Aralık ayı ve Kudüs: Kudüs için Aralık ayının önemi

Aralık ayı Kudüs'ün tarihinde önemli birtakım gelişmelere sahne olmuştur. Kudüs'ün bugünkü statüsü ve Müslüman toplumların bu kutsal şehre sahip çıkma konusundaki konumlarını, duyarlılıklarını gözden geçirme açısından söz konusu gelişmeler yıldönümleri münasebetiyle gündeme getiriyoruz.

Filistin 22.12.2020 - 12:13 22.12.2020 - 12:13 Bülent Deniz

Aralık ayı Kudüs'te ikinci haçlı işgalinin gerçekleştirildiği aydır. 9 Aralık 1917'de İngiliz işgal kuvvetlerinin komutanı General Allenby'nin komutasındaki birlikler Kudüs'e girmişlerdir. İngiliz işgali normalde ikinci haçlı işgaliydi. Ancak bu işgalin gayesi bölgede bir haçlı hâkimiyeti kurmak değil Siyonist hâkimiyetin alt yapısını oluşturmaktı. Zaten o toprakların işgalinin amacının bu olduğu 1916 tarihli Sykes-Picot anlaşmasında ve 1917 tarihli Belfur deklarasyonunda vurgulanmıştır. General Allenby'nin emrindeki askerlerin Kudüs'ü işgal etmeleri de söz konusu anlaşma ile deklarasyonda Siyonist örgütlere yapılan vaadlerin yerine getirilmesi amacını taşıyordu.

Aralık ayı, Kudüs'e BM tarafından uluslararası statü verildiği tarihtir. 10 Aralık 1949'da BM 356 sayılı bir karar çıkararak Kudüs'e uluslararası statü verildiğini ve İsrail'in burayı başkent ilan edemeyeceğini bildirdi. Oysa işin gerçeğinde bu İsrail'in Kudüs'ü başkent ilan etmesini engelleme amacına yönelik bir girişim değil Kudüs'ün İslâmi kimliğini değiştirme amacına yönelik bir oyundu. Üstelik BM, aşağıda vereceğimiz bilgilerden de anlaşılacağı üzere söz konusu kararın İsrail'in bu şehirle ilgili planlarının önüne geçme yönündeki içeriğini hiç devreye sokmamıştır.

Aralık ayı aynı zamanda Kudüs'ün işgalci Siyonist devlet tarafından başkent ilan edildiği tarihtir. Üstelik işgal devleti bu işlemi BM'in yukarıda sözünü ettiğimiz kararına rağmen ve bu kararın alınmasından hemen sonra yapmıştır. İsrail parlamentosu 11 Aralık 1949'da Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan eden bir karar çıkarmıştır. Normalde iki veya üç istisna dışında Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıyan ülke yoktur. Ancak BM'in göstermelik kararlarına rağmen işgalci Siyonist devlet tüm hükümet kurumlarını, bakanlıklarını söz konusu karara binaen Kudüs'e taşımıştır. BM, İsrail'in hükümet kurumlarını Kudüs'e taşımasına karşı tedbir alınması iddiasıyla 20 Aralık 1949'da 111 sayılı göstermelik yeni bir karar daha çıkardı. Ancak bu karar da işletilmedi ve İsrail'in söz konusu nakil faaliyetlerini engelleme amacına yönelik herhangi bir yaptırım uygulamasına, baskıya başvurulmadı.

Aralık ayı içinde Kudüs'ün tarihine kara leke süren önemli gelişmelerden biri de 6 Aralık 1987'de 31. Uluslararası Siyonist Kongre'nin bu şehirde düzenlenmesidir. Bu olay uluslar arası Siyonizmin taşkınlığı iyice ileri götürmesi anlamına geliyordu. Fakat her taşkınlık edenin başına muhakkak bir taş düşer. Aralık 1987 aynı zamanda birinci intifadanın başladığı tarihtir. Bu intifadanın ilk kıvılcımı da 8 Aralık 1987'de çakılmış ve Filistinli çocuklar yurtlarını işgal edip kutsal beldelerini kirleten Siyonistlerin başlarına taşlar yağdırmaya başlamışlardır.

Bugün Müslüman halkların duyarlılığının zayıflatılması amacıyla, Kudüs'ün kimliği ve statüsü tartışılırken sürekli "üç dine göre kutsal şehir" vurgusu yapılıyor. Oysa Kudüs tarih boyunca tevhid inancını sembolize eden, bu inanca dayalı davetlerin merkezi vazifesi gören bir şehir olmuştur. Ayrıca Kudüs İslâm'ın hâkimiyetini de, Hıristiyanlığın hâkimiyetini de, Yahudiliğin hâkimiyetini de gördü. İslâm'ın fethini gerçekleştiren Hz. Ömer (r.a.) oranın Hıristiyan ahalisine dinlerini rahatça yaşayabileceklerine dair eman verdi. Kendisine kiliselerinde namaz kılmalarını teklif etmeleri üzerine: "Benden sonra Müslümanlar buraya sahip çıkabilirler" diyerek orada namaz kılmadı. İslâm'ın hâkimiyeti aynı zamanda adalet ve hukukun hâkimiyeti oldu. Hıristiyanlığın hâkimiyetinin gerçekleştirildiği haçlı işgalinde ise sadece Kudüs'te yetmiş bin kişi öldürüldü. İşgalcilerin atlarının Kudüs'ün bazı yerlerinde topuklarına kadar kana gömüldükleri bizzat işgalci güçlerin komutanlarının hatıralarında zikredilmiştir. Yahudi hâkimiyetini getiren Siyonist işgalle birlikte ise yeni bir zulüm ve şiddet dönemi başladı. Bu zulüm 72 yıldan beridir hiç kesintiye uğramadığı gibi bu kadarlık tarih binlerce cinayete, yıkıma, tahribata sebep oldu. Demek ki bu şehirde her üç dinin kutsal değerlerinin korunabilmesi için İslâm'ın adaletine ihtiyaç var.

Kudüs bir İslâm şehridir. Bu şehrin İslâmi kimliğini korumak ise tüm Müslümanların ortak görevleridir. Bazı çevrelerin insanların zihinlerini bulandırma amacına yönelik yayınları karşısında uyanık olmalı ve bu kutsal belde karşısındaki duyarlılığımızı korumalıyız.

Yorumlar
Yapılan darbe sonrası, Türkiye ve Tunus arasında ilk temas! İşte detaylar...
Hangi hakla? O ilde aşı olmayanlar düğünlere alınmayacak!
CHP'li Tanju Özcan, Akşemseddin'in mezarını da mı sınır dışı edecek?
Cumhuriyet yazarı Miyase İlknur, Mehmetçiğe 'ihraç ürünü' dedi
Deniz Baykal hakkındaki tüm iddialara cevap verdi! Hükümetin iki kararına destek verdi...
İhsan Şenocak kendisini linç edenlere böyle cevap verdi!
Sosyal medyada linçlenen İhsan Şenocak'tan dikkat çeken açıklama!
Kays Said'den skandal savunma: Bu bir darbe değil
Biden hakkında çarpıcı iddia! Kamala Harris hazırlıklara başladı, Biden görevden alınabilir...
İmamoğlu'ndan sağlık çalışanlarına kötü haber! Ücretsiz ulaşıma veto...
Namaz Vakitleri
İmsak --:--
Güneş --:--
Öğle --:--
İkindi --:--
Akşam --:--
Yatsı --:--
Anket Tümü

Aşı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Ankete Katıl

Gelişmelerden Haberdar Olun

@