Javadizadeh-VirginiaWoolfLetters

Wirginia Woolf niçin ünlü?

Mrs. Dalloway (1925) ve To the Lighthouse (1927) kitaplarının yazarıdır. Sanat tarihi, edebiyat tarihi, kadın yazarlar ve güç politikaları hakkında avangard yazılar kaleme almıştır.

Wirginia Woolf'un eserleri

 Mrs. Dalloway (1925), To the Lighthouse (1927), The Voyage Out (1915), Jacob’s Room (1922), Orlando (1928), and The Waves (1931), A Room of One’s Own (1929).

ww

Woolf'un hayatı

Orijinal adıyla Adeline Virginia Stephen 25 Şubat 1882'de Londra'da dünyaya geldi. İdeal bir Viktorya dönemi ailesinde dünyaya geldi. Babası Leslie Stephen "Dictionary of National Biography" isimli dergide baş editörü ve dönemin ünlü romancısı Thackeray'ın kızının eski eşidir (Bu evlilikten olan Laura anannesine çekmiş ve ruhsal hastalıklar sebebiyle 20 yaşında akıl hastanesine yatırılmıştır), annesi Julia Jackson ise cemiyet ve sosyal hayatta güzelliği ile anılan, güçlü bağlantıları olan bir ev kadınıydı. Julia Margaret Cameron -Jackson'un teyzesi- 19. yüzyılın en büyük portre çizerlerinden biridir. 

Babasının kudretli ve muhteşem kütüphanesi sayesinde Wirginia büyük yaşlara gelmeden kendini çoktan yetiştirmiş, hatrı sayılır bir entellektüel seviyeye gelmişti. Bu yüzden de hiç okula gitmedi. Gitmek istese bile Viktorya döneminin ahlâk anlayışı buna engeldi çünkü o döneme göre kadınlar yalnızca erkekleri idame ettirmek ve rahatlatmak için vardı. Okula gidemezler, zayıf olamazlar ve haftada iki saat duş alamazlar vs. gibi bir sürü absürt tabular vardı.

Özel öğretmenler sayesinde Latince ve Yunanca öğrendi. Daha dokuz yaşında kardeşi Toby ile evlerinde kendi gazeteleri olan Hyde Park Gate News'i çıkarmaya başladı. 1895'te annesini gribal enfeksiyon sebebiyle kaybetti. Bu onun hayatının dönüm noktalarından biriydi, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Annesinin ölümü ona büyük buhranlar yaşattı, öyle ki bu buhranlar beraberinde hayali yaratıklar gibi halüsinasyonları da getirdi. 1904 yılında aynı darbeyi bir de baba tarafından yiyen Wirginia gerçek yaşama dönmekte bir süre epey zorlandı. 

Vanessa,Thoby, Adrian ile birlikte 22 yaşındayken Londra’nın Bloomsbury semtine taşındılar. Kardeşlere kalan yüklü miras onlara rahat ve bağımsız bir yaşam sağladı. Bu zamanlarda sabaha kadar süren sanat, edebiyat ve tarih sohbetleri Wirginia'nın yazın dünyasında etkili oldu. 

Babasından 2 sene sonra kardeşi Toby'i Yunanistan gezisinde tifodan kaybetti. Bu, hayatındaki şoklar silsilesine eklenerek buhranları zamanları geri getirdi.

1909 yılında bir evlilik yaptı fakat anlaşmazlıkla neticelendi. Sonrasında bir dönem, ablası Vanessa  iki tane çocuğu ile meşgulken eniştesi ile flört eden Woolf bundan büyük rahatsızlık duyuyordu. Bahsi geçen evlilik Thoby öldükten yalnızca iki gün sonra gerçekleşmişti.

1912 yılında ağabeyinin dostu sol siyaset kuramcısı Leonard Woolf ile tanıştı ve bu hayatında başına gelen en güzel şeydi.

Hayatı boyunca sağlığının gardiyanı ve karakterinin en büyük destekçisi olacaktı. 1913 ve 1915 yıllarında evliliklerin henüz ilk yıllarında şu ana kadarki en ağır ruhsal bunalımı yaşadı ve  intihar girişiminde bulundu.

2. Dünya Savaşı esnasında Nazi karşıtı yazılar yazan Wirginia'nın eşinin de yahudi olması onu çok korkutuyordu. Halüsinasyonlar geri dönmüştü. 

Tarih 26 Şubat 1941’i gösterdiğinde Between the Acts’i bitiren Woolf bu kitabın müsveddesini beğenmedi ve yazamadığını hissederek yaşamı anlamsız bulmaya başladı.

Takvimler 28 Mart 1941’gösteriyorken bir baston ile Ouse ırmağına yürüyerek ceplerine suda batırmaya yetecek kadar taşla doldurarak ırmağın buz sularına kendini bıraktı ve intiharında bu sefer mutlak bir başarı vardı.