Türkiye, Kıbrıs'ta "siyasi sondaj" mı yapıyor?

Habervakti.com sitemiz yazarlarından Çağatay Özdem kaleme aldığı son yazısında Türkiye-Kıbrıs ilişkilerini merkeze alarak sıradışı bir soru yöneltti! "Kıbrıs'ta Türkiye'ye muhalefet edilip edilemeyeceği" sorusunu soran Özdem, KKTC'de yaşayan biri olarak tecrübe ve gözlemleri üzerinden bu soruya dikkat çekici cevaplar aradı! Özdem, Kıbrıs'ın hamisi sıfatıyla Türkiye'nin Akdeniz'de ki sondaj çalışmalarını "siyasi sondaj" kavramı üzerinden bakın nasıl yorumladı. İşte yazarımızın “KKTC’de Türkiye’ye muhalefet edilir mi?” başlıklı yazısı...

Türkiye, Kıbrıs'ta "siyasi sondaj" mı yapıyor?

İşte o yazı...

KKTC’de Türkiye’ye muhalefet edilir mi?

Edilir, edilebilir elbet.

Haşa, ne Türkiye ne de Türkiye’yi yönetenler hatadan beri, kusurdan münezzeh değillerdir.

Geçtiğimiz ay T.C. Devlet Başkanı Yardımcısı Fuat Oktay KKTC’ye rutin ziyaretlerinden birini gerçekleştirdi.

Lefkoşa’daki bir otelde gençlerle, kahvaltı programında buluştu.

Fikir ve düşünce tarzımızdan, arada bir yükselttiğimiz sözlerimizden dolayı bizi dar çerçevede AK Parti’nin ve dahi Türkiye devletinin adadaki neferi, kalemşörü ilan edenlerin bilmediği birşey var.

Biz o kahvaltıya davet edilmedik.

Daha öncekilere de edilmediğimiz, müşavereye çağrılmadığımız gibi..

Haberimiz olduğu halde, davet edilmediğimiz yere gitmemek edebimizdendir.

Aileden aldığımız terbiye bunu emreder. Gitmedik.

Toplantı konusu şuydu: “Kıbrıs Türk gençliğinin beklenti ve sorunları”.

Kimden? Türkiye Devleti’nden. Anavatan’dan.

Kim? Kıbrıs Türk gençliği.

Peki..

Toplantının sahibi olan Oktay’ın arkasında asılı olan bayrak neydi? AK Parti Gençlik Kolları bayrağı.

Bu bir hatadır ve Kıbrıs’ta elli yıldır yaşayan çoğu Anadolu göçmenleri gibi ben de Türkiye’ye rağmen Türkiye’yi savunmak durumunda bırakan düşüncesizce yapılmış bir tercihtir.

Sn. Oktay orada AK Parti Genel Başkan Yardımcısı olarak değil, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkan Yardımcısı olarak bulunuyor; gençlere o sıfatla hitap ediyor, istişarede bulunuyordu.

Önünde duracağı bayrak AK Parti bayrağı değil, Türkiye ve KKTC bayrakları olmalıydı.

Çok mu önemli bir ayrıntı? Lüks kahvaltı masasındaki çatal ve kaşıkların nerede duracağından daha önemli de mi değildir?

Türkiye, unuttuğu Kıbrıs’ı ve Kıbrıs Türkü’nü hatırladı.

Anlamaya ve kendini anlatmaya, yeni ifade çeşitleri ve yolları bulmaya çalışıyor.

Fatih ve Barbaros ile tuzlu sularında sondaj çalışmaları yaptığı ülkenin, karasında da sosyal sondajlar yapmaya çalışıyor.

Böyle bir süreçte, hiçbir içtimai hamlenin politize edilmeden; sürekliliğini de hesap ederek naif ve latif bir düsturla yapılmasında hayati önem vardır.

Niyet güzel, aksiyon güzel fakat usül ve resim rahatsız edici. Yanlış.

Bu yanlışı söylemek bana mı düşer? Evet bana düşer, çünkü elli yıldır bu topraklarda aidiyet ve kimlik mücadelesi veren benim.

Toprağının ve insanlarının tüm güzelliklerine rağmen, göçmenlik ve ötekilik kıskacında delirmeden yaşamaya çalışan benim. Bu benim hakkımdır, söylerim. Kimse de bu hakkımı ne sorgulayabilir ne de elimden alabilir.

Davetlilerin neredeyse hepsi, AK Parti Kıbrıs Temsilciği Gençlik Kolları’nda görevli çocuklar idi.

Üniversite eğitimi için adaya gelen, birkaç yıldır ülke ve insanlarıyla hemhal olan, aynı sürenin ardından KKTC’den ayrılıp memleketlerine dönecek olan çocuklar.

Çoğunu tanırım, birebirde hepsi güzel çocuklardır. Fakat konumuz o değil, alınmasınlar..

Türkiye’nin KKTC’de, Kıbrıs Türk gençliğinin beklenti ve sorunlarını dinlemede ve anlamadaki muhatabı Ak Parti Temsilciliği’nin Gençlik Kolları mıdır?

AK Parti’den sonra gelecek X partisinin muhatabı da, adaya kuracağı temsilcilik bünyesindeki üniversite öğrencileri mi olacak?

Birileri, Türkiye’deki ikbali, kariyeri için girdiği ve uğraş verdiği temsilciliklerden; hayallerini koparma uğruna Türkiye’nin enerjisini bu şekilde lüks otellerin pahalı sofralarında kırıntı mı yapacaklar?

İşte buna birşey diyemem, değişmesi için de çaba sarfedemem. Kimseyle alan kapma, rol çalma mücadelesie giremeyiz. Biz, iki tarafın da huyunu suyunu bilenler olarak, hakikat bildiğimizi söyler çekiliriz. Tabiatımızda egemenlik mücadelesi yoktur. Olsaydı, başka türlü konuşurduk..

KKTC’deki Türkiye aleyhtarlığının temelinde bu hatalı tercihler yatmaktadır.

Türkiye ve onu yönetenlerin, ada ile ilişkilerinde ve müşaverelerinde; fikir ve aksiyonlarında muhatap seçimini KKTC’nin yerel dinamiklerinden yapma yetisini ve kabiliyetini kazanması için biraz daha zaman gerekmektedir.

O vakit gelene kadar Kıbrıs Türkü hep bir savunma halinde kalacaktır.

O’nun adına konuşan ve konuşulanın, O’nun içinden çıkmadığını gördükçe “asimilasyon ve işgal” lakırdılarına kulak kabartacak; Türkiye ve Anadolu insanı ile arasındaki mesafeleri arttıracaktır.

Bu ayrışmanın kökleşmesini ve daha da kurumsallaşmasını isteyen Batılı ülkeler, sosyal, kültürel ve ekonomik temsilcileri ile Kuzey Kıbrıs’ta hazır kıtadır. Sokağa, kültür-sanata, edebiyata, aktüele onlar hakimdirler.

Türkiye’nin yerel unsurlara ve dinamiklere karşın kendi hatalı tercihlerinde ısrarcı davranması tamamen onların değirmenine su taşır, Türkiye medyası ve kamuoyu da “Kıbrıslılar Türkiyelileri sevmiyor-muş” kısır döngüsünden öteye ne bir yorum ne de bir reçete ortaya koyabilir.

Böylecek bu çark kuzeye doğru değil, güneye doğru dönmeye devam eder.

Türkiye aleyhtarlığı ve muhalifliği yaşanmışlıklara ve gerçek öfkelere dayandırılarak sağlamlaştırılır, Fatih’ler denizde fetihlere yelken açsa da, karadaki Fatih’ler yıkılmayan surların dibinde çok tespih kırarlar.

Güncelleme Tarihi: 17 Ağustos 2019, 21:28
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5