vermiş babalar, namuslarına kastedilmiş genç kızlar, tutsak ve işgal altındaki topraklar..

Herkes kendi dili ve haliyle Türkiye’ye dua ediyor. Mehmetçik’in haricinde dünyaya adaleti, huzur ve bereketi, barışı getirecek hiçbir gücün olmadığını biliyorlar. Mescid-i Aksa’nın muhafızlarını bir heyecan kaplıyor, Evlad-ı Fatihan tetikte bekliyor, Afrika’nın Zenci Musaları gömülü sancağı eşeliyor.

Aleyhte tavır takınanlar, söz edenler, sessizliğe bürünenler, tereddütünü sürdürenler ise bekliyorlar.

Greenwich’e göre ayarlanmış saatleri ve kıbleleri üzerine kurulmuş hayatlarının bir döneminde, yeni Lawrence’ların kendilerine vaad ettikleri iktidar ve imtiyazların gerçekleşme ihtimali üzerinden pusuda bekliyorlar.

Saatini ve yönünü İstanbul’a göre ayarlayanların tökezleyip düşmesi, bölünüp parçalanması, işgal edilmesi halinde kendilerine açılacak kapıların hayalleri ile bekliyorlar.

İşte bu savaş, İstanbul’u merkez sayanlar ile Britanya’yı merkez sayanların savaşıdır.

Kaybeden tüm mevcudiyeti, benliği, medeniyeti, kültürü ve inancı ile dikili taşa asılacaktır.

Ya Sultanahmet ya da Greenwich’tekine..

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet fuat
Ahmet fuat - 1 ay Önce

Bunları bilmeyen devletler devam edemez

banner5