64 yıl Mescid-i Aksa'nın kapısında nöbet tutan Onbaşı Hasan!

Mondros Antlaşması sonrası komutanının Kudüs’te nöbet için bıraktığı 53 Osmanlı askerinden biri olan ve tam 64 yıl Mescid-i Aksa’nın kapısında bekleyen Onbaşı Hasan’ı Filistinli alimler anlattı.

Tarih 19.05.2021 - 13:09 19.05.2021 - 13:09 Bülent Deniz

Mondros Ateşkes Anlaşması (1918) sonrası Osmanlı ordusu çekilirken yaşanabilecek yağmalamaların önüne geçmek için Kudüs’te bırakılan 53 Osmanlı askerinden biri olan Onbaşı Hasan’ın hikâyesi işgal altındaki Kudüs’te yaşayan ihtiyarlar arasında dilden dile dolaşıyor. Kudüs Yüksek İslami Heyeti Başkanı ve Mescid-i Aksa Hatibi Şeyh Sabri, Aksa’daki son Osmanlı askeri olarak bilinen Onbaşı Hasan’ı görme fırsatı bulan bu neslin son temsilcilerinden biri. Zeytin Dağı’ndaki evinde konuşan 80 yaşındaki Şeyh Sabri, “Onbaşı Hasan’ın kalbi Mescid-i Aksa ile atıyordu. 1982’deki vefatına kadar sabah mescide ilk giren o olur, yatsı namazından sonra da yine mescidden en son o ayrılırdı” dedi.

Şeyh Sabri, şehirdeki bu son Osmanlı askerinin her gün Harem-i Şerif’in kuzeyinden Kubbetu’s Sahra’ya doğru çıkan merdivenlerin başına gelerek sabahtan akşama kadar buradan ayrılmadığını, adeta nöbet tutarcasına aynı noktada beklediğini anlattı. Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşını kaybetmesinin akabinde Kudüs’ün başına gelenlerden büyük bir üzüntü duyduğu anlaşılan Onbaşı Hasan için “Mahzun ve kendi halinde bir görünümü vardı. Vefatına kadar Mescid-i Aksa’daki nöbetine devam etti” ifadelerini kullanan Filistinli âlim Sabri, şunları kaydetti: “Kimseyle pek muhatap olmak istemeyen kendi halinde bir görünümü vardı. Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşını kaybetmesinden ve akabinde Kudüs’ün başına gelenlerden büyük bir üzüntü duyduğu her halinden anlaşılıyordu. Son derece mütevazı, hatta yamalı bir kıyafet giyerdi.” Şeyh Sabri, 1982’de hayatını kaybeden Onbaşı Hasan’ın kabrinin nerede olduğunu ise bilmediğini söyledi.

Onlar Kudüs’e aşıktı

Eski Mescid-i Aksa Vakfı Müdürü ve Osmanlı dönemi Kudüs tarihi uzmanı Şeyh Nacih Bukeyrat da “Osmanlı askerleri, Kudüs’ü inançlarının bir parçası, kendilerini de Kudüs’ün bir parçası olarak görüyorlardı” ifadesini kullandı.

Osmanlı askerlerinin Kudüs’te 400 yıl kaldıklarını hatırlatan Bukeyrat, şunları söyledi: “Kudüs’ün İslami kimliğini gayet iyi biliyorlardı ve bu şehre âşıktılar. Kutsal topraklara karşı mesuliyetlerinin de çok iyi farkındaydılar. Onbaşı Hasan’ın hatırası Osmanlı askerlerinin Kudüs’ün bir parçası olduğuna şahitlik ediyor. Osmanlıdan onlarca tarihi eser hâlâ ayakta” dedi.

Onbaşı Hasan’ı ilk İlhan Bardakçı yazdı

Merhum gazeteci İlhan Bardakçı, 45 yıl önce bir şahitlikle bunu şöyle aktarmıştı:

"Yıllar önceydi, sene 1972. O zamanlar genç bir gazeteciydim. Türkiye'den bazı siyasiler ve iş adamları İsrail'e resmi ziyarette bulunuyorlardı. Biz de gelişmeleri izlemek için oradaydık. Ziyaretin dördüncü günü bize tarihi ve turistik yerleri gezdirmeye başladılar, kafile olarak Mescid-i Aksa'ya vardık. Heyecanlanmıştım asırlık merdivenlerden yukarı çıkarken. Avlunun kenarında biri dikkatimi çekti.

Merak edip kim olduğunu sorar yanındaki Dışişleri yetkilisine.

"Bilmem" diye cevap verir Daire Başkanı, "Bir meczub işte. Ben bildim bileli burada durur. Kimseye bir şey sormaz. Kimseye bakmaz, kimseyi görmez."

İlhan Bey, yanına gidip "Selâmünaleyküm baba" der.

Uzun boylu ihtiyarın gözleri aralanır, "Aleykümselâm oğul" diye cevap verir.

***

İlhan Bardakçı, hürmetle ellerini öptüğü o ihtiyarın hikâyesini anlatmadan önce bilinmesi gerekenleri şöyle ifade eder:

"O canım devlet çökerken, biz Kudüs"ü 401 yıl 3 ay 6 günlük bir hâkimiyetten sonra bırakırız. Günlerden 9 Aralık 1917 Pazar günüdür. Tutmaya imkân yok. Ordu bozulmuş, çekiliyor, Devlet, zevalin kapısında. İngiliz girinceye kadar geçen zaman içinde yağmalanmasın diye oraya bir ardçı bölük bırakırız. Âdet odur ki; kenti zabteden gâlip, âsâyiş görevi yapan yenik ordu askerlerine esir muamelesi yapmaz."

Kudüs"te bırakılan ardçı bölüğün bir askeridir o.

Bir isteği vardır.

Komutanına selâm gönderir.

"Ben, o gün buraya bırakılmış 20. Kolordu, 36. Tabur, 8. Bölük, 11. Ağır Makinalı Tüfek Takım Komutanı Onbaşı Hasan"ım...

Memlekete avdetinde yolun Tokat Sancağı"na düşerse... Git, burayı bana emânet eden kumandanım Kolağası (Önyüzbaşı) Musa Efendi"yi bul. Ellerinden benim için bus et (Öp). O"na de ki... O"na de ki, gönül komasın. O"na de ki, "11. Makinalı Takım Komutanı Iğdırlı Onbaşı Hasan, o günden bu yana, bıraktığın yerde nöbetinin başındadır. Tekmilim tamamdır kumandanım" dedi dersin..."

Yorumlar
Medyascope'u fonlayan vakfın başkanı TSK'nın gizli bilgilerini ABD için istemiş!
Ruşen Çakır'ın 2005 yılında yaptığı haber, başına geldi!
Yunanistan’da aşı karşıtları polisle karşı karşıya geldi
'Çocuk haczi ve genç evlilik sorununa karşı 4 maymunu oynamayın'
Arab News'İN makalesi gündem oldu! KKTC'yi 5 ülke tanımak üzere
Bahçeli'den flaş 'Lozan' çıkışı: "Bu konu açılmamak üzere kapanmıştır"
Ayasofya Camii'nin ibadete açılışının birinci yılı geride kaldı!
Başkan Erdoğan'dan 'Ayasofya' mesajı! "Kıyamete kadar eksik olmayacak"
ABD'de PCR testleri yıl sonundan itibaren kullanılmayacak!
Bakanlıktan 'bedelli askerlik'le ilgili iddialara cevap
Namaz Vakitleri
İmsak --:--
Güneş --:--
Öğle --:--
İkindi --:--
Akşam --:--
Yatsı --:--
Anket Tümü

Aşı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ankete Katıl

Gelişmelerden Haberdar Olun

@