MTTB tarafından 2022, "Kudüs Yılı" ilan edildi. 22 Ocak'ta Milli Türk Talebe Birliği Genel Merkezi'nde yapılan Kudüs Yılı açılış programında konuşan Numan Kurtulmuş: "Filistin meselesi adil ve hakkaniyetli bir şekilde çözülmedikçe asla Orta Doğu'nun barış kapısı açılmayacak ve asla yeryüzünde barış tesis edilemeyecektir." dedi
“Diyanet İşleri Başkanlığı da, İslam’ın ilk kıblesi, insanlığın kadim şehri Kudüs ve Mescid-i Aksâ ile ilgili farkındalık oluşturmak amacıyla, 21-22 Mayıs tarihlerinde Ankara'da "Uluslararası Kudüs ve Mescid-i Aksâ Sempozyumu” düzenliyor.”
"İslam’ın ilk kıblesi Mescid-i Aksâ’yı hudutlarında muhafaza eden Kudüs, her daim biz Müslümanların Hilal mücadelesi olmuştur. Kudüs, Efendimiz (sav)'in Miraca çıktığı tarih itibariyle; ben de Müslümanım diyen her mümine emanettir. Bu cihetle 2022 yılını "Kudüs Yılı" ilan ediyoruz."
Yukarıdaki açıklamayı yapan Milli Türk Talebe Birliği, çok isabetli bir karar vererek Kudüs'ü tekrar gündeme taşıdı. Aslında devamlı gündemde olması gereken Filistin, Kudüs ve Mescidi Aksa, sun'i gündemlerle zihnimizden ve gönlümüzden uzaklaştırılıyor. Dünyanın birçok bölgesinde Müslümanlara reva görülen zulüm ve haksızlıklar unutturulmaya çalışılıyor.
Kudüs, ah Kudüs! Hüzün, ızdırap, gözyaşı ve hasret dolu bir diyar; tam 400 yıl boyunca bir vatan toprağı olarak idare ettiğimiz, himaye ettiğimiz, uğrunda binlerce şehit ve esir verdiğimiz mukaddes belde; her sene 9 Aralık'ta işgal yıldönümünü gönül dolusu kederlerle tekrar yaşadığımız Kudüs.
Peygamberler diyarı, Miracın tecelligâhı, Müslümanların ilk kıblegâhı olan Mescidi Aksa'yı ve Kudüs'ü gönlümüzden ve zihnimizden hiç çıkaramayız. Asırlarca Müslümanların idaresinde "Darüsselam" (barış yurdu) olan bu mukaddes belde, şimdi tam tersine zulüm, işgal, terör, kan ve gözyaşı ülkesi haline gelmiş durumda. Bizler, maddi ve nefsi heveslerin uyuşturduğu, gelecek kaygısı ve menfaat hesaplarının körelttiği benliğimizle artık duyarsız hale gelmişiz.
Bu ümmet bir an önce uyanıp şuurlu bir şekilde Kudüs'e ve Mescidi Aksa'ya sahip çıkarsa, Müslümanların birlik ve beraberliği sağlandığı gibi, bütün mazlum ve mağdurların kurtuluşu için de önemli bir adım atılmış olacak.
KUDÜS MÜSLÜMANLARIN ORTAK DAVASIDIR
14 Aralık 2018 tarihinde yapılan Parlamenterler Arası Kudüs Platformu Konferansı'nda konuşan Cumhurbaşkanımız özetle şöyle demişti:
"Kudüs davası, yalnızca Filistin'deki bir avuç Müslüman'ın davası değildir. Kudüs, 1,7 milyarlık İslam âleminin onuru, namusu, harim-i ismetidir. Bu dava, hepimizin ortak davası, hepimizin ortak meselesidir. Kudüs, peygamberler sultanı Hazreti Nebi'nin 'şayet oraya gidemez ve orada namaz kılamazsanız, bari oranın kandillerini aydınlatacak yağ gönderin.' diyerek emanet ettiği kutlu beldedir. Bu şehrin her bir taşında, her bir sokağında, yüzyıllardır ayakta duran her bir ibadethanesinde Selahaddin Eyyubi gibi Müslüman idarecilerin emeği, alın teri vardır.
Yüreğimizin yarısı Mekke, geri kalanı da Medine'dir. Bunların üstünde bir tül gibi Kudüs vardır. Allah Resulü'nün Mirac'a yükseldiği bu kutlu şehri, İstanbul'dan, Kahire'den, Bağdat'tan, Mekke ve Medine'den ayırt etmeden seviyoruz. İşte bunun için biz, 'Kudüs kırmızı çizgimizdir' diyoruz.
Mücadelemiz, 'La ilahe illallah, İbrahim halilullah' ifadesinde tecessüm eden saygı, hürmet ve hoşgörü ikliminin tekrar Kudüs-ü Şerif'te hakim olması içindir. Bu ifadelerim ayrıcı bir dinin değil, bütünleştirici bir dinin mensubu olduğumuzun ifadesidir. Millet olarak bütün gayemiz, Filistin'de kalıcı barış ve istikrarın tesis edilmesidir. Bunun yolu da, 1967 sınırlarında, başkenti Kudüs-ü Şerif olan bağımsız ve egemen Filistin Devleti'nin kurulmasıdır.
Tarihi gerçekler ve hukuk ortadayken, İsrail son 60 yıldır kasıtlı şekilde Kudüs'teki İslam mirasının izlerini silmeye çalışıyor. Silemeyeceksiniz, bu tarihi gerçeği yok edemeyeceksiniz. 1 milyar 700 milyonluk İslam dünyasının içinde gaflet içerisinde olan yöneticiler olabilir, ama bu halkları yok edemeyeceksiniz. Ne kadar ağır, ne kadar şedit, ne kadar insanlık dışı olursa olsun hiçbir baskı ve zulüm Küdüs'ün kurtuluşuna mani olamayacaktır."
***
Parlamenterler Arası Kudüs Platformu tarafından hazırlanan ve değişik ülkelerden üç bin parlamenterin imzaladığı Kudüs Ahdi, sadece Müslümanların değil, insan hak ve hürriyetlerini savunan herkesin altına imza atacağı bir sözleşme niteliğinde:
KUDÜS AHDİ
"Tarihin, yasaların ve uluslararası hukukun desteklediği Filistin halkının haklarını geri almak için, Filistin halkının yanında durarak, Kudüs'ün Filistinlilerin başkenti olduğunu kabul eder; insan hak ve özgürlüklerinin güvence altına alınması ve uluslararası adaletin yerine getirilmesi için, Kudüs ve Filistin'in siyonist işgalini reddeder; Filistin halkının meşru haklarını savunan tüm meşru savunma ve girişimleri desteklediğimi ve Kudüs'ün ebedi Filistin'in başkenti olarak kalabilmesi için elimden geleni yapacağımı kabul ve ahd ederim."
MESCİDİ AKSA YANGINI
Anayasası ve sınırları bulunmayan, 74 yıldır asla devlet olamayan, zulüm ve kanunsuzluğu kendine ilke edinmiş olan büyük terör örgütü İsrail, maalesef Müslümanların pısırıklığından, bölünmüşlüğünden ve korkaklığından cesaret almaktadır. 21 Ağustos 1969 tarihinde Dennis Michael Rohan adlı bir fanatik tarafından Mescidi Aksa haremindeki Kıble Mescidi'nde yangın çıkarılması ve sekiz asırlık tarihi minberin yakılması, İslam aleminin sabrını taşırdı mı acaba?
Zamanın İsrail Başbakanı Golda Meir şöyle diyor:
"O gece sabaha kadar korkudan uyuyamadım. Zannediyordum ki, Müslümanlar dört bir taraftan İsrail'e girecekler. Lakin sabah oldu ve korkulan olmadı. İşte o zaman idrak ettim ki: Biz dilediğimizi yapabiliriz, zira Müslüman ümmeti uyuyan bir ümmettir”
Maalesef biz hâlâ uyuyan bir ümmet olduğumuz için, Mescidi Aksa yangını da hâlâ devam ediyor! Her gün yüreğimiz kanayarak işgalci İsrail askerlerinin yaptıkları zulümleri görüp üzülüyoruz. 15 Temmuz 1099'daki büyük katliamla Haçlıların işgal ettiği Kudüs, 88 yıl sonra yeniden fethedilerek özgürlüğüne kavuşmuş, Selahaddin Eyyubi ve Yavuz Sultan Selim gibi İslam Birliğinin mimarları sayesinde huzur ve barış beldesi olmuştu. Fakat 1917'deki son Haçlı saldırısından, 1948'deki siyonist işgaline kadar yaşanan dramı, Müslümanlar tam olarak idrak edemedi. Filistinlilerin Büyük Felaketi Nekbe'den kaç kişinin haberi oldu?
İşgalci İsrail, Mescid-i Aksâ’nın ve Kudüs’ün en büyük koruyucusu olan halkını yıldırmak için her yolu deniyor. Salgın hastalık döneminde çok zor durumda kalan Kudüs esnafının, vergi yükü altında ezilmesi için devamlı baskı yapıyor. Şeyh Cerrah Mahallesinde devam eden işgal ve yıkımlarla, Müslümanları Kudüs dışına göç etmeye zorluyor. İşgalci İsrail, son yıllarda tarihin en fazla ev yıkımlarını gerçekleştirerek Filistinlilere yeni felaketler yaşatmak istiyor.
***
Birinci Dünya Savaşı'nın en önemli hedefi olan Osmanlı coğrafyasında sadece topraklar bölünmekle kalmadı, Müslümanların kalpleri de bölünerek birbirine düşman edildi. Bir asır sonra bile, batı emperyalizmi Ortadoğu'da yeni planlar peşinde koşmaktan geri durmuyor. Cetvelle çizdikleri sınırları keyifleri ve çıkarları doğrultusunda tekrar değiştirmek için, binlerce masumun kanını dökmekten çekinmiyorlar. Bu kaos ortamı, bütün Müslümanların gerçek İslam kardeşliğini anlayıp, gereğini yerine getirmelerine kadar sürecek.
KUDÜS SEMPOZYUMU
Son olarak Diyanet İşleri Başkanlığı'nın 21-22 Mayıs'ta düzenleyeceği "Uluslararası Kudüs ve Mescid-i Aksâ Sempozyumu”ndan söz etmek istiyorum.
Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğünce Ankara'da düzenlenecek sempozyumda, İslam’ın üç hareminden birisi olan Kudüs ve içinde barındırdığı Mescid-i Aksâ başta olmak üzere, diğer dini, kültürel ve tarihi mirasımız hakkında farkındalık oluşturulmaya çalışılacak.
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın kamuoyuna duyurduğu sempozyumla, Kudüs ve bünyesinde bulunan Mescid-i Aksâ ile İslam tarihinin yegâne hatıraları ve tarihi süreç içerisinde etrafında gelişen dini, tarihi ve kültürel müktesebatının ortaya çıkarılması hedefleniyor. Bu konuda yapılacak ilmi çalışmalar çerçevesinde halkın Kudüs ve Mescid-i Aksâ konusundaki ilgisinin arttırılması ve kadim İslam medeniyetine dair tarihi birikimin doğru bilgiler ile tespit edilmesi amaçlanıyor.
Sempozyum konu başlıkları ise şu şekilde belirlenmiş:
Oturumlar halinde düzenlenecek sempozyumda, “İslam Öncesi Dönemde ve Semavi Dinlerde Kudüs”, “İslami Dönemde Kudüs”, “Kudüs’te İslam Mirası”, “İlim, Sanat ve Edebiyatta Kudüs”, “İslam Kaynaklarında Kudüs ve Mescid-i Aksâ”, “Türkiye ve Kudüs”, “Kudüs ve Uluslararası Hukuk”, “Günümüzde Kudüs” gibi 8 ana başlıkta konular ele alınacak.
NOT: Bu arada hem Diyanet İşleri hem özel seyahat şirketleri tarafından Kudüs turlarının yeniden başladığı müjdesini de vereyim.