24.07.2019, 21:39

Bu "Tereddi"den İvedi Rücu Edilmez İse...

Mahallemizden bazı kişilerin, sosyal ve siyasi statü degişikliklerinden sonra varlıklı hale gelmelerine paralel olarak yaşadıkları eksen kaymalarından dolayı uğradığımız zarara,

Heba olan emeklerimize, 

Eski mücahidlerin birer birer konformist çıkarcılara dönüşmelerine, 

Dün ödediğimiz bedellerin üzerinden ganimet devşirenlere, 

Makamların ayarını ortaya çıkardığı, kendileri sıfatlarından küçük adamlara, 

İçinden çıktığı mahalleye tepeden bakanlara, 

Mahalleliyi beğenmeyen sonradan görmelere, 

Bedel ödeyenleri itibarsızlaştırıp, devşirmeleri baş tacı yapanlara, 

Kraldan fazla kralcı kesilenlere, 

Siyasi ve bürokratik yapının her kademesine yalakalıktan başka meziyeti olmayan kifayetsiz muhterisleri dolduranlara, 

Dava dava diye ele geçirdikleri köşe başlarından ihale kovalayanlara, 

Tarafsız olacağız zevzekliği ile hassasiyetlerini yitirip davaya sırt dönen eziklere, 

Üzerine basıp yükseldiği omuzların sahiplerinin artık kendisine ulaşamadığı, binbir türlü yolla ulaşsa bile yüzlerine bakmayanlara, 

Hep mavi boncuk dağıtıp iş bitirmeyenlere, 

Yüzüne methü sena edip arkadan değersizleştirenlere...  

isyan ettiğimiz için bize kızanlar olduğunu biliyorum!

Bilge Kral Aliya İzzetbegovic'in;

“Ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.” dediği gibi bu kötü gidişata sessiz kalmamak için elbette konuşacağız ve yazacağız. 

Gerçi “ülkenin düşmanları” ile “iktidar goygoycuları”nın gürültüleri, milletin ve samimi insanların sesini bastırıyor malesef! Bir türlü sesimizi ulaştıramıyoruz ama yine de çıkarların konuştuğu yerde, vicdanlar sussa da, biz susmayacağız biiznillah!

İçimiz yanıyor, göz göre göre gerek ferdi, gerek ailevi, gerek ictimai, gerek siyasi kulvarda zillete sürüklenişimize nasıl tahammül edebiliriz ki?!.. 

Hiç bir şey yapamasak da Hakk’ı haykıracağız yine de. Kardeşlerimizi uyaracağız! 

Sokakta, berberlerde, çay ocaklarında esnaf dükkanlarında, mahalle ve köy kahvelerinde, çay sohbetlerinde, kamu kurumlarında insanlar hiç hoş şeyler konuşmuyorlar. Millet, yapılan her şeyi görüyor, idrak ediyor, gayet iyi biliyor. Yarın söz hakkı kendine geldiğinde, sandıklar kurulduğunda, vicdanların kabullenmediği yanlışların faturasını keseceğinden hiç şüpheniz olmasın! 

Reis’in mücadelesine gölge düşürenler ve “O”nunla kaygısı ve kavgası bir olmayan ama temsil ve yetki makamlarında “O”nun adıyla “yolunu bulanlar” yüzünden yaşanılan kan kaybının hafife alınacak tarafı yok!
 

Nice zorluklarla, ne terler akıttık, nice bedeller ödedik bugünleri görelim diye.

Ortalık yangın yeri. Hem içerden hem dışardan ne kadar insanlık ve İslam düşmanı, kan içici vahşi küresel odak varsa, saldırıya geçmiş, İSLAM'ın son kalesinin üzerine var güçleriyle yürürken, içimizde şerrin taşeronluğunu yapanları hadi bi kenara koyuyorum da, bizim mahalleden ‘erk’in köşe başlarını tutmuş bazı önde gelenlerin, ümmetin liderinin idealine, mücadelesine umarsız, hala "ne kaptık kar" hesabıyla menfaat devşirme peşinde olmalarına çıldırmamak mümkün değil?!..

İşte bu gerçekten içimizi acıtıyor, bu tablo milletin vicdanlarına hançer saplıyor!.. 

Onca bedel ödeyen masumun, garibin, yetimin hakkı var!

Necib milletimizin, devlete, millete, ümmete hizmet etsin diye yöneticilik verdiği, idareci yaptığı, başkanlık, müdürlük, dekanlık, rektörlük, vekillik, bakanlık makamını emanet ettiği bazı zevat, üzerine oturdugu makamın büyüsüne kapılarak nefsinin arzuları peşinde savrulmuş gitmişler..


Dün değerlerimize, hassasiyetlerimize, mukaddesatımıza düşmanlık edenlere karşı muhalefet ettiğimiz için Allah’ın bize verdiği mülkü, dün muhalefet ettiklerimizi benimseyerek elde tutabileceğimizi sanıyorsak, nafile!

Geçmişin acılarını çeken hasbi adamların ve bedel ödeyen ihlaslı hanımların bugünlere omuzlayıp getirdiği bu davanın sırtından geçinen, çile çekmemiş, konformist, gevşek, goygoyculardan oluşan bir ekip kurar, menfaatlenmeye çalışan yalakalara değer verip onları etrafınıza toplarsanız, çok da uzak olmayan bir gelecekte zillete düşerek yıkılmanız mukadder olur!..

Haramı helali mühimsemeyen midesi geniş, oportünist (fırsatçı çıkarcı) insanlardan uzak durmak gerek!

Makam ve para için size yaklaşan insanlar çevrenizi kuşatıyor. Kazana atılmış kurbağa gibi başlangıçta anlamıyorsunuz. Ancak su kaynamaya başladıkça korkunç sondan kaçacak yeriniz kalmıyor!

Gerek siyasette, gerek bürokraside gerekse stk larda, millete, ümmete hizmet etmek için getirildiğiniz makamlar; artistlik yapıp egonuzu tatmin edeceğiniz, kin tuttuklarınızdan intikam alacağınız, size yalakalık yapan veya işinize yarayacakların önünü açıp işinize gelmeyeni değersizleştireciğiniz, rakip gördüklerinize bulunduğunuz yerden aldığınız güçle kumpas yapıp önünü keseceğiniz, her çeşit rant devşireceğiniz, birbirinizle didişeceğiniz, çıkar çeteleri kuracağınız veya bunlara alan açacağınız, asansör olacağınız yerler değildir!

Size verilenlerden hesaba çekileceğiniz gün uzak değildir. O gün hiç bir bahane kabul edilmeyecektir.

Ayrıca başarılarınızla, yaptıklarınızla fazla övünmeyin! Zaten bunları yapmak için görevlendirildiniz. Veren Allah, alır da!

“Biz olmasaydık, bunlar olmazdı” diye bir şey yok! Allah dilerse olması gerekeni, ummadığımız kişilerin elleriyle de gerçekleştirir. Kimse kendi aklına, makamına güvenmesin. Yoksa Firavun’dan ne farkımız kalır!
 

Eyy makam ve güç sahipleri, 

Eyy önde gelenler, sözünün tesiri olanlar,

Eyy hizmet edesiniz diye milletin kendisine vekalet ve erk verdiği seçkinler!

bir an önce silkinip kendimize gelelim! 

Acilen toparlanalım!

Geçmişte canlarımızı kaybetmeyi göze alarak her türlü zulme karşı aslanlar gibi dimdik durduğumuz o kutlu yüce ruhu yeniden kuşanarak ve Hakk’ı hakim kılacak yüksek idealimizi yeniden ete kemiğe bürüyerek ikame edelim!

“Bana” göre, “bize göre” değil, “Hakk’a, Hakikate göre” davranalım!

Allah cc, cahil ve zalim bir topluluğa yardım etmez!

Biz doğrularla, akıllı, dürüst, bilgili, cesur insanlarla birlikte olursak, Allah’ın yardımı o zaman bize ulaşır. 

Sakın ola ki beni terk etmez diye dostlarınızı örselemeyin, ötelemeyin. Ötelenen öteki olur karşı tarafa geçer, sizi unutur. 

Düne kadar düşmanınız olana nasıl olsa ortak çıkarlarımız var, artık bendendir demeyin. O hiçbir zaman sizden olmayacak, aksine sizden kopan dostlarınızın düşmanlığı ile birleşerek düşman sayınızı artıracaktır! 

Kısacası düşmanınız hiç bir zaman dostunuz olmayacak, lakin siz öteledikçe düşmanlaşan dostlarınız olacaktır, onları asla ötelemeyin!..

Eba Müslim Horasani ne demişti: 

“Onlar, zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Kendilerine bağlamak ve kazanmak içinde düşmanlarını yakınlaştırdılar. Yakınlaştırılan düşman, dost olmadı. Ama uzaklaştırılan dost, düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu.”

Bu "tereddi"den* ivedi rücu edilmez ise, o yıkılış mukadder olur!

*Tereddi: Yozlaşma, soysuzlaşma, gerileme

Yorumlar (2)
Mehmet Ergin 2 yıl önce
Eline kalemine sağlık çok doğru tesbitlerkonuscak çok şey var ama bu kadar
Hilmi 2 yıl önce
Hocam eski mücahidler mutaid eski tasavvuf ehlinin birçoğu da tasarruf ehli oldu
Günün Anketi Tümü
Haftalardır kısıtlamalar nedeniyle evlerimizdeyiz. Sizce kısıtlamalar sona ermeli mi? Yoksa devam etmeli mi?
Haftalardır kısıtlamalar nedeniyle evlerimizdeyiz. Sizce kısıtlamalar sona ermeli mi? Yoksa devam etmeli mi?