Dost

Abone Ol

Dost gibi nimet var mı aceb? Ekmek gibi, su gibi aziz... Gönül lisanıyla halleşip, gönüldaşlık hırkasını giymeye vesile... Birkaç dakika içinde kırk yıllık muhabbeti devşirmeye muktedir bir gönül hadisesi dostluk! İnsanın hiç kısılmayan sesi dostluk... Dost... Sâfi karşılıksızlık, yekpare itimat ve ikâmesi olmayan biriciklik değil mi?

Dost gibi nimet var mı aceb? Sen ağlayınca ağlar amma... Sevincine senden daha fazla sevinir. Yürürken arkanda kalsa, bir adımlık hasret tutuşturur içini... Yanında, canındadır dost! Hesapsız bir tek ruh olmaktır dostun dosta akışı... Sözü yormaya lüzum kalmaz... Ciltlerce kitabı anlatır bazen dostun dosta bir bakışı... Dost... Bahar yurduna çevirir, zamansız çıkıp gelen nice kışı!

Dost gibi nimet var mı aceb? Nasibi olmayan ne bilsin! Yazgı, kader meselesi... Allah sevdiği kuluna güzel dostlar ikram eder. İkram edilen aynı zamanda ikram olunandır. İkram olan, ikramın ehemmiyetini bilir ki; belki bu sebepten dost dostun kıymetini bilir deriz. Zaten kıymet bilmezlerden dost rütbesi takan çıktığı görülmemiştir. Dostların gönüllerindeki o ipek ve çelikten görünmez bağ var ya... Dünyada bunun gibisi örülmemiştir!

Dost gibi nimet var mı aceb? Dosttan ayrı kalınca nefesiniz daraldı mı hiç? Araya yollar ve yıllar girdiğinde, bir yanınız yıkık duvar gibi öylece yarım kaldı mı? Dostluk bir kemal hali, kusursuz bir tamamlanış belki... Dostun dosta kattığı herşey, tarif edilemeyecek kadar güzel ki! Dosttan bihaber geçen zamanları kayıp sayarak, hüzünlerle anmamak mümkün değil... Dost... Başı karlı yüce bir dağ... Üzerinde kanat vuran bir şahin olup süzülmemek, yalçın kayalıklarına konmamak mümkün değil... Dost pınarı gönülden akan bir âb-ı hayat... Dosta dost olup, içip de kanmamak mümkün değil...

Dost gibi nimet var mı aceb? Dosttan yana rızkı geniş olana ne mutlu! Dost yüzüne bakıp da hamd-ü senalar mırıldanmak ne kutlu! Gönül sazının mızrabıdır dost... Firkat çölünün solmaz serabıdır dost... Muhabbet bir ulu çınar misali... O çınarın semaya uzanırken, kökleriyle sarmaladığı turabıdır dost!

Dost gibi nimet yoktur dostlar! Dost sofrasına diz kırıp gönül aşına ekmek bananlar bilir. Ötesini söylemek çoktur dostlar! Bütün ömrünce bir hakikatli dostun dostu olamamış kişi ne de nasipsizdir âh... Dost olmak, dost olunmak sünnet bir nevi... Hazreti Peygamber Efendimiz (sav) ile Hz. Ebubekir Sıddık'ın dostluğundan bir katre düşen dostluklar ne büyük saadet! Ve ne büyük devlet, Huzur-u İlahide dosttan dosta verilen hüsn-ü şehadet...

Acizane gönül penceremden esen bir dostluk ilhamıyla cümle dosta yârene ithaf ettiğim bir şiirle selam edelim:

"Aynı ayar teller ağlamaz mı hiç?
Kaynağı bir seller çağlamaz mı hiç?
Firâkın ateşi öze düşünce,
Her saniye gönül dağlamaz mı hiç?

Bu ağlayış başka... Mendil kâr etmez!
Sanma şu dünyayı başa dar etmez!
Gönülden gönüle muhabbet taşar,
Sanma ki muhabbet hezar bar etmez...

Bayâti hep ağlar dönüp içine,
Böyle böyle aklar düştü saçına...
Dosttan özge varı belki olmadı...
Dost dost diye diye çıktı göçüne!"

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }