'Türkiye artık eşcinsellik sorunuyla yüzleşmeli'

Başarılı programcı Bülent Deniz’e konuşan eşcinsel terapisti psikolog Hüseyin Kaçın, ‘’Türkiye artık eşcinsellik sorununu halının altına süpüremez. Bu gerçeklikle yüzleşilmeli.’’ ifadelerini kullanarak kritik uyarılarda bulundu.

'Türkiye artık eşcinsellik sorunuyla yüzleşmeli'

Televizyon programlarının ardından youtube üzerinden de yayın hayatına devam eden başarılı programcı Bülent Deniz, eşcinsel terapisti psikolog Hüseyin Kaçın’la Türkiye gündemini meşgul eden 'eşcinsellik' konusunu ele aldı.

EŞCİNSELLİK BİR LOBİ FAALİYETİDİR

Deniz’in eşcinsellikle ilgili sorularını cevaplayan Kaçın, ‘’Eşcinsellik kaçınılmaz olarak artık Türkiye’nin yüzleşmesi gereken bir konu. 2000’ler öncesi de bu konu vardı ve üstü örtülüyordu. 2000’lerden sonra artık bir şekilde dernekleştiler, örgütleştiler. Bu artık bir lobi faaliyetidir. Türk toplumu artık bu gerçeği halı altına süpüremez. Bu gerçekle yüzleşecek, toplum yetmez, devletin bütün kurumları bu konuda kendini sorgulamalı’’ ifadelerini kullandı.

KİMSE EŞCİNSEL OLARAK DOĞAMAZ

Eşcinselliğin doğuştan var olamayacağını belirten Kaçın, ‘’Çocuğun psikolojisi anne rahminde gelişmeye başlar. Anne ve babanın erkek çocuğuna ve kız çocuğuna yaklaşımı çok önemli ve bu konuda bilinçli olunmalı. Anne ve baba ilişkisi sağlıklı değilse sorun tam olarak burada başlar. İnsanın cinsel kimliğini oluşturması gerekiyor. Cinsel kimliğin oluşum sürecinde sosyolojik süreçler sizi şekillendiriyor. Sonra psikolojik süreçler, sonra siz ortaya biyolojik cinsiyetinizi koyuyorsunuz. Genetik anlamda kimse eşcinsel olarak doğamaz.’’ İfadelerini kullandı.

ÇOCUKLARINIZIN PSİKOLOJİSİNE DİKKAT

Çocuğun psikolojik gelişiminde ailenin önemine değinen Kaçın, ''Doğduğu andan itibaren çocuk anneye yapışık bir hayat yaşıyor. Burada baba süreç içinde varlığını çocuğa hissettirmeli. İşte burada pasif bir baba çocuğun anneyi kutsamasına neden oluyor. Çocuk babayla özdeşim kuramıyor. Bir çocuğun psikolojisi bozulduğunda sapma alanları vardır. Hiçbir çocuk ‘benim psikolojim bozuk’ demez. Ama tırnak yeme varsa psikolojik sorun vardır. Altına işemek de psikolojik bir sorundur. Daha derin bir travma varsa çocuk saçını yolmaya başlar. En büyük sinyal çocuğun dışkı kaçırmasıdır. Hiçbir çocuk anne ve babasını suçlayamaz. Çocuk psikolojisinde suçlu olan çocuğun kendisidir.'' ifadelerini kullandı.

HaberVakti

Güncelleme Tarihi: 20 Eylül 2019, 19:04
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ayfer İklim Bayraktar
Ayfer İklim Bayraktar - 3 ay Önce

Bundan 8 yıl önce üzerinde çalıştığım bir araştırmanın gereği olarak, saygıdeğer bir psikolog ve onun danışanı olan istismara uğramış gençlerle hatta o mağdur gençlerin aileleriyle görüşmüştüm.
Bundan 8 yıl önce bir gece saat 9 da, 19 yaşındaki genç, çocukken yaşadığı cinsel mağduriyetleri anlatıyordu. Bir diğeri hali hazırda o gün yaşadığı iğrençliği anlattı. Buz gibiydi kelimeler... Telefon elimde dondu, içim buz kesti.
Bir diğeri, diğeri, diğeri öyle çoktularki...
Haftalardır dinlediklerim yetmiyormuş gibi o gece anlatılanlar yaşam enerjimi bitiren bir acı saplamıştı içime.
8 sene önce o gece konuşulanları yazı yazdığım Odatv ile paylaştım, bu berbat olaylar hemen haber yapılacaktı, yetkili mercilere suç duyurusu yapılacaktı. Mağdurlar ve aileleri anlatmayı ve tanıklığı kabul etmişlerdi.. Amaç farkındalık yaratmak ve hali hazırda aynı rezalati yaşayan çocukları kurtarmaktı.
8 sene önce o gecenin sabahında saat 7 de evimin kapısında 9 polis vardı. Hikayenin gerisi malum. Uzatmayalım... Bu konu emniyet ve mahkeme dışına çıkmadı, hiç birinizin haberi olmadı. Ne yetkili merciler ne medya... Susuldu yok sayıldı. Ben yırtındığımla kaldım. Böyle bıçak sırtı bir konuya el atma cesareti gösterdiğim için cezalandırıldım. Bedel ödemekse ödedik ama hiç bir işe yaramadı. O çocukların derdine zerre merhem olamadım.
8 Yıl sonra kalkıp niye mi yine risk alarak bunları dile getirdim? Değişen bişey olmadığı gibi olaylar daha da büyüyor, çirkinleşiyorda ondan. Dayanamıyorumda ondan. Beni susturmak kadar kolay olmuyor artık bu kirli gerçeği ört bas etmek.
O yıllarda hatırlayın, üç ay da bir çocuk istismarı haberi sızıyordu, şimdiler ayda üç beş tane duyuyoruz. Aslında sayı çok daha fazla ama yine bir biçimde gizlenip ört bas ediliyor, duyulmuyor...!
Şimdi ne oluyor, bu hastalıklı ahlaksızlık, kitaplara ballandırılarak yazılıyor, basılıyor, satılıyor!!!!!! Dayanamıyorummmmmm!!!!
Bu çocuk tecavüzü, istismarı, pedofili konuları açılınca toplumda çevremde genel tepkiler:
"Bu konu bizim gücümüzü aşar" "elimizden ne gelir ki"
"Benim başıma gelmez" ya da benzeri tepkiler oluyor..
Çoğunluk böyle düşündüğünde kokuşmuşluk işte böyle çoğalır.
Başımızı kuma sokarak kurtulamayacağımız konulardır bunlar.
Bu tiksinç olay bizim tanıdığımız, yakınımızın başına gelmedi diye içimiz rahat güne devam ediyorsak insan değiliz. Banane denecek konular vardır tabi, özgürsünüzdür ama çocuklar söz konusuysa banane demek insana yakışmaz.
Münferit diyip geçebilirmiyiz bu son olaya?
Yani okuyucusu, alıcısı onaylayanı olmasa bir yazar kitabına bu satırları ekler mi?
Kendi gibilerin çok olduğuna inanmasa bu cesareti gösterir mi?
Münferit bir meçzubun tavrı denemez bu olaya. Dolayısıyla çürümüşlük kokuşmuşluk gizlenmeden alenileştirilecek kadar kanıksanmış ve kanıksatılmaya çalışmak için mi yazılmıştır bu kitaptaki satırlar. Kendi gibilere cesaret örnek teşvik olmakmıdır amaç?
Ben onu bunu bilmem, çocuklarımızı bebeklerimizi koruyamıyorsak, yeni nesiller bu kadar büyük acı ile arızalı ve toplum düşmanı olarak büyüyorsa başınıza gelmese bile çocuklarınız bu toplumda onlarla beraber yaşayacaklarsa, banane diyemeyiz.
Bu utanç ve çaresizlik insana yakışır bir durum değil.
Bu konunun çözümünü, sosyal medyada sövmekle, sağcılık solculuk, dincilik dinsizliğe bağlamakta ancak kendimizi kandırmak olur.

SIRADAKİ HABER

banner5