Şimdi size vereceğim örnekteki olay 1’e karşı 100.000’dir. Bu konu Kur’an-ı Kerim’de Talut ve Calut (Golyat) kıssasının konu edildiği Bakara 246-251 arası ayetlerde anlatılır. Bu ayetlerde anlatılan olay tam da Batı Şeria bölgesinde, Mabedin korunması ile ilgili bir konudur. Tarih, Hz. Davud ve tabiatı ile Hz. Süleyman öncesidir. Tarih yaklaşık MÖ 11. YY başlarında (MÖ 1025-1000 civarı)dır. Bu olay Tevrat’ta (1. Samuel 17)’de anlatılır. Burada oran 100.000’de 1’dir. Tarihi kaynaklarda Calud’un 100.000 kişilik profesyonel, donanımlı, hiç yenildi almamış bir ordusu vardır. Calud / Goliath ise “Tanrı Kıral”dır. Yahudiler Calud’a vergi ve asker vererek savaşmaktan kaçmaktadırlar. Ağır vergilerden kurtulmak için Calud’a asker vermeyi reddedince, Calud şehri içindeki mabedi de yıkar, Emanet sandığını da bir kenara atar.. Bunun üzerinde Yahudiler İşaya peygambere gidip, kendilerine yol göstermesini isterler. İstedikleri, kendileri için Mucizeler gösterecek Peygamberler soyundan biri ya da bu konuda tecrübeli bir savaşçıyı komutan olarak tayin etmelerini söyler. İşaya peygamber bir gün sonra onlara “içlerinden biri” olan Talud’u işaret eder. Talud iyi bir insan ve esnaftan biridir. Önce itiraz etseler de sonra razı olurlar. Talud, İsrailoğulları’ndan 70.000 kişilik, derleme bir askeri güç toplar, zırh ve silah bakımından da eksiklikler söz konusudur. Ancak Talud’a ilahi bir desteğin nişanesi olarak, meleklerin korudukları “Emanet sandığı” da yanlarındadır. Caludla savaşmak için Şeria nehrinin kıyısına geldiklerinde askerler su içmek isterler. Talud “o sudan içmemelerini” söyler. Ancak çok ısrar edince de, sadece bir avuç içmelerini söyler. Fakat disiplinsiz askerler kana kana su içerler. Bir rivayete göre 70.000 askerden 69.700’i o suyu içinde bayılır. Karşıya geçen 300+1 kişidir. Karşılarında 100.000 kişilik düzenli bir ordu vardır. O +1’kişi o zaman çocuk sayılacak yaştaki sürülerini otlatırken, elindeki sapan taşı ile Talud’un ordusuna katılan kişidir. O 300 kişi ne yapacaklarını konuşurken Davud (Selam olsun ona) elindeki sapan taşı ile Calud’a karşı koşar. Bu koşarak gelen çocuğun ne yaptığını görmek için miğferini çıkaran Calud’a, Davud sapanındaki taşı fırlatır. Alnından vurulan Calud düşer ve ölür. Ordusu dağılır.
Kur’an bize bunu da anlatır. Mekan aynı mekan. Konu Mabed. Gelmesi beklenen meleklerin koruduğu Ahit sandığı, o emaneti mukaddese. Gazze bugüne kadar nasıl direndi sanıyorsunuz. Allah ve Resulü bize Alah’a, ahiret gününe, gayb’e, Allah’ın gökteki orduları ve hazinelerine güvenmemizi söyler. Bunlar hiç kimsenin (Peygamberler dahil) elinde değil, doğrudan Allah’ın tasarrufundadır ve O Allah, bizi görmekte, duymakta, bilmektedir. O mutlak güç, kuvvet ve iktidar sahibidir. İman edenler sabırlı olurlar, ameli sahih bir topluluk oluşturulursa, cahillerden ve zalimlerden olmazlar, adil olurlar, istişare, şura, ehliyet ve liyakat’a riayet ederlerse Allah (cc) onlarla beraberdir ve Allah yeter! Kitab’da Melekler’in yardımından bahseden ayetlere örnek olarak (Al-i İmran 123-125, 152), (Enfal 9-12), (Tevbe 25-26) ve (Ahzab 9) surelerini gösterebiliriz. Bu ayetler, Bedir, Uhud, Huneyn ve Hendek gibi İslam tarihindeki kritik savaşlarla ilgilidir. Meleklerin yardımı, Müslümanların sayıca veya donanımca zayıf olduğu durumlarda Allah’ın lütfunu vurgular. Meleklerin yardımı, Allah’a tevekkül ve imanın önemini gösterir. Müslümanların kendi çabaları sabır, cihad, itaat ile Allah’ın yardımı birleştiğinde zafer mümkün olur. 11 Ayette Meleklerin yardımından söz edilir. Ama bizimkiler bu manevi desteği hiç akıllarına getirmiyorlar. Kadere, Rızıg’a ve Ecele hükmeden, ol deyince olduran, öl deyince öldüren bir Allaha iman ediyoruz biz.