Gündem

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı’nda muhalefete sert uyarıdan bulundu. “Kaos ve kargaşa hakim” diyen Erdoğan, Meclis’in tıkandığını söyledi ve “CHP’deki paralel yönetim modeli siyaseti felç ediyor” ifadelerini kullandı.

Abone Ol

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Grup Toplantısı'nda önemli açıklamalarda bulundu.

İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

Öncelikle sizlerin aracılığıyla, 81 ilimizin yanı sıra Avrupa'da ve dünyanın farklı yerlerinde milletimizi başarıyla temsil eden bütün vatandaşlarıma selamlarımı gönderiyorum. Çeşitli zorlukları göğüsleme pahasına izzetli bir hayatın, haysiyetli bir duruşun mücadelesini veren tüm soydaşlarımıza, gönül coğrafyamızdaki her bir kardeşime aynı şekilde saygılarımı ve sevgilerimi yolluyorum. Grup toplantımızı her zaman olduğu gibi yine büyük bir coşkuyla, tam bir kardeşlik atmosferi içinde gerçekleştiriyoruz.

"PARTİMİZİ YENİ KATILIMLARLA BÜYÜTMEYE DEVAM EDİYORUZ, DEVAM EDECEĞİZ"
Kavgaların, bel altı vuruşların, karşılıklı itibar suikastlarının Türk siyasetini zehirlediği bu günlerde kardeşliği yücelten, tevazuyu büyüten, nezaketi ve vefayı elden bırakmayan AK Parti ailesiyle iftihar ediyorum. Partimizi ve ailemizi inşallah yeni katılımlarla büyütmeye devam ediyoruz. Devam edeceğiz.

Cumhur İttifakı, büyük ve güçlü Türkiye'yi, çocuklarımızın kıvanç duyduğu, geleceğine umutla ve heyecanla baktığı müreffeh Türkiye'yi, aziz milletimizin de desteğiyle inşallah kısa zamanda inşa edecektir.

'MUHALEFETTE KAOS HAKİM'
Muhalefet cephesinde kaos ve kargaşa hakimken, biz uyum içinde, İttifak (Cumhur) olarak dayanışma içinde 86 milyonun birlik ve dirliği için çalışıyoruz.
Sanal ve saçma gerilimlerle vaktimizi ziyan etmiyoruz.

Tahriklere rağmen muhalefetin içinde debelendiği çamur güreşine bizi de çekmesine müsaade etmiyoruz. Demokratik olgunluk içinde millete hizmet yolculuğunu kararlılıkla sürdürüyoruz. Biz gereksiz polemiklerin içine girmiyoruz.

Çirkin oyunlara, kirli senaryolara boyun eğmeden belirlediğimiz hedeflere ilerleyeceğiz. Bizi de çamur güreşine çekmelerine izin vermiyoruz.

Mehmet Akif. “Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz. Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz yürürüz.” Evet, ilhamını mazimizden, enerjisini istikbalimizden alan bu kutlu hareket Allah'ın izniyle yılmadan, yıkılmadan, sarsılmadan yoluna devam edecektir.

'MUHALEFET MECLİS'İ TIKAMAK İSTİYOR"
12. yargı paketimizin yasalaşması sürecinde de sizlerden aynı kararlı tutumu sürdürmenizi bekliyorum. Hatırlatmak isterim ki meclis tatile girmeden önce yapacak çok işimiz var. Her bir milletvekilimizin enerjisine, çalışkanlığına, üretkenliğine ihtiyacımız var. Hep birlikte çok sıkı çalışacak milletimizin umutla beklediği düzenlemeleri hayata geçirmenin gayretinde olacağız.

Tabi burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Biz millete karşı görevimizi yerine getirmek için samimiyetle çalışırken maalesef muhalefet meclisi tıkama çalışkanlığından bir türlü vazgeçmiyor.

Milletin derdine derman olmak varken ellerinde telefonlarla şov peşinde koşanları artık hepimiz tanıyoruz. Üzülerek görüyoruz ki şimdi bunlara bir de şahsi kavgalarını meclise taşıyanlar eklenmiştir. Yüce meclis; siyaseti kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin sorumsuz eylemleri sebebiyle son günlerde hiç hak etmediği görüntülerle gündeme gelmeye başlamıştır. Ne yarım asırlık siyasi hayatımızda ne de 23 yıllık iktidarımız boyunca tanık olmadığımız hadiselerle karşılaşıyoruz.

"CHP'DEKİ PARALEL YÖNETİM KRİZİ SİYASETİMİZİ FELÇ EDİYOR"
Ama bir partinin iç meselesi bu yüce çatının ve demokrasimizin meselesi haline getirilmeye çalışılırsa elbette kayıtsız kalamayız. Ana muhalefet partisi içindeki tartışmalar son günlerde buna evrilmiş. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin saygınlığına gölge düşürülmekte, siyaset kurumu yıpratılmaktadır.

Lafa gelince 'cumhuriyeti biz kurmakla, Atatürk'ün partisi olmakla övünen' bir siyasi oluşumun böyle bir noktaya savrulması kaygı vericidir. Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık muhalefetle birlikte demokratik siyasete de zarar veriyor.

Açık söyleyeyim biz bu durumun sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz.

'MUHALEFET YAPICI DAVRANMALI'
Birbirlerine çelme takmak için türlü oyunlar çevirenleri mi ararsın, dün kahraman ilan ettiklerini bugün halk düşmanı diyerek linç etmeye çalışanları mı ararsın... Entrika, skandal, ayak oyunu, ihanet, ne ararsan var...

Biz başka siyasi partilerin ne yaptığı ile ilgilenmeyiz. Sokaklara taşımadıkları sürece sadece üzülerek izleriz.

Paralel yönetim modeli sadece ana muhalefet partisinin kendisini değil, Türkiye siyasetini de paralize ediyor.

Ülke meselelerinin çözümü noktasında muhalefet de iktidar kadar yapıcı davranmalı, yasama süreçlerine olumlu katkıda bulunmalıdır.

İster iktidar ister muhalefet hepimiz, iradesini temsil ettiğimiz milletimize karşı sorumluluk taşıyoruz. Birinci görevimiz, ülkeye ve millete hizmet.

AK PARTİ 33. İSTİŞARE VE DEĞERLENDİRME TOPLANTISI
İktidar Partisi olarak şüphesiz bizim sorumluluğumuz daha fazladır. Meclisi çalıştırma görevi öncelikle bizim omuzlarımızdadır. Meclis mesaisinin biraz daha artacağı önümüzdeki dönemde sizlerden, bu yüce çatı altında milletin dertlerinin, ihtiyaçlarının, umutlarının ve hayallerinin çözüm adresi olma noktasında daha fazla gayret bekliyorum. Bir sonraki sandık imtihanımıza kadar tek bir dakikamızı dahi heba etme lüksümüzün olmadığını bugün bir kez daha dikkatinize getiriyorum. Partimizin 25. kuruluş yıl dönümünü, 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizde ve 76 yıllık demokrasi mücadelemizde taşıdığı öneme en uygun şekilde kutlamak amacıyla çalışmalarımızı yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. İnşallah 25. yılımızı hem kendi tarihimize hem de Türk siyasi tarihine geçecek zengin bir içerikle idrak edeceğiz.

Öncesinde bir başka önemli programımızı gerçekleştiriyoruz. AK Parti ile özdeşleşmiş olan istişare ve değerlendirme kamplarımızın 33'üncüsünü inşallah bu hafta sonu Sapanca'da düzenleyeceğiz. Kampımızda bir taraftan son bir yılın muhasebesini yaparken diğer taraftan da gelecek seneye ilişkin yol haritamıza şekil vereceğiz. Ardından 15 Temmuz ihanetinin 10. yıl dönümünde hem şehitlerimizi şükranla yâd edecek hem de millî irade destanımızı hatırlayacağız.

"KURULUŞUMUZDAN İTİBAREN HEP MÜCADELE İÇİNDE OLDUK"
Burada bir hususu ifade etmek isterim. AK Parti'yi tanımlayan en iyi kavramlardan biri mücadeledir. Kuruluşumuzdan itibaren hep bir mücadele içinde olduk. Antidemokratik güç odaklarıyla mücadele ettik. Bize siyasi ömür biçen manşetlerle mücadele ettik. DEAŞ'ından FETÖ'süne, eli kanlı terör örgütleriyle mücadele ettik. Kendini devletin sahibi zanneden bürokratik oligarşiyle mücadele ettik.

Kızlarımızın başörtüsünden, çocuklarımızın hafızlığından, dinlediğimiz Mehter Marşı'ndan rahatsız olan yobaz anlayışla mücadele ettik.

Milletin kesesinden beslenen hortumcularla, halkın malını ganimet bilen yağmacılarla mücadele ettik.

Eser ve hizmet namına ne yapılırsa engellemeyi marifet zanneden takoz zihniyetle mücadele ettik.

AK Parti için mücadele kavramı hiçbir zaman koltuk kapmak, kişisel ikbal kazanmak, iktidara gelerek birilerine imtiyaz dağıtmak anlamı taşımadı. İktidara gelmeyi tek başına bir hedef olarak değil, ülkeye hizmet etmek, milletin dertlerine derman olmak için bir fırsat olarak gördük. 86 milyonun mesuliyetini yüreğinde hisseden, bu vatanın istisnasız bütün evlatlarını kucaklayan bir kadro olduk. Bu şekilde de yola devam ediyoruz. Sadece bize oy veren kardeşlerimizin değil, her vatandaşımızın yüzünü güldürmek, refahını artırmak için çalıştık. Bugün de aynı halisane niyetlerle çalışıyoruz.

"İRAN KRİZİNDE YAŞANANLAR, TÜRKİYE'NİN NE KADAR BÜYÜK BİR DEVLET OLDUĞUNU HERKESE GÖSTERDİ"
Şunu tüm samimiyetimle dile getirmek arzusundayım. Verdiğimiz mücadelenin, çektiğimiz çilenin, ödediğimiz bedelin karşılığını almaya başladığımız bir dönemdeyiz. Türkiye bugün bölgesinde ve dünyada daha önce hiç tecrübe etmediği bir ağırlık, bir itibar kazanmıştır. Türkiye, küresel sistemde meydana gelen değişimleri en doğru okuyan, rasyonel politikalar geliştirerek bu süreci en iyi yöneten ülkelerden biridir. İmkânlarımızın olduğu kadar potansiyelimizin de farkındayız. En son İran krizinde Türkiye'nin ve Türk dış politikasının ulaştığı yüksek kapasiteyi tekrar görme imkânı elde ettik. Aklıselimi, sağduyuyu ve hakkaniyeti merkeze alan siyasetimizle ülkemizi bu ateş çemberinden uzakta tuttuk. Türlü kışkırtmalara rağmen tek bir insanımızın dahi burnunun kanamasına izin vermedik. İsrail'in bölgemizde yeni fitne kazanları kaynatmayı amaçlayan oyunlarına eyvallah etmedik. Şu bir gerçek ki İran krizi sürecinde yaşananlar, Türkiye Cumhuriyeti'nin ne kadar büyük bir devlet olduğunu herkese göstermiştir. Yine bu süreç, Türkiye'nin tecrübeli, güvenilir ve ehil kadrolar tarafından yönetildiğini bir kez daha teyit etmiştir. Aynı şekilde Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'nin kriz yönetiminde ülkemize sağladığı asimetrik avantajlar da berraklaşmıştır.

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }