Bir kahraman aranıyor

Abone Ol

Bir mesele çözülmeye karar verilmişse, ideal olan durumdan başlanır, sonra gitgide imkânlar seviyesine indirilir.
Bu, ister üretimde ister eğitimde olsun geçerli bir kuraldır.
Bir tüfek yapılacaksa önce ideal olan hedeflenir.
Diyelim ki 10 km’den nokta atışı vuran, hafif, mermi çapı küçük, sürekli atışta namlusu ısınmayan vs vs. bu hedefle başlanır sonra imkânları metallerin kimyası, patlayıcı miktarı vs gibi tüm eldeki imkânlar onu 2 km’den dakikada diyelim 100 atış yapabilen, 5kg ağırlığa düşürür.
Her zaman önce hedef vardır, sonra imkânların sınırı devreye girer.
Eğer imkânlar müsaade ettiği halde hedefler tutturulamıyorsa ya hedefi tutturmak isteyenlerde bir bilgi eksikliği vardır ya da ortamda bir hain vardır.
Hain üretme konusunda üzerimize yok, Merhum Sultam Abdülhamit Han Hazretlerinin itirafıyla..

Türkiye’deki eğitim sistemi için idealler nelerdir?:
Eğitimin ilkokuldan sonra zorunluluktan çıkarılması,
İnsanları yeteneklerine göre ilkokuldan itibaren ayırabilme,
Liseyi bitiren öğrencinin elinde istediği an çalışabileceği mesleki ehliyetin bulunması,
Ara eleman açığını kapatan orta öğretim sistemi,
Okuma yeterliliği olmayan öğrencileri ara eleman olmaya sevk edebilme ve bunu teşvik için sigortasını devletin karşılayabilmesi,
Kaliteli meslek liseleri oluşturma ve bu yönde teşvik etme,
Eğitim, kız okulları, erkek okulları ve karmaşık okullar olarak üç sınıf okula bölünmeli,
Az bir kısım kabiliyetli öğrencinin üniversitelere gönderilmesi,
Üniversite kontenjanlarının düşürülmesi,
Üniversitelerin ihtisaslaşması.
Kendi işyerini açabilecek kadar donanımlı üniversiteli yetiştirebilme,
Dini ve milli hisleri heyecanda olan bir gençlik yetiştirebilme,
Ahlaken ve dinen alt yapısı güçlü öğrenci yetiştirebilme,
Adab ve saygı kriterlerimize sahip öğrenci yetiştiren öğretmen yetiştirebilme,
Bozuk bir aileden gelse bile çocuğun ahlakını düzelten bir eğitim sisteminin var olabilmesi
vs. vs.

Bunlar ideal olanlar.
Dünyadaki her ülke bu kriterleri hedefler ve bunu kendi milletinin geleneksel yapısı içinde oluşmuş karaktere göre şekillendirmeye çalışır. Hiç bir millet, kendi milletinden bihaber bir nesle tahammül etmez.
Eğitim sistemi milletin çocuklarına önce milleti öğretir.
Dostunu düşmanını öğretir.

Dünyadaki çapulcu milletler dahil her millet bu kriterlere göre, gerektiğinde sahte kahramanlar ve olaylar üretip neslini millete bağlayacak alt yapı üretir.
Normali de budur.
Hiçbir eğitim sistemi, o milletin hassasiyetlerine ters düşmez.
Türkiye hariç…

Bu memlekette eğitim ve medya milleti küçültmek hedefine göre tanzim edilmiştir.
Eğitim sisteminin çarkına düşen bir çocuk milletine dair en ufak bir olumlu duygu geliştirmez, geliştiremez, elindekini de kaybeder.

Türkiye Cumhuriyeti'nde hiçbir genç, eğitim sistemine girdikten sonra ailesinin kazandırdığı ahlaki ve milli anlayış seviyesinde ilerleme kaydetmez, var olan sermayeden harcar. Ailesinin alt yapısı güçlü ise kendini bir derece muhafaza eder, değilse Avrupa hayranı, ezik, şahsiyetsiz, milletini hafife alan bir sürü elemanı yetişir.

Şarkıcı, türkücü, artis gibi sosyal medya üzerinde takipçisi çok olanların içerisinde binde biri belki bu milleti temsil eder.
Onlar da şişirilmiş sahte şöhretlerin gölgesinde duyulmazlar, eserleri ve tesirleri zayıf kalır.
Eğer çok başarılı olanlar olursa her türlü iftira ekibi hazırdır onları yemeye.

Bu memleketin eğitim sistemi hiç bizim olmadı.
Hamiyetli bakanlar geldi geçti fakat görünmez bir duvar onları durdurdu, pasif bıraktı.
Diğer bakanlıklar da öyle fakat eğitimdeki durum sömürülme durumundan da vahim durumda.

Vaktiyle bir Tarım Bakanı bakanlığa müracaat eden bir iş adamının başarılı olduğu konudaki yardım talebini alt kadrolara iletir.
Tabi cevap her zamanki gibi baş üstüne olur.
Lakin bir yıl sonra bile bir tek adım atılmaz.
Tüm ısrar ve zorlamalarına rağmen ve hatta hiç kullanmadığı sin-kaflı kelimeleri bile kullandığı halde bürokrasiye bir adım bile attıramaz. Devletin nasıl bir bağla bağlandığını o zaman fark eder. Kombassan'ın durumu zaten herkesin malumu.

Fakat iş eğitime geldiğinde o görünmez duvar artık görünür hale gelir.
Millet menfaatine küçük bir adımı bile fark eden bir kripto grubu hemen veryansına başlar ve güttükleri sürüye feryat ettirirler.
Yeter ki bu millet güzel bir şeye sahip olmasın.
Kendi insanına hizmet etmesin.
Hep sürünsün hep sürünsün.
Biraz direnç görürlerse de millet menfaatini durdurmak için hemen ne alakası varsa laiklik elden gitmeye başlar.

Millet menfaatine kararların uygulanmasına her zaman hazır bir kılıf vardır, “laiklik elden gidiyor”.
Kendi yazdırdıkları gazete haberlerini irticaya delil diye başbakanların önüne süren asker kılıklı yılanları gördü bu millet.
En iyi casus, casus olduğunu bilmeyendir.
En iyi sürü güdüldüğünü bilmeyendir.

Bu konuda eksiğimiz yok hamdolsun.
Sürü yetiştirmekte rekorlar kitabına gireriz.
Fakat bize efendi lazım. Dünyayı yönetecek efendiler lazım.
Tıpkı eskiden olduğu gibi.

Bunda başarılamayacak bir şey yok.
Ne eksik?
Bir kahraman aranıyor.
Yusuf Tekin şu ana kadar gelen bakanların belki en başarılısı.
Ancak sistem yani imkanlar ideali gerçekleştirmeye müsaade etmiyor.

Ne yapmalı?
Bir kahraman aranıyor.

Sistemde ne kadar dinozor varsa kenara atılmalı,
Zorunlu eğitim ilkokulla sınırlanmalı,
İdeal vaziyete gerekçe üreten herkes açığa alınmalı, meslek okullarının kalitesi yükseltilip ekonomik olarak teşvik edilmeli,
İlkokuldan itibaren dost düşman ayırımı müfredata konulmalı, bu milletin adabı ve töresi öğretilmeli,
İlkokulda eğitim adap ağırlıklı olmalı, yanı sıra okuma-yazma-şiir, matematik, tarih ve din dersi dışındaki tüm dersler kaldırılmalı,
Kelime sayıları bizim tarihimizin klasik kitapları okutturularak artırılmalı,
Eğitimde kız-erkek-karmaşık okullar diye okullar ayrılmalı ki en çok itiraz buraya gelecektir.
Çünkü öğrencilerin mevcut kabiliyetlerini en çok karmaşık eğitimin sınırladığını bizim bildiğimiz kadar onlar da bildikleri için en çok bu noktaya itiraz edeceklerdir. Ellerinde hangi “bilimsel!” gerekçenin olduğuna bakabilirsiniz.

Üniversite bir hedef olmaktan çıkarılarak insanların 10 senesi boş yere heba edilmemelidir.
Disipline uyma sıkıntısı olan öğrenciler farklı okullara gönderilmeli, birkaç defa tekrar ettiğinde eğitim hayatı sona ermeli.

Bunları bir bakan yaparsa ikinci gün tüm kriptolar ve sürü ayaklanacaktır.
Çünkü bu milletin uyanmasına, ayaklarının yere basmasına neden olacağı için tahammül edilemez bir durumdur.
Kripto mahsullü tüm basın ve sosyal medya hücum edecek ve hükümet de ortalığı yatıştırmak için bakanı görevden alacaktır.

Bu görevden alınma olmadan önce bunlar bitirilmeli ki, yeni gelen değiştirmeye cesaret edemesin veya başaramasın ya da mazur olsun.
Tüm bu icraatları yapan görevden atılacağını bilmelidir.
Fakat birisi bunu göze alarak yapmazsa sürünmeye devam edeceğiz.
Müslümanlardan ve vatanseverlerden bir yardım gelmeyecektir, onu da bilin.
Onların akılları da bu sürü tarafından daha önceden çeldirilmiş olacak, düşmanını tanımadan gırtlağını ona teslim etmiş olacaktır.

O yüzden,
Görevden atılacağını bilerek sürü psikolojisine meydan okuyacak biri lazım,
Toprağın altında yanlış olan, toprağın üstünde de yanlıştır,

Bir kahraman aranıyor…

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }