Aktüel

15 Temmuz’un tanığı gazeteci Hüseyin Adalan o geceyi tekrar anlattı

15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden geçen 10 yılın ardından, o karanlık geceyi en sıcak noktasında, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü"nde yaşayan gazeteci ve yazar Hüseyin Adalan, yaşadıklarını ilk günkü gibi hafızasında taşıyor. 2004 yılından bu yana FETÖ terör örgütüne mücadele eden tecrübeli gazeteci, 15 Temmuz 2016 gecesi vatan hainlerinin kurşunlarına ve tanklarına bizzat tanıklık ettiği o tarihi anları yeniden anlattı.

Abone Ol

Hain 15 Temmuz kalkışmasının 10. yılında, o karanlık gecenin en sıcak noktası olan köprüdeki tarihi direnişe bizzat tanıklık eden gazeteci ve yazar Hüseyin Adalan, hafızalardan silinmeyecek tüm o anları ve dehşet dolu dakikaları istanbulgundem.net okurları için kaleme aldı.

Suriye Sınırından İstanbul'a Uzanan Yolculuk
15 Temmuz 2016 öncesinde, uzun yılların verdiği mesleki tecrübeyle Suriye’de "savaş muhabiri" olarak görev yapmaktaydım. Amacım; eli kanlı diktatör Esed rejiminin Türkmendağı bölgesindeki soydaşlarımıza uyguladığı katliam, zulüm ve işkenceleri belgeleriyle kanıtlayıp tüm dünyaya duyurmaktı. Ağcabucak, Bayırbucak, Yamadiye, Hacer ve Kerkük gibi kritik bölgelerde en ön safta görev aldım. Esed rejiminin işlediği insanlık suçlarını içeren geniş bir video ve fotoğraf arşivi hazırlayarak bunları ulusal televizyon ve gazetelere servis ettim.

Savaş bölgesinin getirdiği ağır yük ve stres sebebiyle, iki ayda bir dinlenmek ve meslektaşlarımla vakit geçirmek amacıyla Hatay üzerinden Türkiye'ye geçiyordum. Darbe girişiminden yaklaşık 20 gün önce, ani bir kararla seyahat firması aracılığıyla İstanbul’a gittim. İstanbul'da en sevdiğim semtler olan Gaziosmanpaşa ve Eyüpsultan'da kalmayı tercih ettim. Kimseye haber vermeden sessizce bir otele yerleştim ve ertesi gün meslektaşlarımla bir araya gelerek gündemi değerlendirdiğimiz, dinlendiğimiz güzel birkaç gün geçirdik.

Ankara Biletinin İptali ve Esenler Otogarı'ndaki Gizemli Yoğunluk
Darbe girişimine 3-4 gün kala, yine ani bir kararla Ankara'ya gitmem gerekti. Telefonla yer ayırttığım biletin ödemesini geciktirdiğim için seyahat firması rezervasyonumu iptal etmişti.

15 Temmuz günü öğleden sonra Eyüpsultan’dan bir taksiye binerek Esenler Otogarı’na geçtim. Ancak otogarda büyük bir gariplik vardı; koskoca metropolde Ankara’ya gidecek tek bir otobüste bile yer bulamıyordum. Savaş muhabirliğinin getirdiği mental yorgunlukla birlikte ne yapacağımı düşünerek otogarda mekik dokurken, daha önce hiç duymadığım "Öz Diyarbakırlılar" firmasının muavini durumumu fark etti. Gazeteci olduğumu öğrenince bana yardımcı oldu. Otobüsümüz rötarlıydı ve nihayet saat 20.00 sularında hareket edebildik.

Köprüde Tanklar ve Helikopterler: İlk Karşılaşma
O yıllarda şehirler arası büyük araçlar, henüz yeni açılan 3. köprü yerine Boğaziçi Köprüsü’nü (şimdiki adıyla 15 Temmuz Şehitler Köprüsü) kullanıyordu. Köprüye doğru yaklaşırken hayatımda ilk kez şahit olduğum bir manzara vardı: Otobüsümüzün yanından son sürat geçen Tanklar ve Zırhlı Personel Taşıyıcılar (ZPT)... Aynı esnada boğazın üzerinde devriye uçuşu yapan 2-3 askeri helikopter belirdi. Mesleki yorgunluğun da etkisiyle henüz olayın vehametini kavrayamamıştım.

Saat 21.00 sularında, köprünün tam ortasında elleri silahlı darbeci askerler tarafından durdurulduk. Önümüzde başka hiçbir araç yoktu. Otobüs şoförü iç ışıkları yakıp kontağı kapattı ve aşağı indi. Bir süre sonra "İsteyen inebilir" anonsu yapınca, sigara yakmak için araçtan aşağı indim. Bizden hemen sonra Avrupa yakasından gelen tüm araçlar da darbeciler tarafından durdurulmaya başlandı.

"Şaka veya Tatbikat Sandım"
Nemli ve sıcak bir Temmuz akşamında köprüde tankların, ZPT'lerin namluları millete çevrilmişti. Yeşil askeri kamyonlar köprüyü enlemesine kapatmıştı. Aklıma ilk gelen şey bunun bir tatbikat, sosyal deney ya da kamera şakası olduğuydu; darbe ihtimalini aklıma bile getiremiyordum.

Saatler geçtikçe gerilim tırmandı. Ne olduğunu bilmemenin verdiği şokla ter içinde kalmıştım. Darbe kalkışması olduğunu, FETÖ'cü teröristlerin silah namlularını savunmasız yolculara doğrultup bağırarak tehditler savurmasıyla anladım. Tanklar köprü üzerinde manevra yapıyor, korku iklimi yaratmaya çalışıyordu. Yanımdakilere bunun bir darbe olduğunu söylerken kendim bile buna inanmakta güçlük çekiyordum.

Korkuyu Söküp Atan "Tekbir" Sesleri ve Büyük Direniş
Aşırı sıcaktan ve şoktan boğazım kurumuşken, birden uzaktan kısık sesli "Tekbir" uğultuları duymaya başladım. Önce halüsinasyon gördüğümü sandım ancak sesler gittikçe yükseldi, devasa bir ahenge ve gümbürtüye dönüştü. Halkın bu muazzam kenetlenmesi, köprüdeki tüm yolcular için adeta bir antikor görevi gördü; korku yerini büyük bir cesarete bıraktı.

Yüce Türk milleti, kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısıyla ve genciyle vatanı savunmak için köprüye akın ediyordu. Darbeci hainler halkın üzerine tanklarla ateş açtı. Köprü adeta sallanırken hepimiz yere kapandık. Ancak ölümün üzerine yürüyen asil Türk milleti durmadı; tankların üzerine yürüyerek, canı pahasına hainleri birer birer etkisiz hale getirdi. Bu destansı mücadeleyi dudaklarım uçuklayarak, gıptayla izledim.

Ankara'ya Ulaşım ve Silinmeyen İzler
Köprü darbecilerden temizlendikten sonra, otobüs kaptanımız bizleri dikkatlice araca bindirdi ve yolumuza devam ettik. Bolu yoluna kadar otobüste çıt çıkmadı; derin, sarsıcı bir sessizlik hakimdi. Ankara AŞTİ otogarına ulaştığımda hala hayatta olduğuma inanamıyordum. Yaşadığım şokun etkisiyle otele nasıl geçtiğimi bugün bile hatırlamıyorum.

O gece köprüde savunmasız genç bir vatan evladının, darbecilerin silahından çıkan bir şarjörden fazla mermiyle nasıl şehit edildiğini gözlerimle gördüm. Bu vahşet, ömrümün sonuna kadar hafızamdan silinmeyecek bir film şeridi gibi zihnime kazındı. Din kisvesi altında örgütlenen bu hain yapının Türk ordusuna sızıp kendi milletine nasıl bir kin ve nefretle saldırdığını bizzat müşahede ettim.

Mücadeleye Devam
15 Temmuz 2016 gecesine ait o otobüs bileti, benim için hayatımın en değerli ve anlamlı belgesi olarak kalacaktır. 2004 yılından bu yana bir gazeteci ve yazar olarak terör örgütleriyle tek başıma verdiğim mücadeleye, bugün kaldığım yerden daha büyük bir azim ve kararlılıkla devam ediyorum. Yüce Türk milletine hizmet etmek benim için en büyük onurdur.

Unutmayalım ki:

"Hayatta sadece tek endişemiz vatan olsun."

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }