Büyüme Rakamlarını Nasıl Okumalıyız?

Ekonomi 11.12.2017 - 15:01 11.12.2017 - 15:01 Bülent Deniz
İbrahim Kahveci'nin Karar Gazetesi'nde yayımlanan "Ne pahasına büyüme!" başlıklı yazısı:

Türkiye üç kat büyüdü!


Söylem bu ama gerçekten ülkemizde böyle bir büyüme oldu mu? 25 Ağustos 2017 tarihli “Böyle bir büyüme mucizesi görülmedi” başlıklı yazımda anlattım: AK Parti hükümetleri döneminde masa başında iki kez büyüme oranlarını revize ettik. İlkinde 2007 yılı büyüme tutarına 126 milyar 383 milyon dolar ekledik. Sonrasında ise 2016 yılı büyüme tutarına 141 milyar 847 milyon dolar daha ekleme yaptık.


Kısaca iki hesap değişimi ile ülkemizin GSYH’sına 268 milyar 230 milyon dolar ekleyerek 861 milyar 467 milyon dolara yükselttik. Bu masa başı hesap değişimlerini eklemeseydik, 2016 yılı GSYH büyüklüğümüz 593 milyar 237 milyon dolar olacaktı.


***


Ülkelerin ekonomik büyüklükleri eski mal fiyatları ile ölçüldüğü gibi (sabit fiyat), bir de dolar bazında ölçülmektedir. Geçmiş yıllarda doların seyri ile enflasyon oranı arasında yakın ilişki olduğundan, dolar bazlı büyüme ile sabit fiyatlı (reel) büyüme yaklaşık olurdu. Ama 2000 sonrası dalgalı kur sisteminde durum değişti.


2003 yılından 2014 yılına 12 yılda dolar bazında yüzde 247 büyüme sağladık. Yani yaklaşık olarak üç kat büyüme buradan geliyor. Ama aynı tarihlerde sabit fiyatlar ile (1998 fiyatları) ölçülen ekonomik büyümemiz yüzde 73,8 artmış oldu. Aslında gerçek büyüme oranımız da bu seviyede oldu.


***


İşin bir de yabancı kaynak kullanımı var tabi. Mesela 1975 yılından 2002 sonuna kadar geçen 25 yılda cari açığımız -40 milyar 179 milyon dolardı.


Oysa 2003-2014 arasındaki yüzde 73,8 reel büyüme ile 800 milyar dolara çıkan büyümede verilen cari açık -435 milyar 830 milyon dolar oldu.


Anlayacağınız 2003 sonrası büyüme serüvenimiz bizim çalışarak başardığımız bir mucizeden öte, şer güçlerin bize vermiş olduğu sermaye desteği ile gerçekleşmiş.


17-12/11/kkkkkkkkkkkkkkkkk.jpg


Grafikte 4 er yıllık büyüme oranları görülüyor. Ve aynı dönemde verilen cari açık tutarları. 2007-2010 arasında yüzde 17,0 büyüme yakalanırken, -132 milyar 348 milyon dolar cari açık verilmiş. 2011-2014 arası yüzde 18,6 büyümeye karşılık  verilen cari açık 229 milyar 582 milyon dolara çıkmış.


Tablodan en başarılı ve başarısız yıllara bakalım:


*1979-1982: Büyüme %6,11 ama cari açık -7.709 milyon dolar: Görüldüğü üzere oldukça başarısız bir dönem olmuş. Hem büyüme düşük, hem de cari açık var.


*1983-1986: Büyüme  %19,75 ama cari açık -5.840 milyon dolar: Büyüme makul ama cari açık sorunu azalmış olsa da bitmemiş.


*1987-1990: Büyüme %24,17 ve cari açık -897 milyon dolar: 1975 yılından sonra görülen en başarılı büyüme dönemi yaşanmış. Hem de cari açık bile nerede ise sıfıra düşmüş.


*AK Parti hükümetleri ilk dönemi olan 2003-2006: Büyüme %23,46 ama cari açık -73.900 milyon dolar.


Sonraki dönemler ise zaten hem büyüme düşüyor hem de cari açık muazzam oranda artıyor. Yani şer güçler bize para yetiştiremiyor ama biz yine de zar zor büyüme gösteriyoruz. Ki, bu yetmediğinden masa başında iki revizyonla GSYH’mızı hesap güncelleme ile artırıyoruz.


***


Bugün büyüme oranı açıklanıyor. Muhtemelen çok ama çok iyi bir büyüme gelecek. Bu sefer bizi şer güçlerin parası yanında bir de KGF dediğimiz Kredi Garanti Fonu ve bütçe açığı desteklemiş olacak.


Adeta paranın üzerinde yüzdüğümüz bir dönemin sonuçları ortaya çıkacak. Şirketlere ucuz ucuz kredi verdik; vergilerinde indirime gittik. Yetmedi bir de SGK primlerini erteledik. Bir de devletin kasasından fazlası ile harcama yaptık. Ve bu büyüme oranını yakaladık.


Ama yarın ne yapacağımızı kimse bilmiyor. Uyuşturucuya alışmış gibi bir ekonomi oluşturduk. Tek tesellimiz onca düşmanlık söylemine rağmen bizden mal almaya devam eden AB sayesinde artan ihracatımız ve dönen sanayimizin çarkları. Keşke büyüme yerine bir günde ekonomik kalkınmayı ele alabilseydik? Acaba nasıl sonuçlara varırdık, kim bilir?

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@