Kemalettin İsaoğlu yazdı... 'Hayatı okumak'

Haber Vakti yazarı Kemalettin İsaoğlu, kaleme aldığı yazıda okumanın günümüzde geldiği noktayı değerlendirdi. İsaoğlu, okumaktan ziyade izlemeyi öğrenen gençliğin çaresinin de yine okumak olduğunu söyledi.

Kemalettin İsaoğlu yazdı... 'Hayatı okumak'

OKUMANIN DEĞERİ TÜRKÜLERİMİZDE BİLE AKTARILIR

Okumanın Anadolu'daki yerinin çok kıymetli olduğunu belirten yazarımız, bir türküyle yazısına başladı. İnternet çağıyla iyiden iyiye okumanın bırakıldığını aktaran İsaoğlu, okumanın öneminin yerini videoya bıraktığını söyledi.

Evlerinin önü bulgur kazanı,

Herkes sever okuyanı yazanı,

Kimse sevmez meyhanede gezeni,

Bu halkımızın çok sevdiği türkülerden bir tanesidir... Türküler aslında bizim insanımızın pusulasıdır. Okumaya yazmaya verilen önemin türkülerde karşılığı böyledir. Konuya akademik pencereden bakıldığında ise internetin Türkiye'de olmadığı yıllarda bir üniversite öğretim üyesinin öğrencilerine yol haritası şöyle olmuştu:

"Kültürlü bir insan olabilmek için olmazsa olmazlardan bir tanesi de şudur. Ayda en az bir kitap, haftada en az bir dergi, günde en az bir gazete okuyabilmektir." Şimdi günümüzde buna bir de internet gibi gayya kuyusu, onlarca televizyon kanalı, yüzlerce radyo eklendi ki, günümüzde her konudan az çok bir şey anlayabilmek için okuyup dinleyip bilgi sahibi olmak neredeyse kumsalda pirinç tanesi aramaya döndü. Şimdi türkülerdeki gibi ne okuyan kaldı, ne yazan...

Etraf meyhane olmasa da, bar denilen, disko denilen, birahane denilen metruk yerlerle doldu taştı...

Hoş bu kadar ileri gitmeyen gençlik de konuya toptan çözüm üretmede geri kalmadı. Okumayı rafa kaldırıp, izlemeyi hoşça vakit geçirmeye indirgeyip, interneti de kişisel merak ve tatmin için yazboz sayfası haline getirerek. İşin kolayı buydu...

SABAHATTİN ZAİM'İN YETİŞTİRDİKLERİ İNSANLAR BUGÜN TÜRKİYE'Yİ YÖNETİYOR!

Ama okuma yazma konusunu diğer taraftan hocaların hocası Prof. Dr. Sabahattin Zaim, şu enteresan benzetme ile şöyle yorumluyordu:

"Üniversite (gençlik) yılları bir genç için tıpkı bir aracın akümülatörünün dolduruluşu yıllarıdır. Bu yıllarda akü ne kadar iyi şarj edilebilirse o genci geleceğe o kadar iyi taşır. Çünkü elde edilen akü bir ömür kullanılacaktır."

Burada verilen mesajda iki önemli ana nokta var. Birincisi üniversite yıllarında alınacak bilgi ile hayata atılmak ve bir ömür o bilgilerden yararlanılmak... İkincisi de hayata atıldıktan sonra bir daha öğrencilik yıllarında olduğu gibi bilgi edinme şansının olmayışı veya kalmayışı ya da geç kalınmış olabilmesidir.

Bu insan, 2000'li yılların Türkiye'sini yöneten Recep Tayyip Erdoğan gibi nice siyasî ve akademik insan ve lidere hocalık yapmış bir isimdir. Ülkemizde insanların okumaya karşı tembellik gösterdiği doğrudur. Ama tembellik kusuru okumaya ilgisizlik konusunda tek başına insanımızın üzerine yıkılabilecek bir fatura olamaz.

YAZININ DEVAMI

Haber Vakti

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5