Asım'ın nesli her zaman diridir!

Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek. Asımın neslinin, imanının, inancının, kararlılığının; baskıyla, zorbalıkla, tehditle, topla, tüfekle, katiyen sinmeyeceğini yukarıda ki veciz ifadelerle çok net anlıyoruz. Bu veciz ifadeleri bize miras bırakan, Kuran şairimiz, istiklalimizin bakiliğini, büyüleyici kelimeleriyle, eşsiz mısralarıyla Dünya’nın zihnine kazıyan, öğretmen, şair, dava adamı, gönül insanı Mehmet Akif ERSOY… Zihinlerini midelerinin çevrelediği, kalplerini vahşiliğin teslim aldığı, Dünya’nın kanını emen sömürü kenelerini. Çanakkale savaşın da bizimle kendi askerleriyle, kendi mühimmatlarıyla, açıktan savaştı. Asım’ın nesli, ecdadımın emaneti topraklar da düşmanın ayak izi olamaz! Diyerek. Dünya’nın kanını emen bu sömürü kenelerini, boğaza sererek. Dünya! Aklını, başına al! Mesela, bağımsızlık ve misak-ı milli sınırlarımız oldu mu? Biz, Asımın nesli, tüm matematiksel hesapları alt üst ederek; Hamza yüreklerimizle, en önemlisi de Allah’ın yardımıyla sereriz işte böyle düşmanı boğaza dedi. Dünya, değişti, dönüştü , yıllar geçti ama sömürü kenelerinin zihniyeti değişmedi. Sömürü keneleri, lağım da çoğalan, solucanlar süreleri gibi daha fazla çoğalarak Ülke’mizin başına bela olmaya devam ediyorlar. İnsanlığın kanını emen, sömürü keneleri, Türkiye’miz üzerinde ki; kirli emellerinden asla vazgeçmediler. Çanakkale savaşın da; üniformalı askerlerinin leşleri toprağa karışıp fosil olduğu için sadece taktik değiştirdiler. Vekalet savaşlarıyla, milletimizin kahir eksenin üst düzey hassasiyet gösterdiği din duygusunu istismar ederek, Türkiye’mize hakim olma girişimin de bulundular. 15 TEMMUZ 2016’da… Ülkemiz, üzerinde ki, yarım asırlık kirli planlarını uygulamaya kalktılar. Tamam dediler. Türkiye’nin biletini kestik dediler. Okyanus ötesin de yuvarlak masa etrafın da; sömürü keneleri, toplanın Türkiye’miz pay ettiler. Meczuplar, öyle bir deli nöbetini tutulmuşlar ki; ülkemizin, yer altı ve yer üstü kaynaklarını da kendi araların da pay ettiler. Her şeyi titizlikle hazırlamışlardı. Planları kusurdu. Unuttukları ve alladıkları iki önemli gerçek vardı. Birinci ve en önemlisi EL HAKİM’İN takdirini unuttular. İkincisi, Asım’ın Neslini yok saydılar. Yaprakları solduğu için, bitti tükendi zannettikleri, asırların çınarını olan asımın neslinin küllerinden doğacını hiç hesap edemediler. 15 Temmuz gecesi, göğüslerinde imanla ‘Asımın Nesli’ Şerefli üniformalarımıza sızmış, kendi tankımızı, tüfeğimizi, gasp etmiş hain sürelerini; Çanakkale de olduğu gibi yine boğaza serdi. Lakin bu sefer Çanakkale boğazına değil, İstanbul boğazına serdi... Yediğimizin, içtiğimiz tüm ürünlerin tohumlarıyla oynayabilirsiniz. Bizleri, genetiği bozulmuş gıdalara mahkum edebilirsiniz. Bahçelerimizin, incisi, yazın habercisi salatalık tohumlarımın genetiğiyle oynayabilirsiniz. LAKİN. LAKİN. LAKİN. ASIMIN NESLİNİN, kodlarıyla oynayamazsınız. ASIMIN NESLİNİN mayasını bozamazsınız. Biliyoruz ve eminiz ki; ASIMIN NESLİ. İnsanlığın kanını emen kenelerin uykularını kaçırıyor. Mazlumların yüreğine ise; inşirah ferahlığı veriyor. ASIMIN NESLİ olarak zalimlere verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı cennetle müjdelenmiş gibi; huzurluyuz, mutluyuz… Selam olsun: ASIMIN NESLİNE…
YORUM EKLE

banner5