Değişen ittifaklar, eski korkular ve büyük Türkiye ideali

Abone Ol

Türkiye’nin siyaset sahnesinde son yıllarda yaşanan hareketlilik, yalnızca partiler arasındaki rekabetin değil, toplumsal blokların da yeniden şekillendiğinin işaretlerini veriyor. Bugün yeniden yükselen tartışmaların odağında “kimler neden karşı çıkıyor?” sorusu duruyor. Çünkü görünen o ki, politik itirazların arkasında sandığımızdan daha derin bir kırılma, daha köklü bir korku ve daha ciddi bir hesap var.

*Kimler Neden Rahatsız?*

Türkiye’de son süreçte ortaya çıkan yeni siyasi yönelimlere karşı en büyük tepkiyi; ulusalcılar, bazı milliyetçi çevreler, klasik Kemalist kadrolar ve eski tip CHP geleneğini temsil eden gruplar gösteriyor. Dikkat çekici olan şu: Bu itiraz, bugünün politik hamlelerine değil aslında “yıllardır alışılan ittifak mimarisinin kırılmasına” yönelmiş bir itirazdır.

Bir dönem “kent uzlaşısı” adı altında hiçbir tereddüt göstermeden birlikte hareket edenler, bugün aynı fotoğrafı görünce şiddetli bir rahatsızlık hissediyor. Oysa ne değişti?

Aslında tek ve en kritik cevap şu: ittifaklar değişti.

*Dün Birlikte Olanlar Bugün Neden Rahatsız?*

2019’da Ekrem İmamoğlu’nun aldığı destek, özellikle HDP/DEM tabanından gelen yüksek oy katkısı, o dönem kimseyi rahatsız etmedi.

PKK’nın o dönemde şiddeti tamamen bırakmış olmaması bile bu çevrelerde bir etik sorgulama yaratmadı.

Kimse çıkıp,

“Biz bu oyları neden ve nasıl alıyoruz?”

diye sormadı.

2023 seçimlerinde Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır’da aldığı oy Şişli ve Kadıköy’ü geçtiğinde, bu tablo bir başarı olarak sunuldu.

2024 yerel seçimlerinde de aynı ilişkiler ağı sürdü.

Peki şimdi ne değişti de itirazlar yükseliyor?

*İttifak Mimarisi Çöküyor*

Bugün ortaya çıkan rahatsızlığın nedeni, bir siyasi adımın yanlış bulunması değil; yıllardır kurulu olan blokların dağılması.

CHP–DEM–TİP–Kürt solu–Türk solu–Alevi sol çevresi–Kemalist blok…

Yıllarca Türkiye siyasetini yönlendiren bu zemin artık aynı değil.

Selahattin Demirtaş’ın yıllarca bu bloğun çekirdeğinde yer alması, geçmişte Abdullah Öcalan’ın Ali Kemal Özcan aracılığıyla yaptığı “taraf olmayın, CHP’ye oy vermeyin” çağrısına rağmen Demirtaş’ın “Yüklenin CHP’ye” diyerek karşı yönlendirme yapması, o ittifakın niteliğini gösteriyordu.

O dönem kimse bu çelişkiye itiraz etmedi.

Çünkü blok dağılmamıştı, çıkar dengesi yerindeydi.

Bugün ise çıkar ilişkisi bozulunca “karşı çıkma sevdası” başladı.

*Asıl Mesele Sandıktan Büyük: Türkiye’nin Geleceği*

Bu tartışmaların hepsinin üzerinde duran daha büyük bir gerçek var: Türkiye, siyaset üstü bir döneme girmek üzere.

Devlet Bahçeli’nin, siyasi kariyerini riske atarak güçlü bir şekilde “barış” iradesi ortaya koyması, aslında Türkiye’de yeni bir siyasal iklimin kapısını aralıyor.

Aynı şekilde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem çözüm sürecinde hem bugün gösterdiği kararlılık, devlet aklının kesintisiz bir çizgi üzerinden ilerlediğini gösteriyor.

Bu noktada mesele artık yalnızca bir seçim meselesi değil;

Türkiye’nin huzuru, bütünlüğü ve büyük devlet ideali meselesidir.

Bugün rahatsız olanlar, aslında bir siyasal projenin değil kendi alıştıkları ittifak düzeninin bozulmasından rahatsızlar.

Oysa büyük devlet olma iddiası, küçük menfaatlerin ve dar ittifak hesaplarının çok ötesindedir.

*Korkuların Değil Cesaretin Zamanı*

Bugün Türkiye, yeniden kardeşlik, yeniden birlik ve yeniden büyük Türkiye idealinin eşiğindedir. Korkanlar olacaktır, kaybedenler olacaktır, çünkü yeni dönem eski çıkar hesaplarını taşımıyor.

Ama asıl soru şudur:

Biz geçmişin korkularıyla mı yaşayacağız, yoksa geleceğin cesur Türkiye’sini mi inşa edeceğiz?

Cevabı tarih verecek, ama şimdiden görünen şudur:

Barış, birlik ve büyük Türkiye ideali artık geri döndürülemez bir iradedir

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }