Çirkin Amerikalı

Önce, bugün 3 aylar başladı. “Allah’ım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” 3 aylarımızı tebrik ediyorum. Bugünler mübarek olmamız için vesile olsun inşallah!

Ve bahedu, geçen hafta şunlar oldu: “Ve bu saldırıda askerlerini kaybeden NATO müttefiğimiz Türkiye’nin yanındayız”. Evet ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Esed rejiminin ve Rusya’nın saldırıları durmalı. NATO müttefikimiz Türkiye’nin yanındayız” dedi.

ABD Ankara Büyükelçiliği, “Eye On Idlıb” yani “Gözler İdlib›in Üzerinde” başlıklı videosunu sosyal medya hesabı Twitter üzerinden paylaştı. Videolu mesajda, “Suriye’de barışın tesis edilmesi ve sivilleri hedef alan Esed rejiminin uluslararası toplum nezdinde normalleşmesine karşı çıkmak için ABD’nin elindeki tüm gücü kullanacağı” belirtildi. Ayrıca videoda, “NATO müttefikimiz Türkiye’nin yanındayız” denildi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey başkanlığındaki heyet ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde görüştü. Jeffrey de aynı mealde şeyler söylüyordu.

Aynı anda, bir başka haber: (Kaynak AA) “Pentagon YPG/PKK kontrolünde 10.000 kişilik birlik için bütçe talep etti”.. Haberin devamı, “Pentagon 2021 mali yılı için Suriye’de desteklediği grublara 200 milyon dolar askeri yardım fonu talebinde bulundu”.

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu değil mi? Ne kadar şirinler! Sanırsınız, Erdoğan istese F.Gülen’i hemen paketleyip gönderecekler.

Ya da bunların başına bir şey mi düştü! Gerçekten birileri bu ani değişikliğe inanmamızı mı bekliyor!. Bunlar çocuk mu kandırıyorlar!. Ya da kendilerini çok mu akılla sanıyorlar!. Bu milletin hafızasından, zekasından şüpheleri mi var!. Acı tecrübelerle bazı gerçeklerin farkına vardık. Şimdi bu tavırları ile çok komik oluyorlar. Ama yine de politikada bu işlerin bir karşılığı var.

Bu Rusya’ya karşı bir blöf olabilir mi?

Blöf sözlükte, “Poker / İskambil oyununda, elini olduğundan başka, çok iyi durumda gösterme davranışı. Blöf, mantık ve kimi zaman psikolojik analiz gerektiren bir oyun taktiğidir. Oyunda karşısındakini yanıltmak, yıldırmak, başka türlü davrandırmak için söylenen gerçekdışı söz ya da takınılan aldatıcı, yanıltıcı tavır sergilemek sureti ile karşısındakini yanıltmak ya da korkutmak, bir şeyden caydırmak için gerçek olmayan söz söylemek, aldatıcı bir tavır takınmak, zayıfken, güçsüzken güçlüymüş gibi görünerek gerçek durumunu gizlemek şeklinde tanımlanır.”

Yani burada diplomatik anlamda bölge üzerinde oynanan bir oyun ya da kumar söz konusu sanki.

Herkes gerçeği biliyor ve herkes birbirine karşı oyun kurma çabasında. Bu piyasada dostluklar da, düşmanlıklar da sahte! Hiç biri kalıcı değil. Her şey konjonktürel. Bu iç politikada da böyle değil mi! Dün FETÖ ile kol kola girenler bugün düşman oldu. Ya da dün CHP ve MHP birlikte AK Parti’ye karşıydılar, bugün AK Parti ve MHP birlikte CHP’ye karşı. “Dün dündür, bugünse bugün” netekim!? 

Hakikat yoksunu bir siyaset. Diplomasi zaten maskeli balo gibi. Toplum, siyasetçiden duymak istediği sözü söylemesini istiyor, Politikacı da halka duymak istediği şeyi söylüyor. Alan memnun, veren memnun, sonunda tencere yuvarlanıyor ve kapağını buluyor.

Politikacı kendi yaptıklarını anlatıyor ve oyunu bana ver diyor. Hedefe ulaşmak için sen bunları yapmalısın, ben bunları yapmalıyım diyen var mı? “Oyunu bana ver, gerisini merak etme sen”! Bekle makus talihini yenecekler ve kaderini değiştirecekler, Tanrının elinden serveti, silahı, iktidarı çalıp getirecekler.. İnanırsan sana yeryüzünden bir cennet vaad edecekler. Bunun için tek yapman gereken şey “oy”unu vermek! Sonra “dile benden ne dilersen”..

Bunun istisnası yok gibi sanki. Bu Amerika’da da böyle, Avrupa’da, Asya’da, Afrika’da ve tabii İslam ülkelerinde de böyle. Vakıf, dernek, sendika, oda, şirket, kooperatif fark etmiyor. Sağı-solu aynı.. Söz konusu olan siyaset olunca, “yok aslında birbirimizden tek farkımız”. Metodik anlamda İslamcı geçineni ya da Kemalist’i de fark etmiyor. Hem de “göklerin hazinesinin anahtarı benim ellerimdedir demiyorum. Allah bizi mallarımız, canlarımız ve sevdiklerimizle kimi zaman artırarak, kimi zaman eksilterek imtihan edecektir” diyerek İlahi bir ikazı bize getiren bir Peygambere inandığını söyleyen cemaat yapıları siyasete bulaşınca onlar da dönüşüyor. Para ve güç dönüştürücüdür. İnsanlar başkalarını dönüştürmek için bunları isterler ama bu para ve güç önce kendine sahib olanları dönüştürüyor. 

Çoğu zaman kem alat’la kemalat olmayacağını unutuyoruz ve kendileri ile savaştığımızı sandıklarımızın metotları ile onlarla rekabet ettiğimizi ve onlarla baş edebileceğimizi sanıyoruz. Farkında olmadan onlara benziyoruz.

ABD bizi aynı delikten 40 kere ısırdı. Ne ABD ile ne de ABD’siz, yuvarlanıp gidiyoruz.

Basında çıkan iddialara bakıyoruz, “İran’da düşürülen Ukrayna uçağı, İran’da Pentagon’a çalışan ekibin işiydi, 4-5 yolcu uçağının düşürülmesi planlanıyordu sadece 1 uçakla ilk adım atıldı, şimdi İran üzerinde uçan her yolcu uçağının düşürülme ihtimali var”  deniyor. Birilerine göre, bu süreçte, İran’la birlikte Irak’ta da yeni dönem başlayacak ve Irak’ın bölünmesinin resmi adımı atılacak, ardından Şii bölgelerinde büyük olaylar olacak ve sokaklar iyice alevlenecek. Aynı kaynakta şu bilgiler de var: “ABD, Blackwater üzerinden Irak’a müdahale edecek. 

Tabii bu onların evdeki hesapları.. Evdeki hesaplar her zaman çarşıya uymaz. Geçen yıl Fransa’da sarı yelekliler sokaklardaydı, şimdi ‘Mor fularlı’ feminist grubların da işbaşı yapmaları bekleniyormuş. Eric Prince diye birinden söz ediliyor. Diyorlar ki, birileri ortalığı karıştırmak için 40 kadar ülkeden oluşan bir liste hazırladı. Birileri bulanık suda balık avlamak istiyor anlaşılan..

Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler.

Selâm ve dua ile..

YORUM EKLE

banner5