Eşcinsellik işte böyle özendiriliyor! Tehlikenin boyutu gözler önüne serildi...

Türkiye'nin geleceği gençlerin cinsel kimliğini hedef alan 'toplumu eşcinselleştirme planı'nın tıkır tıkır işlemesi ve buna kimsenin 'dur' diyememesi sonucunda, aileler tehdit altında kalmaya devam ediyor. Son olarak eşcinsel bir vatandaş düzenlediği yardım kampanyasıyla tehlikenin geldiği boyutu adeta gözler önüne serdi.

Eşcinsellik işte böyle özendiriliyor! Tehlikenin boyutu gözler önüne serildi...

Türk gençlerinin cinsel kimliklerini erozyona uğratarak aile yapsını yıkmaya çalışan küresel planın işbirlikçileri,Türkiye'yi adeta üs haline çevirdi.

BAĞIŞ SİTESİNDEN PARA TOPLUYOR

Son olarak Eskişehir'de yaşayan eşcinsel bir vatandaş, internet üzerindeki bir bağış sitesinden cinsiyet değiştirmek için yardım toplamaya başladı. 1000 dolara ihtiyacı olduğunu belirten Uzay Erdoğan adlı şahıs, şu ana kadar 3 bağışçıdan 40 dolar toplayabildi.

AİLELER TEDİRGİN

Eşcinselliğin normalleştirip ve özendirilmeye çalışıldığı ülkemizde, eşcinsellik karşıtı açıklamalarda bulunanlar da 'homofobik' ilan edilip saldırıya uğruyor. Konuyla ilgili şikayetlerini ileten aileler eşcinselliğin özendirilmesi çocuklarını tehdit ettiğini vurguladı.

TEHDİT OLARAK GÖRÜLMÜYOR MÜ?

Hükümetin eşcinsel lobinin çalışmalarına karşı kayıtsız kalıyormuş görüntüsü vermesi, televizyon ve internetteki yoğun eşcinsellik propagandasına sessizliğe bürünülmesi tepkilere neden oluyor. Aileyi tehdit eden 'eşcinselliğin özendirilmesi' hareketi Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından da bir tehdit olarak görülmüyor mu sorusunun sorulmasına neden oluyor. Kamuoyu bu yaranın kangrene dönüşmeden bir an evvel çözümünü istiyor!

Son

Uzay Erdoğan isimli genç, bir internet bağış sitesi üzerinden şu şekilde yardım istedi:

Merhaba ben Uzay. Eskişehir'de yaşayan 24 yaşında bir trans erkeğim. Antropoloji bölümünden mezunum. Mezun olduğum bölüm Türkiye’de yeterli iş olanaklarına sahip değilken benim bir de trans erkek olarak alanımda çalışabilme olanağım çok sınırlı. Bunun yanı sıra 5 yıldır gönüllü LGBTİ+ aktivizmi içerisinde yer alıyorum. 3 yıldır ailemden maddi destek almadan hayatımı geçici işlerde çalışarak sürdürüyorum. Kazandığım para; kira, günlük masraflar gibi yaşamsal ihtiyaçlarımı karşılayacak kadar yeterli oluyorken bir de uyum sürecim için para biriktirebilmem Türkiye şartlarında çok zorlayıcı. Son zamanlarda bedenimle ilgili disforilerimin artmasıyla sosyal ve iş hayatıma adapte olurken zorluk çekmeye başladım ve bu durum beni ağır bir depresyona sürükledi. Bu duruma son vermek, cinsiyet uyum sürecine başlamak adına uluslararası bir yardım dayanışma ağına ihtiyac duydum. Dayanışmanın gücüne inanıyorum ve sizlerin bu açık çağrıya kulak vermenizi talep ediyorum.

Haber Vakti

Güncelleme Tarihi: 17 Haziran 2019, 13:30
YORUM EKLE
YORUMLAR
Kadir Ertuğrul Tülpar
Kadir Ertuğrul Tülpar - 1 ay Önce

Psikolog Hüseyin Kaçın, ilk yazısında ''eşcinselliğin normalleştirilmesine yönelik yürütülen planlı çalışmaları'' çarpıcı bir şekilde ele alarak toplumsal düzeyde ikon haline getirilmeye çalışılan Gay ve lezbiyen bireylerin popüleritesinin her geçen gün sistematik bir şekilde yükseltilmesinin tehlikelerinin yanısıra bu bireylere LGBT denmesinin bile bir planın parçası olduğunu iddia etti!

İşte Kaçın'ın o yazısı:

Son dönemde medya dünyasında sürekli olarak eşcinselliğin normalleştirilmesine yönelik çabalar gören gözlere aşikardır. Eşcinsel derneklerinin yoğun çabaları ile eşcinselliğin genetik olduğuna yönelik sözde bilimsel açıklamalar sık sık dile getirilmektedir. İnsan biyolojik, psikolojik ve sosyolojik süreçler yaşayan bir varlık olmasına rağmen eşcinsel örgütlerin sözde bilimsel metinlerinde eşcinsellik söz konusu olduğunda insan " biyolojik ve sosyolojik " bir varlık olarak tasarlanmaktadır.

Biyolojisi insanı eşcinsel yapmışsa, psikolojik süreçler yani anne babaların çocuk yetiştirme tutumları hiç dikkate alınmadan eşcinsel bireyin, sosyal hakları gündeme getirilerek yeni bir toplumsal kimlik yaratma çabaları sarfedilmektedir. Çocuklarının eşcinsel olduğunu öğrenen aileler sarsıcı bir gerçekle karşılaştıklarında yıkılmaktadırlar. Elleri kolları bağlanmış olarak büyük bir ızdırap içinde kendilerini çaresiz hissetmektedirler. Eşcinsel Terapi konusunda yeterli kuruluş ve yayın olmadığı için ilk adres olarak gidilecek kurum; genelde Eşcinsel dernekleri olmaktadır. Bu derneklerin kapısını çalan aileler bir acı gerçekle karşı karşıyadırlar. Buradaki sözde yetkili ve yetkin kişiler eşcinselliğin tedavisinin olmadığını ve bunun doğal bir yönelim olduğunu ifade etmektedirler. Moral yitimi yaşayan ailelere bu durumu kabullenmeleri önerilmektedir. Ülkemizde eşcinselliğin iyileştirilmesine yönelik kurumsal çalışmalar yapılmadığı için eşcinsellik git gide yaygınlaşmaktadır. Bir rakam vermek gerekirse bu sayı nüfusuzumuzun en az yüzde beş ile yüzde onu arasında bir sayı olarak düşünülmelidir. Türkiye'nin yüzleşmek zorunda olduğu ama bir o kadar da geç kalınmış bir sorundur eşcinsellik....

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve İstanbul Sözleşmesi başlıkları altında son günlerde yaygın olarak konuşulan bu konunun özeti kadın-erkek eşitliği gibi görünse de cinsel yönelim yani aç parantez aslında eşcinsel bireylerin okul yada sosyal yaşamda haklarının savunulmasına yönelik çalışmalardır.

Bu kapsamda ülkemizin medeniyet ve kültür değerlerini yıkmaya yönelik bu tehlikeli gelişmeye karşı duruş sergileyen yazarlar ve çizerlerin dikkat etmesi gereken en önemli konu üslup yada kavram sorunudur. Eşcinseller demek yeterli iken LGBT derseniz zaten EŞCİNSEL İDEOLOJİ ile mücadeleyi baştan kaybetmiş olursunuz. Dindar, muhafazakar yada İslamcı "adına ne derseniz deyiniz" camia karşısında stratejileriyle, kavramları ve söylemleriyle EŞCİNSEL İDEOLOJİ ve ÖRGÜTLER gün geçtikçe daha da güç kazanmaktadırlar. Yeni Şafak, Akit ve Milli Gazete yazarlarının, muhabirlerinin bu eşcinsellik sorunu karşısında ortak bir dil kullanmak zorunluluğu bulunmaktadır. Haberlerde ve köşe yazılarında LBGT dediğiniz takdirde baştan kaybettiğiniz bir mücadelenin içerisindesinizdir. Eşcinsellerin sosyologları, psikologları hatta ilahiyatçıları bu konularda örgütlenmek açısından azim ve kararlılıkla çalışmaktadırlar. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve İstanbul Sözleşmesi yeni nesillerin arzulandığı şekilde dindar değil tersine biseksüel (eşcinsel) ve deist bir nesil olması sonucunu doğuracaktır.

Eşcinsellik yeni yüzyılın yeni bir dini örgütlenmesidir. Tarih boyunca kan uyuşmazlığı yaşayan semavi dinlerin Yahudilerin, Hristiyanların ve Müslümanların eşcinsellik çatısı altında birleştirildiğine tanık olacaksınız. Eşcinsellik bir misyonerlik çalışması olarak dini örgütlenmesini zamanla yarışarak sürdürmeketdir. İnternette küçük bir araştırma yaparsanoz eşcinsel kiliseleri ve rahipleri, eşcinsel camileri ve imamları varlıklarını birer ikişer ilan etmektedirler.

Bizden söylemesi haberiniz yoksa bilginiz olsun en azından... Bilirsiniz ki bu çağın sorunlarını çözmek adına bilgi büyük bir güçtür. Eşcinselliğe dair bilginiz yoksa bilmediğiniz bir konuda tartışırken dininizi de davanızı da herşeyinizi kaybedebilirsiniz.

"Müslüman Türk Aile" yapısı sarsılmaktadır ama umulur ki yıkılmayacaktır. Batı Medeniyeti'nin bu amansız saldırısı, Medeniyet ve Kültür değerlerimizi yok etmeye yöneliktir. Toplumsal Cinsiyet Eşitliği sağlandığında eşcinsel evlilikleri ve eşcinsellerin evlat edinmesi tartışmaları vakit kaybetmeden başlayacaktır. Medeniyetimizin kültür değerlerinin yıkılmaması isteniyorsa eşcinsellik konusunda öncelikle koruyucu tedbirler konuşulmalıdır.

Özal'ın “Üç beş çapulcu”sundan devletimiz için kırk yıllık büyük bir sorun çıktı ise, Erdoğan'ın “Üç beş çapulcu”sundan da eşcinsellik sorunu çıkmaya başladı. Antikapitalist Müslümanların Gezi Parkı sürecinde ve sonrasında ramazan aylarında yeryüzü sofralarında eşcinsel gruplarla aynı saflarda yer almasıyla, eşcinselliğin önündeki din engeli de sosyolojik olarak ortadan kaldırılmıştır. Eruh'tan bir terör hareketi olarak başlayan “Üç beş çapulcu” sorununu devlet göremedi, okuyamadı ve çözemedi ise, Taksim gezi parkı'nda başlayan “Üç beş çapulcu” eşcinselin örgütlenmesini devlet yine göremedi, okuyamadı ve korkarız ki çözemeyecek. Taksim gezi parkı eşcinsellerin yaşam alanı olmuştur. Eşiniz, dostunuz, çoluğunuz çocuğunuzla özellikle akşam saatlerinde gezi parkında dolaşırsanız nelere şahit olursunuz acaba?

Ak Parti 2019 yerel seçimlerinde hangi illerde seçim kaybetti ise, eşcinseller o illerde her Haziran ayında yıllardır bıkmadan usanmadan yürüyorlar. Eşcinseller artık "Yürümek Yetmez, Şehrin Tamamını İstiyoruz!" diyorlar.

Devlet adamları, Bürokratlar, Bilim adamları, Tarikat şeyhleri, Cemaat liderleri, Televizyon sever İlahiyat Profesörleri, Mili Eğitim Bakanımız ve Sıla sever Aile Bakanımız bu konuda kafa yormakta mıdırlar? Kürt sorununu kırk yıldır nasıl "dört başı mamur" çözemediysek; yeni yeni büyüyen eşcinsellik sorununu da "dört başı mamur" çözemeyeceğiz ve dini kurumlarımız, ailevi değerlerimiz büyük yara alacaktır.

Eşcinsellik Türk toplumunun kılcal damarlarına kök saldığında, cinsel özgürlükler bu kadarıyla yetinmeyeceklerdir. Eşcinsellik doğal bir yaşam biçimi olarak toplum tarafından kabul edildiğinde; Pedofili (çocuklarla seks) de doğal hale gelecek, bir adım ötesinde ise Ensest'in de (aile içi seks) doğal bir duygu olduğunu psikoloji ve psikiyatri bilimi bize en kısa zamanda bilimsel olarak ispatlayacaktır.
https://www.habervakti.com/ozal-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-teroristler-cikmisti-erdogan-in-bahsettigi-uc-bes-capulcudan-ise-escinseller-cikiyor-makale,1541.html

ÖNGÖRÜ:

Benim öngörüm en yakın zamanda "eşcinsel evlilikler" talebiyle toplum karşılaşacak daha sonra bu kabul edildiğinde "eşcinsellerin evlat edinme hakkı" talebi söz konusu olacaktır.

SIRADAKİ HABER

banner5