Siyonizm ve anti-semitizm!

Ali Bayram Tekeci yazdı: siyonizm'in beslendiği kaynak anti-semitizmdir! Ve arkasında yine siyonistler vardır! Panzehiri ise Hz. Ömer konseptidir" işte detaylar...

Siyonizm ve anti-semitizm!

İşte Ali Bayram Tekeci'nin o yazısının tamamı:

Yaklaşık 2000 yıl önce Romalılar tarafından yaşadıkları topraklardan kovulan Yahudiler dünyaya  yayılmış ,  kendi kültür ve inançlarına bağlı kalarak bu değerlerini günümüze kadar korumaya çalışmışlardır. Yayıldıkları bu ülkelerin büyük bir kısmında ikinci sınıf vatandaş muamelesi görürken çok nadir olaraktan hakları verilmiş ve kendilerine toplum içinde yaşam sahası açılmıştır. Özellikle Avrupa’da belirli bir dönemde yaşadıkları ayrımcılık bir yandan diaspora müesseselerini güçlendirmiş aynı zamanda Hristiyanlıkta yasak olan bankerlik gibi işlerde de alan kazanmalarına ve güç elde etmelerine sebep olmuştur. Hristiyan toplumlar içerisinde uzun dönemler ciddi şekilde dışlanmalarının temel sebebi ise Hristiyanların Hz. İsa’nın ölümünden Yahudileri sorumlu tutarak onları Tanrı katili olarak görmeleridir. Yahudilerin Hristiyanlık Avrupası’nda toprak almaları ve belirli işleri yapmaları engellenmiştir. Aksi durum ise İslam toplumunda yaşanmıştır. Yahudilerin İslam toplumu içinde –en bilindik örnekler Endülüs ve Osmanlı- temel hakları devlet tarafından güvence altına alınarak korunmuştur. Avrupa’daki aydınlanma hareketleri ve bununla birlikte Avrupa’nın Hristiyanlığın etkisinden çıkarak sekülerleşmesi ile birlikte Krallıkların yerlerini sermaye gücüne bırakmasıyla, uzun yıllar bankerlik yapan Yahudiler gücü ellerine almışlardır. Üzerlerindeki Tanrı katili imajını da Hitler projesi ile yıkarak kendilerini mağdur millet sıfatı ile nitelendirmişlerdir.

Önemli olan bir hususta Siyonist ile Musevi ayrımını doğru yapmaktır. Siyonizm bir siyasi hareketin adıdır ve ideolojiktir. Musevilik ise bir inanç sistemidir ve ideolojik bir hedefi bulunmamaktadır. Her Musevi Siyonist’tir demek yanlış bir genelleme olacaktır. Siyonizm’in Avrupa içinden çıkmasının temel sebebi ise Avrupa’da uğradıkları ikinci sınıf vatandaş muamelesidir. Siyonizm’in kaynağı bu yüzden İslam toplumunun içi değil Avrupa’dır. Roger Graudy dediği gibi “Siyonizm Avrupalıdır.” Temel hakları korunan, inanç özgürlükleri devlet tarafından muhafaza edilen hiçbir toplum bu şekilde bir sapkın ideolojinin peşinden gitmeyi düşünemez. Siyonizm özellikle Yahudi milleti kavramı üzerinden ısrar ile durmuş ve Yahudilerin üstün millet olduğunu deklare etmişlerdir. Dünyanın dört bir yanına dağılmış Yahudilere “Masada Efsanesi” gibi uydurma mitler ile millet aidiyeti kazandırmaya çalışmışlardır. Siyasi Siyonizm'in en büyük amaçlarından biri Yahudi dini yerine Yahudi ırkını oluşturmaktır. Siyasi Siyonizm, Yahudileri her şeyden önce bir ırk olarak görerek İsrail devletinin temel kuruluş yasalarını bu anlayış üzerine inşa etmeye çalışmaktadır. Yahudi kelimesi ile ifade edilmek istenen asıl meselenin din değil etnik grup kavramı olması bu anlayışı inanç özgürlüğünden çıkarmakta ve kendinden başka tüm her şeyi düşman olarak algılayan bir insanlık tehdidine dönüştürmüştür.

Theodor Herzl dini bir kenara bırakarak politik açıdan "Siyonizm" problemini yeni bir düzeyde ortaya çıkarmıştır. "Dreyfus olaylarından" esinlenen Herzl şu sonuçları çıkarmaktadır:

1-) Yahudiler dünyanın neresinde olursa olsunlar "tek bir halk" meydana getirmektedirler.

2-)her devirde ve her yerde işkenceye uğramışlardır.

3-)içinde yaşadıkları toplum tarafından hiç bir şekilde eritilememiştir.

Herzl’in çözüm olarak hedefi Rusya ve Doğu Avrupa'da gerçekleşmeyen fakat batıda hızla gerçekleşen Yahudilerin bulundukları toplumda erimelerinin önüne geçmek ve bunu reddetmek. Bu nasıl olabilirdi?

Cevap: Antisemitizm: Siyonizm in en büyük dostudur. Yahudi düşmanlığı Batı Avrupa toplumlarına pompalandı ve Yahudiler bulunduğu her ortamda psikolojik ve fiziksel baskılar gördü. Utanç verici bu ırkçı yaklaşım o günlerde ve günümüzde de kamuoyuna abartılarak servis edildi ve Yahudilere bu ırkçılık ile tarik boyunca karşılaştık ve karışılacağız söylemleri ile akıllarına vaat edilmiş topraklara göç fikri yerleştiremeye çalışıldı.  Siyonizm ve antisemitizm ilişkisi çok önemlidir. 1987 Basel’de toplanan birinci Siyonist kongresi merkezi örgütlenmede önemli bir adım olarak tarihe geçti ve Yahudilere göç çağrısı yapıldı. Siyasi Siyonizm’e karşı olan Yahudilerin çokluğu, o tarihte göç eden Yahudilerin sayısının azlığından da anlaşılabilir.1980-1929 dönemindeki Yahudi göçlerine baktığımızda rakamlara bize o dönemde en az  Yahudi göçü alan ülkenin Filistin oluğunu gösteriyor buda Herzl Siyonist kongrede yaptığı çağrının Yahudiler tarafında dikkate alınmadığını gösterir. O yıllarda göç rakamları resmiyete şöyle geçmiştir.

1880-1929 döneminde Yahudi göçleri

Göç edilen ülke................Göçmen sayısı

ABD.....................................2,885,000

İngiltere..............................210,000

Arjantin..............................180,000

Kanada..............................125,000

Filistin................................120,000

Diğer...................................455,000

İşte tam olarak burada Antisemitizm Siyonizm’in imdadına yetişmişti. Batı Avrupa başta olmak üzere dünyanı birçok yerinde Yahudiler psikolojik ve maddi olarak ırkçı yaklaşımlara maruz kaldılar. Avrupa'da Dreyfus ve Nazi katliamları ve Amerika'da Yahudi tüccarlara uygulanan orantısız vergi sistemi vb. olaylar ile Yahudiler bulunmuş oldukları toplumlarda kimi yerde dışlanma kimi yerde soykırıma varan olaylara maruz kaldılar. Siyonizm’in yapamadığını antisemitizm yaptı. Avusturyalı Yahudi filozof Martin Buber bu durum karşısında şunları söylüyordu; “Yahudi kitleleri Filistin'e gelmeyi iten, ömürlerini tamamlamaya ve geleceği hazırlamaya gelen seçkin bir tabaka değil, Hitler oldu. O yüzden seçmeci organik bir gelişimin yerini, kendi güvenliği için siyasi bir güç bulma zaruretindeki bir kitle göçü aldı... Yahudilerin çoğunluğu bizden değil Hitlerden ders almayı tercih etti.” Bu olay bize gösterdi ki Siyonizm’in en büyük besin kaynağı antisemitizm yani Yahudi düşmanlığıdır ve Siyonist yöneticiler ile Nazi partisi arasındaki cilveleşme dikkatle incelediği zaman gözden kaçmıyor. Amerikalı tarihçi yazar Lucy Dawidowicz Holokost hakkında yazdığı yazılarda şu bilgilere rastlıyoruz; Almanya Siyonist federasyonu, Nazi Partisi’ne 21 Haziran 1933 tarihinde şu hususlardan oluşan bir memorandum gönderir. “ ırk ilkesini temel almış olan yeni devletin kuruluşunda, bizler cemaatimizi bu yeni yapılara uydurmayı temenni ediyoruz… Bizim Yahudi milliyetini kabulümüz bize Alman halkıyla ve onun milli ve ırki gerçekleriyle açık ve samimi ilişkiler kurma imkânı vermektedir. Bu tavrımız şüphe götürmez, çünkü bizler bu temel ilkeleri küçük görmüyoruz, çünkü bizlerde Yahudi toplumunun saflığının korunması için karma evliliklere karşıyız…Kendilerini temsilen konuştuğumuz, kimliklerinin bilincinde olan Yahudiler, Alman devlet yapısı içinde yerlerini alabilirler, zira onlar asimile olmuş Yahudilerin duyabilecekleri hınçtan kendilerini kurtarmışlardır;…bizler cemaatlerinin bilincinde olan Yahudiler ile Alman devleti arasında dürüst ilişkiler kurulmasının mümkün olduğuna inanıyoruz. . Bu pratik hedeflere erişebilmek için Siyonizm, Yahudilere temelden düşman bir hükümetle dahi işbirliği edebileceğini ümit etmektedir… Siyonizm’in gerçekleştirilmesi sadece dışarıdaki Yahudiler ’in Almanya’nın bugünkü yönetimine karşı hınçları yüzünden engellenmektedir. Hâlihazırda Almanya’ya karşı yürütülmekte olan boykot propagandası, özü itibariyle Siyonist değildir. Almanların bu işbirliğini kabul etmeleri durumunda, Siyonistler yabancı ülkelerdeki Yahudileri Alman aleyhtarı boykottan uzak tutma cabasında bulunacaklardır.” Nazi teorisyenlerinden Alfred Rosenberg, şunları yazar: “Alman Yahudilerinin her yıl belli bir kısmının Filistin’e taşınması için Siyonizm ciddiyetle desteklenmelidir”  bu durum bize şunu gösteriyor Yahudilerin göçe zorlanması ve Siyonizm’in kucağına itilmesi için Nazi partisi ve Siyonist yöneticiler arasındaki işbirliği aşikârdır. Ve Siyonizm ile mücadele ederken bu durumun göz ardı edilemez. Çünkü Siyonizm ile mücadele eden Yahudilerin her geçen gün sayısı azalsa da azımsanmayacak çoğunlukta oldukları da kesindir. Yani Siyonizm ile mücadele ederken Musevilik ile Siyonizm’i ayırmamız gerekmektedir. Yani bir insanı sadece Musevi olduğu için siyasi Siyonizm ile aynı anlayışın içinde görmek Siyonizm’e edilecek en büyük hizmetlerden biridir. Yukarıda da belirdiğimiz gibi Siyonizm’in en büyük amaçlarından biri Yahudiliği bir din olmaktan çıkartıp bir ırk haline dönüştürmektir

Yahudilere karşı yaklaşırken ırkçılıktan kaçınıp imparatorluk aklı ile ( Osmanlı) yaklaşmamız gerekmektedir. Bizler imparatorluk varisiyiz ve Kudüs’ün, Tel-Aviv’in, Hayfa’nın, Akka’nın fethi ideali ile yola çıkıyorsak muhakkak masum ve zalim ayrımını net yaparak farklı inançlara sahip insanlara yaşam alanı açmalı ve bu alanları muhafaza ederek tüm bunların  Hz Ömer (ra) ‘ın duruşunu kendine örnek edinmelidir. Hz.Ömer’in Kudüs fethi sonrası hem verdiği emanname ardından Kıyamet Kilisesini ziyareti bize bu özgüveni nasıl kazanacağımızı net şekilde ifade etmektedir. Siyonizm’in zulmü altındaki tüm insanlığın kurtuluşu hiç şüphe yok ki bu yolu takip etmektir. Tüm dünya mazlumlarına uzanacak el bizim elimizdir, zulüm diyarlarına adalet götürecek atlılar bizim atlımızdır, Üstat Necip Fazılın deyimiyle "Bir kişiye dokuz, dokuz kişiye bir pul," . Eşit olmayan bu düzene saplanan hançer bizim adalet hançerimiz olacak.  Siyonizm’in zulmü altında ezilen tüm insanlığın hakkını savunacağız. SİYONİZMİN ZULMÜ ALTINDAKİ MUSEVİLERİNDE HAKKINI BİZ SAVUNACAĞIZ!

Güncelleme Tarihi: 02 Kasım 2019, 16:10
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5