Mahşerin Dört Atlısı... Yüzleş(e)mediğimiz Eşçinsellik!!!

İstanbul Sözleşmesi tartışmalarında hükümet kanadı ''Sözleşmeden tek taraflı çıkışı'' gündeme getirirken, süreci en başından bu yana yakından takip eden yazarımız Psikolog Hüseyin Kaçın bugüne kadar kaybettiklerimizin neler olduğunu ortaya koyan ibretlik bir yazı kaleme aldı.

Mahşerin Dört Atlısı... Yüzleş(e)mediğimiz Eşçinsellik!!!

Türkiye'nin Gerçek Beka Sorunu'nun altını çizen yazarımız, ''Türkiye artık eşcinsellik sorunuyla yüzleşmeli'' diyerek mutlaka okunması gereken gerçekleri zülfiyare dokunarak bakın nasıl irdeledi...

İşte o yazı:

Başında başörtüsü, türban, eşarp olmayan Selma Aliye Kavaf, 2009 yılında Viyana’da yapılan Avrupa Konseyi Aileden Sorumlu Bakanlar Konferansı’na katılmış ve “farklı aile formları” diye bir kavram geçtiği için tavsiye karar metnini imzalamamıştı. Bu kavramın eşcinsel aileleri de içeriyor oluşundan dolayı direnç gösterdi.

2010 yılında Hürriyet gazetesindeki röportajda Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, eşcinselleri hasta olarak görüyor ve cinsel yönelim başlığı altında: “Ben eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, bir hastalık olduğuna inanıyorum. “ dediğinde medyada linç edilirken dindarlar öyle yada sus pus olmuşlardı.

Feminist kadınlar ve eşcinseller el ele kol kola vererek bir “cadı avı” başlattı. Recep Akdağ “Bunları kişisel özgürlük meselesi olarak ele almak lazım” dedi. Nursuna Memecan’a göre Kavaf’ın açıklamaları “talihsiz sözler”di. Egemen Bağış ise Der Spiegel’e verdiği demeçte, “Ben eşcinselliği bir hastalık olarak görmüyorum” dedi. Selma Aliye Kavaf, siyaset sahnesinden bir yıldız olarak kayıp gittikten sonra İstanbul Sözleşmesi, Toplumsal Cinsiyet Eğitimi, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun vasıtasıyla; Türk ve Müslüman aile dinamiklerinin bozulması süreci etkin bir şekilde başlamıştır...

Yazının tamamını okumak için tıklayın

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5