banner5

02.08.2019, 10:40

Aile nereye!

Bakın, sokağa çıkıp dolaşıyor musunuz, esnafla oturup konuşuyor musunuz, cami avlusunda insanlar ne konuşuyorlar, kulak veriyor musunuz!?. Halkın sorularına cevap veremiyorsanız ağzınızla kuş tutsanız bir karşılığı yok. Dün İstanbul Sözleşmesinin yürürlüğe girdiği 1 Ağustos 2014 tarihinin 5. yıldönümü idi. Resmi ağızlardan beklenen ses duyulmadı. Eleştirinin hedefindeki kişi ve kuruluşlardan ses yok..

Oligarklara, faiz lobisine meydan okumak” güzel de, global çetenin dayattığı bu aile ifsadına yönelik operasyona karşı niye bir ilerleme sağlayamıyoruz! Tamam S400 kararı da güzel, Malezya ve Pakistan’la birlikte bu 3’lünün yapacağı çok güzel işler de var, ama bu yaradaki kanamayı durduramaz isek, bunların fazla bir değeri kalmayacak. Aileye ateş düşmüşse, kimsenin gözü başka bir şey görmeyecek. Tam adı, “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlemesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi” uygulandığı ülkelerde kadına şiddeti azaltmak yerine aileyi dağıtıp, toplumu “çocuksuz birliktelik/partnerlik” modellerine yönlendirerek şiddeti artırdı. Bu sözleşme vd, yasa, yönetmelik, genelgelerin vakit kaybetmeden kaldırılması gerek. Bu sorun, tek başına AK Parti’nin geleceği için son derece tehlikeli bir durum.

Bu sözleşme ve aileyi bitiren diğer bileşenleri, CEDAW, 6284, Medeni Kanun’daki uygulamalar sonucu tehlikeli bir yere doğru adeta sürükleniyoruz. Model alınan, taklit edilen, peşinden gittiğimiz Avrupa’nın pek çok ülkesinde aile dışında, babasız dünyaya gelen çocuk oranları %60’ların üzerine çıktı (İzlanda %70, Bulgaristan %59, Fransa %65). Oluşturulan korku atmosferi ve kadın ile erkeğin yeni kodlanma biçimleri nedeniyle gençleri, özellikle erkekleri evlenmeye razı etmek neredeyse imkânsız denebilecek bir duruma geldi. Bu konuda yapılan açıklamalarda da ifade edildiği gibi, “İskandinav ülkelerinde erkeklerin ilk evlilik yaş ortalaması 37’yi bulurken, kadınların ilk evlilik yaş ortalaması 34’lere çıktı. Aynı oran İspanya’da erkekler için 35, kadınlar için 34 yaşına dayandı. Garip bir şekilde ilk evlilik yaşı yükselirken, kadınların menopoza girme yaşları düşmektedir. Dolayısı ile kadınların hiç evlenemeyecekleri veya evlenirlerse, evliliğin doğurganlık sonrası döneme kalacağı bir zamana doğru gidiliyor. Bu durumda 3 çocuk hedefi de artık sadece bir hayal olarak kalma riski taşımaktadır. Zaten yaygın sezaryen uygulaması, gıda, ilaç, kozmetik, giyim ve sportif faaliyetler, media üzerinden yapılan propaganda, bilişim teknolojilerinin yaydığı radyasyon sebebi ile özellikle kadınlar dolaylı yoldan kısırlaştırılmaktadır.

Diğer tarafta, aile içi şiddeti düşürmek iddiası ile yola çıkan uygulamaların hayata geçirildiği ülkelerde şiddet ve taciz düşmüyor, aksine artıyor!.. Bu anlamda aile içi şiddetin en çok rastlandığı ülkelerin başında %52 ile Danimarka, %47 ile İsveç ve Finlandiya, %44’le Fransa geliyor. İsveç’in dünyanın en yüksek tecavüz oranına sahip ülke olmasını eleştiren İngiltere Bağımsızlık Partisinin eski lideri Nigel Farage, İsveç kenti Malmö’yü “tecavüz başkenti” olarak isimlendirdi.  Ve “Doğu Avrupa’da 15 yaş üstü kızların %70’i şiddet veya cinsel tacize uğruyor” dedi.

AB’ye bağlı ülkelerde ortalama her 20 kadından 1’i tecavüze uğruyor, her üç kadından biri, 15 yaşından itibaren fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor. AB’de her yıl 15 yaş altı yaklaşık bin çocuk cinayete kurban gidiyor. Her 7 dakikada, bir genç şiddet sonucu öldürülüyor. Aynı şekilde tüm dünyadaki çocuk istismarı görüntülerinin neredeyse yarısı Hollanda sitelerinden, %60’ı Avrupa’dan internete yükleniyor. IWF, Hollanda’nın “çocuk istismarı için suç cenneti” haline geldiği uyarısında bulunuyor. Batı, kendi “aile” yapısının dağılması ile sokaklara mahkûm olan insanları 2. Dünya Savaşı yıllarında edindiği tecrübeyle toplama kamplarına yığıyor: Yaşlıları huzurevlerine, özürlüleri bakım evlerine, kadınları sığınma evlerine, evsiz fakirleri sokaklara, sahipsiz çocukları sevgi evlerine, işsiz güçsüzleri cezaevlerine, alkol ve uyuşturucu bağımlılarını rehabilitasyon merkezlerine, hastaları hastanelere, geri kalanları psikiyatri kliniklerine. Bugün batıda 5 kişilik bir ailede en az bir kişi uyuşturucu kullanıyor ya da alkolik. Beş kişilik bir ailede en az bir kişi lezbiyen, homoseksüel, biseksüel ve ensest ilişkiye kadar varan sapkınlık içinde. Beş kişide bir kişi psikolojik destek almadan kendini yönetemiyor. Beş kişilik bir ailede en az bir kişi en az bir defa intihar teşebbüsünde bulunmuş. Beş kişide bir kişi engelli. Kılavuzu AB olanların varacağı yer burasıdır.”

Dün yapılan açıklamalarda ortaya konulan gerçekler ortada: Türkiye’de de süreç, gidişatın aynı yöne olduğunun işaretini veriyor. 2009’da öldürülen kadın sayısı 171 iken, 2013’te 237, 2018’de 440 oldu. 2012 yılında kadınlardan gelen korunma talebi 44.461 iken, 2017’de rakam 207.233’e yükseldi. Yani, İstanbul Sözleşmesi imzalandıktan sonra kadına şiddette dikkat çekici bir artış gözlemleniyor. 2005 yılında 641.241 olan evlilik sayısı 2018 yılında 553 bin 202 düşerken boşanma sayısı 95.895’ten 142.448’e yükseldi. 2011 yılında uyuşturucudan 105 kişi ölürken, 2017’de 941’e yükseldi. Bu sese, bu çağrıya kulak vermek gerek: Evet “Kapitalizmin taşeronu feminist örgütler“, “kadınlar haklarını öğrenip, haklarını talep etme cesareti buldukça adliyeye yansıyan vak’a da artıyor. Rakamların yükselmesi sağlıklı bir işaret” diye açıklıyorlar. 1990 yılında Birleşmiş Milletlerde yapmış olduğu konuşmada Ariel Hoekman’ın ifade ettiği “Boşanma ve artan gayri meşru çocuk sayısı insan haklarının zaferidir” şeklindeki hastalıklı fikriyatın iz düşümü olan bu düşünce bizzat şiddetin yükselmesinden besleniyor ve meşruiyetini sağlıyor. Eğer bu iddianın mantığı doğru ise şiddet rakamlarını artırmada büyük katkı sunan tecavüzcü, dayakçı ve katilleri tebrik ederek; “Aman ne güzel, kadınların haklarını aramalarına yardımcı oluyor, dava sayısını artırıyorsunuz” diye kutlamak gerekecektir. Hâlbuki bu kanunlar çatışmacı feminist dili de yedeğine alarak erkeği kadına, kadını erkeğe hatta kadını kadına, gelini kaynanaya, erkeği erkeğe düşman kılmakta; insanları bir arada yaşayamaz, birbirini idare edemez bir hale getirerek dengesini kaybetmiş psikolojisi bozuk biri ruh haline zorlamakta; onları köpeklerinden başka kimse ile beraber olamayan yalnızlara dönüştürmektedir. Bu sözleşme ve bağlı uygulamalarını, 1839’dan beri süregiden sömürgeci emperyal projenin tepeden toplumumuza dayatılması olarak görülüyor. Toplum bu dayatma, komplo ve saldırıya karşı bir meydan okuma bekliyor.. Kötü olan, modernleşme ve çağdaşlaşma (Asrilik) adı altında birkaç asırdır yaşadığımız tecrübenin yeni bir versiyonu olarak içimizden bu projeye gönüllü olanların çıkması; aileyi, erkeği, kadını ve çocuğu tahrip ettikçe evrensel (seküler) dünyaya adapte olduğumuzu zannederek bunu bir başarı olarak kabullenmeleridir. Daha şimdiden, bu projelerin başladığı yıllardaki cinayet, şiddet, tecavüz, saldırı, uyuşturucu / alkol / ilaç bağımlısı, sokak çocuğu, sokağa terk edilmiş bebek/yaşlı/özürlü, yalnız yaşayan oranlarını bir daha görmemiz bile hayal haline geldi. Hiç değilse mevcut oranları koruyabilmek için bu sözleşme ve uygulamalarının toplumdaki tahribatını durdurabilmek lazım. Değilse şu anımızı bile çok arayacağımızı söylemek büyük bir kehanet değil. Evet bu sözleşme, Devlet, anayasa ve yasaların varlık ve meşruiyet sebeblerine aykırıdır ve bir an evvel değiştirilmelidir. En son Ermenistan’da da kilise bu sözleşmenin iptali için mahkemeye başvurmuştur. Bu sorun giderek sadece dini bir hassasiyete dayalı refleks olmaktan çıkıp, aile, ahlak gibi değerleri savunan evrensel bir vicdan hareketine dönüşmektedir. Sözleşme, insanın kimlik ve kişilik kazandığı aileye karşı adeta Şeytani bir tuzak şeklinde bir komplo olarak algılanmaya başlamıştır. Yanlışın neresinden dönülürse kardır. Her gün yara daha derinleşmekte ve yayılmaktadır. Şüphesiz bu yeryüzünü fesada verenlerin emellerine alet olanlar için bir de din gününün hesabı vardır. “Bir kişiyi dirilten bütün insanlığı diriltmiş gibidir. Bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir.” Ailesiz fertler aslında yaşayan cesetler gibidir. Zira, “Nefes alıp vermekle canlı mı sayılır sanki şerir, demirci körüğü de nefes alır ve verir”. Bu sorun, FETÖ ve PKK’dan daha hafif bir sorun değil. Aile ocağına ateş düşmüşse kimseye bir şey anlatamazsınız. Selâm ve dua ile.

Yorumlar (1)
Nuran Kara 1 yıl önce
Maalesef çok doğru bir konuyu ele almışsınız maslesef diyorum çünkü insanın içi kaldırmıyor bunları ve bir an önce çözüm bulunmalı devlet büyüklerimize çağrıda bulunuyoruz bu gidişata bir çözüm bulsunlar
12°
açık
Günün Anketi Tümü
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Namaz Vakti 25 Ocak 2021
İmsak 06:46
Güneş 08:14
Öğle 13:21
İkindi 15:55
Akşam 18:19
Yatsı 19:42
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 20 44
2. Galatasaray 20 39
3. Fenerbahçe 19 39
4. Gaziantep FK 20 35
5. Trabzonspor 20 33
6. Hatayspor 20 32
7. Alanyaspor 19 31
8. Karagümrük 20 30
9. Malatyaspor 20 27
10. Antalyaspor 20 26
11. Göztepe 20 25
12. Rizespor 20 25
13. Sivasspor 19 24
14. Başakşehir 20 24
15. Konyaspor 20 23
16. Kasımpaşa 19 22
17. Kayserispor 19 19
18. Gençlerbirliği 20 19
19. Ankaragücü 19 18
20. Erzurumspor 20 17
21. Denizlispor 20 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 18 38
2. Samsunspor 18 36
3. İstanbulspor 17 34
4. Altay 18 32
5. Adana Demirspor 18 31
6. Ankara Keçiörengücü 18 31
7. Bursaspor 18 30
8. Tuzlaspor 18 30
9. Altınordu 17 28
10. Bandırmaspor 18 27
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 18 20
13. Boluspor 18 19
14. Akhisar Bld.Spor 18 16
15. Menemen Belediyespor 17 16
16. Balıkesirspor 18 16
17. Ankaraspor 18 10
18. Eskişehirspor 18 4
Takımlar O P
1. M. United 19 40
2. Man City 18 38
3. Leicester City 19 38
4. Liverpool 19 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Aston Villa 17 29
9. Chelsea 19 29
10. Southampton 18 29
11. Arsenal 19 27
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Burnley 18 19
16. Newcastle 19 19
17. Brighton 19 17
18. Fulham 18 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 18 47
2. Real Madrid 19 40
3. Barcelona 19 37
4. Sevilla 19 36
5. Villarreal 20 34
6. Real Sociedad 20 31
7. Granada 20 28
8. Real Betis 20 27
9. Celta de Vigo 20 24
10. Cádiz 20 24
11. Levante 19 23
12. Getafe 18 23
13. Athletic Bilbao 18 21
14. Valencia 20 20
15. Eibar 20 20
16. Real Valladolid 20 20
17. Osasuna 20 19
18. Deportivo Alaves 20 18
19. Elche 18 17
20. Huesca 20 13