Gündem

Deprem Şovmenleri, Sahte Kahramanlar ve Bizim Derin Sessizliğimiz

Şarkıcı Haluk Levent'in ''AHBAP'' Skandalına toplumun belirli kesimleri halen inanamaz, hayret ederken; daha o günlerde ''Devlete rağmen'' ortaya bir kurtarıcı gibi çıkmış bu tür oluşumların gerçek yüzünü gören Anadolu irfanına sahip toplum katmanları ise olaya farklı bir penceren bakıyor! Hüseyin Malkoç isimli bir müdavimimiz ilettiği tepki mailinde bu skandala içeriden bir eleştiri getiriyor. İşte bir okuyucu mektubu..

Abone Ol

Deprem Şovmenleri, Sahte Kahramanlar ve Bizim Derin Sessizliğimiz

Son yaşadığımız o büyük deprem felaketi, bu toprakların altındaki fay hatlarını kırdı geçirdi evet!
Ama aynı zamanda üstündeki insan manzarasını, niyetleri ve samimiyeti de alenen ortaya çıkardı.
Felaketin ilk gününden beri bir tiyatrodur izliyoruz. Bir tarafta yardımları nereye akıttığı belli olmayan, kumarda kaybettiği iddiaları, şaibeler ve sahtekarlıklarla anılan popüler figürler; diğer tarafta ise canını dişine takıp sessiz sedasız destan yazanlar...
Ama benim derdim bugün o malum şahıslarla ya da onları parlatıp duran fondaş malum medyayla değil.
Onların motivasyonu belli, niyetleri net.
Onlar, en ufak bir yardımı bile ayyuka çıkarıp reklam ederek, "Bakın, bu memlekette yaraları sadece devlet ya da muhafazakarlar sarmıyor, bizim mahallenin adamları da fevkalade işler yapıyor" imajı çizmek için o şov dünyasına dehşet bir şekilde sahip çıktılar.
Görevlerini de kendilerince yaptılar.


AHBAP oluşumunun deprem evleri


Bizim gibilerin canını asıl yakan ve siteme sevk eden mesele kendi içimizdeki o derin vurdumduymazlık!
Bakın, hafızanızı biraz tazeleyeyim.
Depremin olduğu o ilk günün akşamını hatırlayın.
Daha olayın şoku atlatılmamışken nice isimsiz kahraman yollara düştü!
Ne bir dernek, ne bir vakıf çatısı altında olmayan bu fedakar insanlar ne buldularsa arabalarına doldurup yollara çıktılar. Ve onlar gibi varlık amacı Hakk'a ve halka hizmet ruhunda olan milli STK'larımız! Niceleri yaptığı hizmetleri, ortaya koyduğu fedakarlığı ağzına bile almadı.
Lansmanını yapmadı, PR kasmadı!
Bunlardan biri de kısa adı (İFAM) olan İlmi Fikri Araştırmalar Merkeziydi.
Vakıf hemen o gece organize oldu.
Çevredeki bütün marketlerden, toptancılardan ne kadar battaniye, giyecek, kuru gıda varsa topladı ve daha ''bismillah'' demeden dört koca tır dolusu yardım malzemesini bölgeye yetiştirdi.
Sonra ne yaptılar biliyor musunuz?
Vakıflarındaki talebelerini yirmişer kişilik gruplar halinde Elbistan’a, Adıyaman’a, Maraş’a, Malatya’ya, Urfa’ya, Hatay’a; yani depremin vurduğu ne kadar il, ilçe varsa hepsine bölük bölük gönderdiler.
Bu da yetmedi; vakfın kendi bünyesinde kullandığı sanayi tipi bütün mutfakları söktüler, minibüslere yüklediler. Tam 12-13 tane seyyar aşevi kurdular bölgede. Çorba malzemesinden pirincine, bulgurundan tüpüne kadar her şeyi yükleyip o seyyar aşevlerinde depremzedeye aylarca sıcak aş çıkardılar.


AHBAP oluşumunun deprem evleri


Şimdi soruyorum size: Bir Allah’ın kulu çıkıp da televizyonlarda, gazetelerde, "Yahu İFAM, siz ne muazzam bir iş yaptınız, siz ne güzel insanlarsınız" dedi mi? ya da başka herhangi bir vakfın adını andı mı? Duyulmadı bile! Esamesi okunmadı.
Ya da İFAM gibi nice fedakar organizasyonları?
Peki neden?
Bir kurumun reklamına, alkışına ihtiyaçları olduğundan mı? Haşa! O hayır sahipleri zaten ecrini kuldan değil, Allah’tan bekleyerek o sanayi tipi mutfakları söktüler.
Bizim derdimiz, kendi evlatlarımıza, kendi cemiyetlerimize karşı gösterdiğimiz bu nankörlük!
Elalem, kendi mahallesinin hırsızını, memleketin hakkını yiyenini, gayrimeşru işler çevirenini bile körü körüne bir inatla sahiplenip memleketin gündemine "kahraman" diye taşıyor. Bizim camiamız ise fevkaladenin de üzerinde hareket edip, can siperane işler başaran vakıf ve derneklerimizi ağzına bile almaya korkuyor.
Niye? "Aman onun ismi öne çıkmasın, aman o duyulmasın, başkaları rol çalmasın" gibi sığ, vizyonsuz ve küçük hesaplar yüzünden!
Başkaları sahte kahraman üretiyor, biz ise gerçek kahramanlarımızı kendi elimizle sessizliğin mahkumiyetine gömüyoruz. Kendi hizmetlerimize, kendi derneklerimize yaptığımız bu haksızlığı, bu vefasızlığı başka hiçbir yerde göremezsiniz.
Bu olay hepimize tutulmuş muazzam bir aynadır.
Gazetecisinden siyasetçisine, etkilisine, yetkilisine kadar kim varsa bu aynaya baksın ve payına düşen o acı hisseyi alsın. Kendi değerine, kendi evladına sahip çıkamayanlar, başkalarının sahte kahramanlarına figüran olmaya mahkumdur!
Habervakti.com ailesi ve okuyucularına saygılarımla
Hüseyin Malkoç

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }