“Ağlamıyorum Bülent abi!”

Habervakti.com sitemiz takipçilerinden Yunus Kartepe, esaretten şehadete yürüyen merhum ve mağfur Muhammed Mursi hakkında ki duygularını kaleme aldı! Siz değerli takipçilerimizden de okuyucu mektuplarınızı, yazı ve makalelerinizi bekliyoruz...

“Ağlamıyorum Bülent abi!”

Ağlamıyorum arkadaş! Sadece gözlerim yaşarıyor...

Dün “Muhammed MURSİ” (şehid inş.) toprağa verilirken, bizim Bülent abi; “ağlamak yok, bugün düğün günü” dedi..

Allah için adanmış koca bir hayat...

Hasan el Benna’nın medresesinde okumuş, rahleleri; aşk, kuran, peygamber ve cihad kokan Hasan el Benna medreseleri..

İmanın girmediği ev kalmamış.

Çalınmadık kapı, işittirilmedik kulak , titretilmedik kalp, davanın ulaşmadığı sokak bırakmamışlar..

Sahi ya neydi bu adamların derdi (davası)?

Neydi onları küçücük cüsseleriyle devleştiren?

Onların rahlelerinden yetişenlerin, dünyaya hükmedecek berekete ulaşmalarının sebebi neydi..

Onlar öldürüldükçe, başka coğrafyalarda, başka başka insanların kalplerinde ve damarlarında dirilebilmelerinin sebebi neydi?

Sahi bu ne kararlılıktı!

Ne olurdu “emredersiniz efendim” deselerdi?

‘’Takiyye’’ yapsalardı olmaz mıydı?

‘’Biz de demokrasiye inanıyoruz, hem de ileri demokrasiye’’ deselerdi...

Hele “laiklik” en iyi uygulayıcısı biziz deselerdi...

Böyle olur muydu?

Postu kurtarabilirler miydi “ölüm meleğinden”?

Kim bilir!?

Mursi;

“Anayasamız Kur’an”

“Gayemiz Allah”

“Önderimiz Rasulullah”

“Yolumuz Cihad”

“Tek arzumuz şahadet” demeseydi!

Böyle olur muydu?

Arabalar, yatlar, katlar, jakuziler, yazlıklar, kışlıklar, saraylar, havalar, civalar..

Havalarda uçuşurdu değil mi..

Sahi kefenlerde ısı yalıtımı var mıydı?

Soğuk toprağın altına çırılçıplak konduğunda, üşümez miydi ve yahut yanmaz mıydı insan?

Peki biz ne derdik arkasından..

Peki O, Allah’a bakıp ne derdi..

Allah (cc), O’na ne derdi...

Offf ki off!

Kafamda deli sorular...

Ağlamıyorum Bülent abi”

Ağlamıyorum! Sadece gözlerim yaşarıyor..

Belkide peşinde divane olduğum bu dünyayı, buğulu görmek istiyorum artık..

Aklımı çelen sarayları, kadınları, arabaları buğulu görmek istiyorum..

Mursi’ye ağlamıyorum abi kendime ağlıyorum..

Kendi acizliğime, günahkarlığıma, dünya perestliğime..

Okuduğum Kur’an ayetleri geçiyor gözümün önünden..

Müminlerden öyle kimseler vardır ki Allaha verdikleri sözde durdular ve şehid oldular. Diğerleri de şehid olmak için sıralarını bekliyorlar. Onlar münafıklar gibi Allah’a verdikleri sözden caymadılar!”

Bu sıralamada ben hangisiyim deyip, halime ağlıyorum..

Halime yaşarıyor gözlerim..

Dünyayı sevdiğim kadar, Allah’ı sevememeye “ağlamıyorum!”.

‘’Gayemiz Allahtır’’ diye çıkıp zalimin karşısına, haykıramamaya “ağlamıyorum !”

Gözlerimin önünde mü’minler öldürülürken, çaresizce seyretmeye “ağlamıyorum !”

Biz onlardan olmadıkça, bizim düşmanımız olacaklara yaranmaya çalışan müslümanlara hiç “ağlamıyorum !”

Dedim ya sadece gözlerim yaşarıyor..

Buğulu bakmak istiyorum dünyaya..

Birilerinin, sahip olmak için kalıbını sattığı..

Birilerininse, ellerinin tersiyle ittiği dünyaya..

Buğulu bakmak istiyorum...

Doğacak olan çocuğuma “babam adamdı” dedirtemeyeceğimden korktuğum bu dünyaya...

Bakmak istemiyorum...!

Ağlıyorsam da, tam da bunun için ağlıyorum!

Yunus Kartepe

Habervakti.com takipçisi

Güncelleme Tarihi: 19 Haziran 2019, 12:55
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5