Kudüs Mihmandarı 86 yıllık Ayasofya hasretini yazdı

Habervakti.com Genel Koordinatörü aynı zamanda Akit TV'de yapımcılığını ve sunuculuğunu yaptığı "Milli Diriliş" ve "Derin Gerçekler" programlarıyla adından söz ettiren Bülent Deniz, web sitemizde ilk makalesini yayınladı.

Kudüs Mihmandarı 86 yıllık Ayasofya hasretini yazdı

Kudüs'e olan bağlılığı ve "Özgür Kudüs" için yaptığı çalışmalarla da bilinen Genel Koordinatörümüz Bülent Deniz'in ilk makalesi web sitemizdeki köşesinde yayınladı. 
Artık haftalık olarak yazıları yayınlanacak olan Deniz'in ‘’Geldik Ey Ayasofya’m!’’ başlığıyla yayınlanan ilk makale okuyucular tarafından büyük beğeni topladı. 
Söz konusu makalede Bülent Deniz, Ayasofya Camii Kebiri'nin açılışını metaforik bir dil kullanıp hikayeleştirerek yazıya döktü. 86 yıllık hasreti yorumlayan Deniz, habervakti.com okuyucularının gönül teline dokundu. 

İşte Bülent Deniz'in o yazısı:

‘’Pamuğum benim!’’ diyerek avuçladı biricik nenesinin yanaklarını. O, öpmeye çalışırken anneannesi ondan kurtulmaya çalışıyordu.

-‘’Azize, kızım, hadi oyalanacak zaman değil! Çoktan dolmuştur avlu! Bak senin yüzünden geç kalacağız’’ dedi..

-‘’Ben hazırım bile’’ dedi Azize.

Nenesinin heyecanı bambaşkaydı bugün! Dile kolay! Ayasofya açılıyordu! Adını aldığı mabede duyduğu hasret çok derin ve bambaşkaydı Safiye Nene’nin. Çemberlitaş’ta, Ayasofya’ya bir ok atımı mesafede oturuyorlardı. Ehl-i Hal, derviş ruhluydu nenesi, özel virdleri vardı, çocukluğundan itibaren özel bir disiplinle yetişmişti, metafizik kavrayışı çok yüksekti, erbab-ı esrar bir kadındı, şahid olduklarını başkalarına anlatsa ‘’senin nenen vallahi evliya!’’ diyecekleri bir çok hikayesi vardı. Sadece ikisinin bildiği sırları vardı! Namaza durduğunda derin bir nazarla bakabilenler bu yaşlı kadının sanki Kabe karşısındaymış gibi kıyama durduğunu düşünmeleri içten bile değildi. O nasıl bir huşû haliydi öyle! Hem çok aşikar ve hem de çok ketum bir yanı vardı Safiye Nene’nin.

Azize, Psikoloji son sınıf öğrencisiydi. Seccadesini çantasına koymaya çalışan 88 yaşına gelmiş nenesini tarif edilemez bir muhabbetle izlerken, dimağına dinlediği hatıralar hücum ediyordu.

- ‘’Kuzum! Azizem! 14 Şaban 1353 Beraat Gecesi doğmuşum ben. Evdekiler ismim ne olsun diye karar verememişler, 2 gün sonra Ayasofya Camii Kebir’de ezanlar susturulunca o ana kadar fikrini izhar etmeyen hacı dedem beni beşiğimden kucaklayıp sağ kulağıma Ezan, sol kulağıma Kamet okumuş! Torunumun adı Safiye olsun demiş ağlayarak! Ben de sen doğunca sana o yüzden Azize dedim kuzumm!’’ deyişini hatırladı...

Yazının devamını okumak için tıklayınız

Güncelleme Tarihi: 30 Temmuz 2020, 23:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5