BY-BY İSRAİL

Abone Ol

Bir hadisenin şekli nasıl olursa olsun, o hadisenin önemi, anlamı ve değeri neticesi itibariyledir. Her ameliyat sancılı geçer. Acıya sonuçtaki şifa için tahammül edilir. Her bahardan önce kış mutlaka gelir.

Tekerrürden ibaret biliriz ya tarihi. Şüphesiz tekerrür etmesi, tarihi idare edenin bir düsturu olmasındandır. Kur’an’da geçen peygamber kıssalarının maksadının bu tekerrürü ders vermek olduğu ehlince malumdur. Bu tekerrürün bir tanesi var ki gözümüzün önünde gerçekleşirken suret bazen hakikati gizleyebiliyor. Akıl ile göz aynı şeyi görmez. Göz dünyanın durduğunu gösterir, akıl ise hareket ettiğini. Külli düsturlar; görünür suretin altında göze kapalı, akla açık bulunur.

Nedir şu andaki külli düsturun ipuçları? 

Kur’an, İsrail oğullarının erkeklerinin öldürülmesini ve kızlarının sağ bırakılmasını haber veriyor. Bir külli düstur olan peygamber kıssalarının tarihî tekerrürleri haber verdiğini bildiğimizden, bu noktai nazarla dünyaya baktığımızda o günün başladığını anlamak bir yandan sevindirici, bir yandan da çok masumun şehadetine sebep olacağı için üzücüdür. 

Gerçi şehadet, ruhunu Allah’a emanet vermektir ki kimse O’ndan daha iyi muhafaza edemez. Müslüman iki hayatlı olduğundan ötürü, yaşamak ve ölmek manası birbirine çok uzak değildir. Yine de her masumun ölümü ruhu kanatıyor fakat ilerde alacağımız hıncın gıdası olan öfkeyi artırdığından geleceğe yatırımların en iyisine sermaye olmaya sebep oluyor.

Yahudi, hem bir dini kimlik, hem de bir ırk olarak yeryüzünde Fransızlarla korkaklıkta yarışabilecek tek millettir. Bu korkaklıklarına rağmen ve hatta her asırda başlarının belaya girmesini azgınlıklarından dolayı olduğunu dini inanışlarında bile açıktan dile getirdikleri halde yine de ellerine kuvvet geçtiğinde akreplere dönüşmekten geri kalmayan bu ırk, belki de son azgınlıklarının son perdesini yaşamaktalar. Öyle ki tehlikenin farkında olan bir kısım Yahudiler bile feryat etmekteler ki büyük bir felaket yaklaşıyor. 

Biz zaten biliyoruz ki ve inanıyoruz ki küfür kıyamete kadar devam edecek fakat zulüm devam etmeyecektir. Vakti geldiğinde Allah “raculul-facir”i bile İslam’a hizmet ettirir. İslam dünyasının başa çıkamadığı Hasan Sabbah’ı, zalim Hulagu’nun perişan etmesi dillere “dinsizin hakkından imansız gelir” sözünü nakşettirmişti. 

1947 yılına kadar İslam dünyasının bir “Yahudi sorunu” yoktu. Bu sorun Avrupa’nın sorunuydu. Başta İspanyollar olmak üzere, yüz milyondan fazla kızıl deriliyi kesen bu milletin yakmasından Yahudileri Osmanlılar kurtarmıştı. Kalanlar da her yüzyılda ve en son Hitler eliyle bir kısmı özellikle Hazar Yahudileri bir daha tokatlandılar. Ve geçen asrın ortasında İngiltere’nin cebriyle Filistin’e yerleşen bu ırk, her ne kadar Almanya’dan kaçtıkları gemide açtıkları pankartla, “Almanlar evimizi yıktı, siz gönlümüzü yıkmayınız” diye yazmışlarsa da, o topraklara konar konmaz korkunç bir Müslüman katliamı yapmaktan çekinmediler. Ve İslam dünyasının ithal bir “Yahudi sorunu” oldu.

 Aslında bu durum yani Yahudilerin içinde bulundukları milletlere kötülük yapmaları ilk değil. Fıtrat olarak bundan kaçınamazlar. Avrupa’da onlar aleyhine vaktiyle başlatılan katliamların arkasında da çocuk kaçırmak ve öldürmek gibi bugün de devam eden fiilleri vardı. Yani düşmanlıkları sadece İslam’a değildir. Tüm milletlere düşmandırlar. Tabi onların kusurunu her yakalayan millet de katliamla karşılık vermiştir. 

Aslında ilginçtir. Geçen yüzyılın ortalarına kadar yani Hz. Peygamber aleyhissalatü vesselam öncesinden beri Yahudilerin devletleri yoktur. Asrısaadette Hayber cenginde paçavraya dönünce İslam dünyasında hiçbir zaman varlık gösterememişlerdi ki o dönemden sonra da Yahudilerin Müslümanlarla başa çıkacak güçleri hiç olmadı. Fakat  alemlerin Rabbinin bildirmesiyle o gün için olamayacak bir şeyi haber verdi Hz. Peygamber (Müslim Fiten 82).  Müslümanları Yahudilerle savaşmaya mecbur bırakacak kadar Yahudilerin güçleneceklerini ve zulmedeceklerini bildirdi. Hâlbuki Yahudilerin değil Müslümanlarla,  herhangi bir milletle bile savaşacak bir kabiliyetleri yoktu hiçbir zaman. Hadis, Yahudilerin güçleneceğini kıyametin kopmasına alamet olarak zikretmiştir ki, şu anda görünen hadise bundan ibarettir. 

Ümmetini her daim korumak isteyen Hz. Peygamber Aleyhisselatü vesselam, özellikle Yahudi fitnesine karşı ümmetini uyarmıştır. Fakat elbette vaat edilen gerçekleşmiş ve bu geçen yüzyılda sadece İsrail’i değil çok devleti de fitne ve parayla kurup kontrol altına almışlardır. Kur’an’ın tabiriyle iki kere fitne çıkaracakları bildirilen Yahudi milletinin (İsra,17/6-7), yine aynı haber içinde yok edileceği de haber verilmiş. 

Hem ayet hem hadis onların mahvına sebebin azgınlıkları olduğunu haber veriyor. Öyle bir millet ki, kurbağanın sırtına binip dereden karşıya geçince kurbağayı sokup öldüren akrep gibi, fitne çıkarmaksızın duramıyor. Düşünün ki; Avrupa’nın kendilerini yakılmaktan kurtaran Osmanlılara karşı Çanakkale’de “Katır Taburu” ile kendilerini yakanların yanında, kendilerini yakılmaktan kurtaranlara karşı savaşacak kadar nasipsizdirler. Yahudi olmayan herkesin “goyim” yani köle hayvan olduğuna iman eden ve Yahudi olmayanların bir böcek kadar değeri olmadığına bir Yahudi olarak inanmak zorunda olan bu milletin karakterinin nasıl şekillendiğini anlamak zor olmasa gerek. Şu heriflerin uyduruk kitaplarının uyduruk cümlelerine bakın: 

“Onların her şeylerini tamamen yok et, ve onları esirgeme; erkekten kadına…çocuktan emzikte olana…öküzden koyuna, deveden eşeğe kadar hepsini öldür (I. Samuel, bab: 15:3 s, 286)”

“İhtiyarı, genci ve ere varmamış kızı ve çocuklarla kadınları helak için vurun, gözünüz esirgemesin ve acımayın (Hezekiel, bab:9,5-6 s, 794)”

Gelelim tekerrür meselesine;

Yine geçen yüzyılda Almanya’da 1933 yılından itibaren Hitler’in iktidara gelmesiyle gün yüzüne çıkan Yahudi düşmanlığı birkaç yıl sonra onlar için felakete dönüştü diye biliyoruz. Bu durum tabi ilginçtir, Hitler’in finansörünün silah tüccarı Yahudi Kruffel olmasını dikkatlerinize arz ediyoruz. Türkiye’deki varlık vergisi filan gibi uydurma kanunlarla Türkiye’deki Yahudiler Filistin’e gitmeye mecbur bırakıldığı gibi, Hitler eliyle Yahudiler de Filistin’e gitmeye mecbur bırakıldı, ta ki bir Yahudi devleti kurulsun. 

Fakat katliamı her ne kadar Naziler yapmışsa da iplerin kimin elinde olduğunu tahmin etmek zor değil. İşin arkasındaki hilekâr İngiliz hükümeti tabi her zaman başrolde. Önceden Filistin’e yerleştirdikleri Yahudilere toprak kazandırmak için ev parası kadar vergi koyup, evlerini satmak zorunda bırakılan Filistinlilerin yerlerine yerleştirildiler. Sonra da çıbanbaşını şişirip bıraktılar. Kendi adamlarının eliyle katledilen ve Polonya, Almanya ve Avusturya’da yaşayan aslında İbrani Yahudiler tarafından Yahudi sayılmayan bir kısmı bugün Kafkasya’da özellikle Azerbaycan’da yaşayan Hazar Türklerinin katli bahanesiyle Filistin’de devlet kurmak için uluslararası bir tiyatro tertip edip çoğu İbrani Yahudilerini Filistin’e gitmeye mecbur bıraktılar. Öyle bir tiyatro ki, dediklerine göre altı milyon Yahudi kesen Almanlara karşı kurulmuş bir tek Yahudi derneği veya faaliyeti yok dünyada. Lakin onlara hiçbir zarar vermemiş Müslümanlara karşı var. 

Fakat kimin eliyle yapılmış olursa ve hangi maksatla yapılmış olursa olsun bir katliam gerçekleşti ve üzerinden neredeyse yüz yıl geçti. Şimdi tekerrür zamanı.

Fakat bu sefer durum biraz farklı. Her daim Yahudiler lehine ele geçirdikleri medya ile dünyayı aldatan bu menhus grup, bu sefer aldatmakta tam muvaffak olamadı. Devlet başkanları yedikleri kemiklerin hakkını vererek İsrail lehine açıklama yapsalar da şu anda insanların İsrail aleyhtarı görüşleri gittikçe şiddetlenmekte. Bu sefer seçimlere yansıyacak duruma gelmiş olması gösteriyor ki, Yahudiler verdikleri kemiklerin hakkını almakta zorlanacaklar gibi. Büyük ihtimalle özellikle Hıristiyan dünyasındaki devletler, İsrail üzerindeki korumayı kaldırmak zorunda kalacaklar veya kıblesi menfaat olan bu insanların İsrail’e arka çıkmaları menfaatlerine ters düşecek. İsrail üzerindeki korumanın kalkması İsrail’in bitmesi demektir. Çünkü İsrail kendi şehirleri içinde hiçbir Müslümanla başa çıkamaz. Bir İslam devleti İsrail’e savaş ilan etse Batının şemsiyesi olmadan varlıklarını bir dakika sürdüremezler. Atom bombası bile kullanmaya yeltenebilir fakat bu da batının koruma kalkanını tümüyle kaldırmasına sebep olur. 

Sünnetullah tabir ettiğimiz külli kanunlar muvacehesinde  Alemlerin Rabbinin elbette bir hikmeti vardır. Ve bu hikmetin de ihmal etmeyip sadece imhal ettiğini yani mühlet verdiğini de bilmekteyiz. Elbette Allah’ın vaadi gerçekleşecektir. Fakat bu gerçekleşme Sünnetullah dairesinde vuku bulacaktır. Kim bilir belki de  Alemlerin Rabbi, bir milletin uyanmasını dilemiştir de o milletin kendi ruhundaki aslanı unutmuş hafızasını yerine getirmek için bu Filistin hadisesi cereyan etmektedir. Kim bilebilir, belki de İslam’ın keskin kılıncı olacak birilerinin kafelerdeki meyhanelerdeki stajı bitmek üzeredir. Kim bilir?...
 

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }