banner5

13.11.2020, 11:25

Coşturulan kitlelerin nerede duracağı önceden kestirilemez..

Dün, ‘2. Dünya Savaşı’ dönemine aid ilginç sahneleri gösteren (belgesel) filmlere baktım, biraz..

***

Kamikaze’lerin (japon fedaîlerinin) yüzlerce uçağının, bir Pazar sabahının sakinliğinde, Pasifik’teki Amerikan Donanma üssü olan Pearl Harbor’daki savaş gemileri üzerine 1941 sonunda yaptıkları ânî baskınla, B. Amerika’nın savaşa çekilmesi müthişti..

Hitler Almanyası’nın iki yıl kadar süren Stalingrad Kuşatması ve karşılaştığı müthiş direniş de..

Amerika’nın Normandiya Çıkarması’ndan sonra Hitler’in güçlerini ikiye bölüp umutsuz bir direnişe geçtiği tarihî anlar da öyle..

***

İtalyanları milyonlar halinde ardından koşturan Duçe (Yüce Lider) Mussolini’nin yüzbinleri coşturduğu nutuk sahneleri daha bir düşündürücüydü.

‘Duçe’, ‘Üç ilkemiz var: İnan! İtaat et! Savaş!.’ sloganını söylerken, karşısındaki yüzbinler nasıl da kendilerinden geçmişçesine Duçe’lerine liderlerine bağlılık gösteriyorlardı.

Ve amma, savaşın ters gitmeye başlamasından sonra.. Duçe, iktidardan uzaklaştırılıyor ve müttefiki olan Adolf Hitler’in himayesinde Almanya’da bir yerde yaşıyor, ama, İtalyan siyasetini yine tanzim etmekten el çekmiyordu.

Ama, Almanya da artık savaşın son demlerine gelip dayanmıştı. 8 Mayıs 1945’de teslim olmaya koşar adım yaklaşıyordu..

Duçe ise, 1945 Nisanı’nda gizlice kendisine yeni sığınaklar aramak derdindeyken.. Komünist partizanlar tarafından yakalanıp öldürülüyor ve kendisinin ve metresi Clara ve diğer yakın çalışma arkadaşlarının cesedleri elektrik direklerine ayaklarından asılarak halk kitlelerine teşhir ediliyordu. Daha önce coşkun şekilde desteklenen Duçe’lerine tüküren yüzbinlerin, ölü bedenlerine tükürmeleri ve taş ve sopalarla saldırmaları görmeye değerdi.

***

O sahneler, o zamanın şartlarına mahsus mu diyorsunuz?

Benzer korkunç sahneleri 9 sene önce de Libya’da Trablusgarb’da da görmedik mi?

300 bin kadar insan, Trablusgarb’da, Muammer Gaddafî’ye, bağlılıklarını en coşkun şekilde gösteriyorlardı.

42 yıllık bir hükmetme gücüne güvenen Gaddafî de, kendisine karşı çıkanlara, ‘Lağım fareleri gibi öleceksiniz..’ diye tehditler savuruyordu. Ona, ‘ Gel, seni Malezya veya Endonezya gibi uzak yerlere gönderelim, can güvenliğini de biz sağlarız!’ denilmişti. (Bunu ona kimin teklif ettiğini tahmin edebilirsiniz.) Ama, o, bu coşkun kitlelerin desteklerine güvenerek kabul etmemişti bu teklifi..

Ve, sonrası mâlûm..

Gaddafî, bir lağım kanalında gizlenirken yakalanıyor ve hışımlı kitlelerin en alçakça ve ahlâksızca usûlleriyle öldürülüyordu.

***

Bunlar hep uzaklarda ve başka halklarda yaşanıyor değil..

Bizden de aynı durum olmamış mıdır?

Genç Osmanlı Padişahı 2.Osman’ı 1622’de tahttan indiren darbeci askerler/ yeniçeriler, onu bir uyuz ata çıplak olarak bindirip, halkın alkışları arasında caddelerden geçirip Yedikule Zindanları’na götürürken, yeniçerilerin ve ayaktakımı kişilerin onun çıplak bedenine ellerindeki sopalarla nasıl en ahlâksızca işkenceler yaptıkları ve orada nasıl boğulduğu da unutulmasın..

***

Daha yakın zaman dilimine de gelebiliriz..

1950-60 arasında 10 yıl millete hizmet etmiş ve millet tarafından sevilmiş bir lider olan Başvekil Adnan Menderes’in 60 sene önce askerî bir darbeyle iktidardan uzaklaştırılışını ve ‘şanlı generallerimiz ve modern başıbozuk yeniçeriler’ tarafından nasıl akıl almaz zulüm ve ahlâksızlıklarla 17 Eylûl 1961’de -gerçekte kemalist ideolojiye sadâkatle bağlılık göstermediğinden dolayı- idâm sehpasına götürülüşünü ve asılarak öldürülüşünü hatırlayalım. (Evvelki gün, 10 Kasım günü, bir gazete, kocaman bir başlık atmıştı, ‘Seni sevmeyeni biz de sevmeyeceğiz..’ diyordu. )

Meclis’de Askerî Darbeleri Araştırma Komisyonu’nda darbeler hakkındaki görüşü sorulan bir eski Genelkurmay Başkanı, -birkaç ay önce ölen Siyahdayı mıydı, ismi, her ne idiyse- Adnan Menderes’in, Ezan okunmasına izin vermesinin, devrilmesi için tek başına yeterli sebep olduğunu söylemişti.

***

Bu vesileyle belirtelim..

M. Kemâl, Mayıs-1919’da Padişah Vahdeddin’in verdiği geniş yetkilerle Anadolu’ya Ordu Müfettişi sıfatıyla gönderilmesinin üzerinden ancak 8 yıl sonra 1927’de dönmüştü, İstanbul’a..

Bu arada köprülerin altından çoook sular akmış, Osmanlı’nın saltanat rejimi sona erdirilmiş ve bir fiilî saltanat ve Şeflik düzeni kurulmuş ve dârağaçları kurularak, nelerin nasıl yapılacağı gösterilmişti..

İstanbul’a gelişinde, Haydarpaşa’dan bir motora binip, karşıya, İstanbul yakasına geçecektir. Sahil boylarında yüzbinler tarafından, - latin alfabesi de yoktur henüz, sonradan kendisine aldığı soyadı da yoktur- ‘Gazi Paşa Çok Yaşa!’ flamalarıyla coşkun şekilde karşılanmaktadır.

M. Kemal’in yanında, Hamdullah Subhî (Tanrıöver) de vardır ve ‘Halkın coşkun tezahürât ve istikbalinden dolayı heyecanlı mısınız Paşam?’ der..

Cevap ilginçtir: ‘Hamdullah Subhî, bugün bizi burada coşkun şekilde karşılayanlar yarın biz dârağacına götürülecek olsak, bize karşı da yine aynı coşkuyla hareket ederler..’

Evet, halk kitlelerinin duygu ve tarafdarlıklarının şekillenişine çok da güvenmemek gerek..

***

Bunları niçin mi anlatıyorum?

Nikol Paşinyan 2 yıl kadar önce, sokak gösterilerini organize ederek iktidara gelirken, bugünlere varabileceğini tahmin edemezdi elbette..

Ama, bugünlerde kellesini kurtarabilirse ne alâ..

Zaman, bazan büyük sürprizler çıkarır, siyasetçinin karşısına..

Her insan ve hele de siyasetçi, en ağır düşmanlıkları baştan göze almalı ve doğru olduğuna inandığı yolda, tek başına da kalsa, yolundan dönmeden yürümek kararlılığında olmalıdır.

Paşinyan bu yolda nasıl âkıbetle karşılaşacaktır, yaşayanlar görür..

***

Ama, üzerinde asıl durulması gerekli konu, Ermenistan’ın tam da yenilmek üzere olduğu bir sırada, Rusya’nın onun imdadına yetişmesidir. Bu basit bir stratejik himaye değildir. İnanç temelli bir himayedir. Hele de bu çağ, ‘Religio-politik’/ inanç-din merkezli bir siyaset’ çağıdır.

Evet, Rusya, Azerbaycan’ın son darbeyi indirmesine izin vermedi ve Amerika’daki seçim sonuçlarının muğlaklığını fırsat bilerek, Kafkaslar’daki asıl oyun kurucunun kendisi olduğunu ortaya koydu.

Elbette, Türkiye de önemli bir oyuncudur bu sahnede artık..

Ancak, bu konuda bazılarının, ‘panturanist’ hayallere kapılarak yazdıkları makalelerin, kuzeyde Rusya’yı da, güneydeki İran’ı da rahatsız edeceği unutulmamalıdır.

Etnik beraberlik hayalleri yerine, bu çağda da bir ‘religio-politik’ (din-inanç merkezli) bir dünyada olduğumuzu son gelişmeler bize bir daha öğretmiş olmalıdır.

***
Yorumlar (0)
11°
hafif yağmur
Günün Anketi Tümü
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Whatsapp Sözleşmesi'ni kabul ettiniz mi?
Namaz Vakti 24 Ocak 2021
İmsak 06:46
Güneş 08:15
Öğle 13:21
İkindi 15:54
Akşam 18:18
Yatsı 19:41
Günün Karikatürü Tümü
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 19 41
2. Fenerbahçe 19 39
3. Galatasaray 19 36
4. Gaziantep FK 19 34
5. Trabzonspor 20 33
6. Alanyaspor 19 31
7. Hatayspor 19 31
8. Karagümrük 19 27
9. Malatyaspor 19 27
10. Göztepe 19 25
11. Antalyaspor 19 25
12. Rizespor 20 25
13. Sivasspor 19 24
14. Başakşehir 20 24
15. Konyaspor 19 22
16. Kasımpaşa 19 22
17. Kayserispor 19 19
18. Gençlerbirliği 20 19
19. Ankaragücü 19 18
20. Erzurumspor 20 17
21. Denizlispor 19 14
Takımlar O P
1. Giresunspor 17 35
2. İstanbulspor 17 34
3. Samsunspor 17 33
4. Altay 17 32
5. Adana Demirspor 18 31
6. Bursaspor 18 30
7. Tuzlaspor 17 30
8. Ankara Keçiörengücü 17 28
9. Altınordu 17 28
10. Bandırmaspor 18 27
11. Adanaspor 17 21
12. Ümraniye 18 20
13. Boluspor 17 19
14. Menemen Belediyespor 17 16
15. Balıkesirspor 17 16
16. Akhisar Bld.Spor 17 13
17. Ankaraspor 18 10
18. Eskişehirspor 18 4
Takımlar O P
1. M. United 19 40
2. Man City 18 38
3. Leicester City 19 38
4. Liverpool 19 34
5. Tottenham 18 33
6. Everton 17 32
7. West Ham 19 32
8. Aston Villa 17 29
9. Chelsea 19 29
10. Southampton 18 29
11. Arsenal 19 27
12. Leeds United 18 23
13. Crystal Palace 19 23
14. Wolverhampton 19 22
15. Burnley 18 19
16. Newcastle 19 19
17. Brighton 19 17
18. Fulham 18 12
19. West Bromwich 19 11
20. Sheffield United 19 5
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 17 44
2. Real Madrid 19 40
3. Sevilla 19 36
4. Barcelona 18 34
5. Villarreal 20 34
6. Real Sociedad 20 31
7. Granada 19 28
8. Real Betis 20 27
9. Cádiz 20 24
10. Levante 19 23
11. Getafe 18 23
12. Celta de Vigo 19 23
13. Athletic Bilbao 18 21
14. Valencia 19 20
15. Real Valladolid 20 20
16. Eibar 19 19
17. Deportivo Alaves 20 18
18. Elche 17 17
19. Osasuna 19 16
20. Huesca 20 13