Din ve Akıl 4

Abone Ol

Bir gün felsefe bölümündeki ODTÜ mezunu bir araştırma görevlisine “bir parayı bin kere atsak hep tura gelir mi veya zarları bin kere atsak 6-6 gelir mi” demiştim. Demişti ki, “küçük bir ihtimal ama gelebilir!”

Üniversite bitirmiş birisinin yahut kafatasında beyin taşıyan birinin bu saçmalığı nasıl kabul ettiğine hayret ede durayım, aslında meselenin öncelikle dil meselesi olduğunu sonradan kavradım. Geçen yüzyılın tartışmasız en büyük filozoflarından olan Wittgenstein, “dilimin sınırları, dünyamın sınırlarıdır” demişti. Bu cümle tabi dil-zihin ilişkisini ifade etmesi anlamında çok önemli bir cümledir. Yani doğru ve isabetli düşünme sadece zihnin ne kadar zekâya sahip olduğu ile değil, ondan daha önemlisi bildiği kelime ile doğru orantılıdır. Zekâdan ya da zekâ yeteneğinden istifade edebilmek, kelime sayısı ile mümkün olabiliyor. Einstein kadar zekân da olsa, o yetenekten istifade edebilmen kavram sayısına dolayısıyla da kelime sayısına bağlıdır. Ben şimdi felsefe bölümünde bir elektronik dersi versem, herkes yüzüme boş boş bakacaktır. Çünkü elektroniği anlamak için gerekli akım, gerilim, direnç, tank devresi, frekans modülasyonu vs. gibi kelimeler bilinmediği için ders de anlaşılamayacaktır. Hâlbuki zekâda sıkıntı yok ama kelimelerde sıkıntı olduğu için ne kadar zeki de olunsa ders anlaşılmayacaktır.

Bir Kanadalı misyonerin “prophet” yani “peygamber” kelimesinden havarileri kastettiğini anlayıncaya kadar göbeğim çatlamıştı. Çünkü onlar malum Hz. İsa aleyhisselama bizim gibi insan olarak bakmıyorlardı.

Kelime sayısı zekâdan istifadeyi artırdığı gibi, aynı kelimenin iki zihinde aynı çağrışımı yapması da anlamanın gerçekleşmesine sebep olmaktadır.

Biz yine başa dönüp girişte bahsettiğimiz araştırma görevlisinin bozuk aklının nedenlerine bakalım ve 36 ile 36 nın bin defa üst üste çarpılmasıyla elde edilen sayıya “olabilir” diyen zihin yapısının neyi bilemediğine bakalım:

Temel olarak akıl üç kural üzerine düşünür;

1-      Vacip: “iki kere iki dört eder” veya “bütün parçasından büyüktür” gibi

2-      Mümteni: “iki kere iki beş eder” veya “bütün parçasından küçüktür” gibi

3-      Mümkün: yani “olup olmaması noktasından eşit imkâna sahip olan”

Buradaki ilk kritik kural, vacip ve mümteninin ister istemez öyle olacağı değiştirilemeyeceğidir. İki kere iki istesek de istemesek de dörttür. Yoruma tabi değildir. Nedeni olsa da olmasa da sonuç değişmez. İki kere ikiyi beş ettiremezsiniz.

Fakat mümküne gelindiğinde durum değişir. Bir şeyin mümkün olması mümteni gibi aklen çelişik olmadığı anlamına gelir. Yani bir neden olsa gerçekleşebilir demektir. Fakat vacibin tersi olan bir hüküm veya mümteni olan bir hüküm, bir nedeni olsa da sonuç değişmez. Mümkün de ise değişebilir.

Ne demek?

Mümkün iki kısma ayrılır:

1-      Muhtemel: olması için bir nedene ihtiyacı yoktur. Bir paranın birkaç kere atıldığında hep tura gelmesi gibi

2-      Muhal: olması için bir nedene ihtiyaç duyar. Ancak bir nedenle var olabilen bir hükmün, nedensiz de olabileceğini iddia etmek muhaldir. Bir paranın bin kere atıldığında hep tura gelmesi veya zarların bin kere atıldığında hep 6-6 gelmesi gibi. Zarlarda hile gibi bir neden olmadıkça bin kere atıldığında 6-6 gelmesi muhaldir.

Buradaki ikinci kritik kural, bir şeyin mümkün olmasının, onun olacağı anlamına gelmediğidir. Van gölü denizden yukarıdadır. Akıp gitmesi mümkündür. Madem mümkündür, öyleyse akıp gitmiştir, diyebilir miyiz? Diyemeyiz. Bunun için bir neden gereklidir. Ya deprem, ya çatlak vs. olmadan Van gölü akıp gitmiştir demek muhaldir. Veya herkes bir cinayet işleyebilir. O zaman herkes katildir diyebilir miyiz?..

İşte mümkün olduğu halde yani olması aklen bir çelişki içermediği halde olması için neden gerektiren hükümlere nedensiz olarak var olmuştur demek muhaldir. Her adımda bir milyon yolla karşılaşan ve bu yolların sadece birinden ancak ölmeden kurtulma ihtimali olan birinin, bu milyon ihtimalli yollara girmeyi milyon kere tekrarlayıp ölmeden çıkmasına benzer. Bu basit hükmü ve kavramı bilmemek ateist denen kıt kelimeli zihinlerin sarıldığı tek yılandır. Bir şeyin mümkün olmasını yani çelişik olmamasını, onun olması için kâfi gören ve maalesef sonsuz uzayın içinde sadece dünyada bulunan üretim hataları… Yeryüzünde bütün parlak şeylerdeki güneşin akislerinin tek güneşten olduğunu kabul etmeyip, farkında olmadan tüm parlak şeylerdeki akisleri gerçek güneş kabul eden bir üretim hatasıdır ateist. Cansız atomlardan meydana gelmiş canlıların canlılığını, o canlıdaki cansız atomların tesadüfi hareketlerine vererek her atomu ilah kabul ettiğinin farkında olamayan üretim hatasıdır ateist..

Her bir organının çalışmasıyla canlılığı devam eden her canlının, içindeki her organın yapısında bulunan cansız tuğla olan atomların teşkil edebileceği sonsuz ihtimalli bileşiklerden sadece birinin her seferinde orada nedensiz olarak yani Yaratan olmadan var olabileceğini bilimsellik sıfatıyla iddia eden bir garip varlıktır ateist. Sonsuz ihtimallerin nedensiz olarak var olabileceğini iddia eden, muhal kavramından haberi olmayan, dünyası gördükleriyle sınırlı olan ve gördüğü her şeye “var olmuşsa basittir” diye bakan fakat bir tek böbreğin bile nedensellik zinciri var mıdır diye bakamayan bir istisnai varlıktır ateist.. Başparmağını güneşten büyük gösteren gözünü akıl yerine kullanan, eşyanın nedenini eşyanın içinde arayan bir şeydir ateist..

Hiçbir ateist felsefe, izm veya ideoloji; vacibe itiraz, mümteniyi kabul iddiasıyla ortaya çıkmaz. Çünkü derhal itiraz gelir.  Mümkünün muhal kanadıyla ortaya çıkar, der ki, “mümkün mü değil mi?.. eee mümkün… tamaaam  işte olmuştur…” der. Nedensiz olamayanı nedensiz olabilir diye yutturmaya kalkar.

Kâinata tevhit nazarıyla yani nizamın ancak bir merkezden olabileceğini akıldan uzak görüp, nizamın teşekkülünü sonsuz idare merkezlerine veren şu akıl sahibinin durumu, yaktığı ateşte çubuğa geçirdiği pilici kızartmak için pilici çevirmek yerine, ateşin üzerinde yandığı arzı yıldızlarla beraber pilicin etrafında çevirmeye benziyor. Ne diyelim.. Allah, imandan sonra en büyük nimeti olan akıldan bizi mahrum etmesin…

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }