Çin’in 1 milyon Uygur Türk’ünü alıkoyduğu ortaya çıktı!

ülkenin daimi misyonlarından Birleşmiş Milletlere bağlı delegeler Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesindeki kamplarda çiftçilik eğitiminin verildiği bir sınıfı ziyaret ediyor.

Çin’in 1 milyon Uygur Türk’ünü alıkoyduğu ortaya çıktı!

Çin yönetiminin, Sincan bölgesinde 1 milyondan fazla kişinin alıkonulduğu belirtilen "Mesleki Eğitim Merkezi" adındaki kamplarla ilgili notları ve gizli belgeleri, Washington merkezli Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu adlı kuruluşça yayımlandı. Çinli bir yetkilinin, kamp yöneticilerine, "Kaçmalarına asla izin vermeyin", "Yanlış davrananlara yönelik cezaları ve disiplini artırın", "Pişmanlığa ve itirafa teşvik edin" gibi talimatlar verdiği notlar da sızan belgeler arasında yer aldı. Belgelerde, kamptaki kişilerin hayatlarının her anının yüksek teknolojiyle izlendiği ve her hareketlerinin kontrol altında tutulduğu görüldü.

Çin hükümetinin basına sızan gizli belgeleri, Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde bulunan tartışmalı kamplardaki işleyişi ve baskıyı ortaya koydu.

Çin yönetiminin, Sincan bölgesinde 1 milyondan fazla kişinin alıkonulduğu belirtilen "Mesleki Eğitim Merkezi" adındaki kamplarla ilgili notları ve gizli belgeleri, Washington merkezli Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumunca yayımlandı.

Belgeler, söz konusu kampların Pekin yönetiminin "gönüllülüğe bağlı meslek eğitimi" için değil, Müslüman azınlığın asimile edilmesi ve düşünce yapısının değiştirilmesi için kullanıldığını ortaya koydu.

Sincan Uygur Özerk Bölgesinde 1 milyondan fazla kişinin alıkonulduğu belirtilen kamplara ilişkin belgeler.

Pekin'in üst düzey teknolojiyle kamplardaki kişileri izlediği bilgisi de belgelerde yer aldı.

Belgeler, toplanan verilerin ve yapay zekanın nasıl toplumsal kontrol için kullanıldığını gözler önüne serdi. Çin'in gözetleme ve veri toplama teknolojisi sayesinde, yalnızca bir hafta içinde sorgulanmak veya alıkonulmak üzere üniversite öğrencileri ve parti yetkilileri de dahil, on binlerce insanın isminin yer aldığı bir liste hazırlandı.

Uzmanlar, belgelerin, özellikle kendine özgü bir dili ve kültürü olan yaklaşık 10 milyon nüfusa sahip Türk azınlık Uygurlar olmak üzere tüm etnik kökenleri asimile etmeyi hedefleyen, izleyen, takip eden ve sınıflandıran geniş bir sistemi gün yüzüne çıkardığını söylüyor.

Çin, onlarca yıldır Uygurlar ve Çinlilerin de dahil olduğu birçok insanın şiddetli saldırılarda, intikam eylemlerinde ve ırkçı ayaklanmalarda yaşamını yitirdiği Sincan'ı kontrol altında tutmak için her yolu deniyor.

2014 yılında, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, "radikal Uygur militanları" nın gerçekleştirdiği saldırılar karşısında "People's War on Terror" "Halkın Teröre Karşı Savaşı" olarak adlandırdığı bir uygulama başlattı.

Çin hükumeti, yöntemlerinin işe yaradığını ve Sincan'da doğru zamanda yürürlüğe konan, teröre ve aşırılığa karşı önleyici tedbirler sayesinde son üç yılda tek bir terör saldırısının dahi gerçekleşmediğini öne sürüyor.

Belgeler, kamplarda uygulanacak kuralları içeren bir bildiriden oluşuyor. Belgede, insanları izlemek için teknolojinin nasıl kullanılacağına dair dört bülten yer alıyor. Ayrıca belgede, iş arkadaşlarını küfürlü konuşmamalarını, müstehcen içerikli yayınlar izlememelerini ve Allah'ın adını anmadan yemeğe başlamamalarını söylediği için yerel bir Uygur Parti yetkilisinin 10 yıl hapis cezasına çarptırılması gibi bilgiler de yer alıyor.

Sincan Komünist Partisi Siyasi ve Adli İşler Komisyonu tarafından düşük rütbeli memurlara yollanan belgelerdeki ifadeler ile daha önce kamplarda kalan Uygur ve Kazaklardan öğrenilen bilgiler, uydu görüntüleri ve bazı gazetecilerin bölgeye yaptıkları sınırlı ziyaretlerden edinilen bilgiler birbiriyle örtüşüyor.

Belgeler, toplama kampları ve Sincan'da her köşe başına yerleştirilen kameralar aracılığıyla yapılan gözetleme faaliyetleri arasında doğrudan bağlantı olduğunu gösteriyor.

Belgelerden birinde, gözetleme faaliyetlerinin amacının herhangi bir sorun yaşanmadan önlem almak olduğu belirtiliyor.

İzleme faaliyetleri, devlete ait askeri bir firma tarafından inşa edilen Entegre Ortak Operasyon Platformu "Integrated Joint Operations Platform" kısaca IJOP adlı bir sistem aracılığıyla yapılıyor. IJOP sistemiyle, ülkeden kaçmak, insanları ibadete çağırmak ve hükümet tarafından izlenemeyen telefon uygulamalarını kullanmak gibi "şüpheli davranışları" görülen kişilerin ismi listeleniyor.

Şüpheli kabul edilen insanlar daha sonra sorgulanmak üzere çağrılıyor ve ev hapsinden gözaltı merkezlerine, üç farklı düzey izleme imkanına sahip hapishanelere kadar sistemin farklı kısımlarına yönlendiriliyorlar.

Belgelerde, kamplara götürülenlerin zor kullanılarak beyinlerinin yıkandığı bilgisi yer alıyor.

Ayrıca, kamplarda müfredatın bir parçası olarak listelenen ilk maddenin ideoloji eğitimi olması dikkat çekiyor

"Adâb-ı muâşeret"

Sızan belgeler arasında dönemin Sincan Komünist Parti Sekreter Yardımcısı Zhu Hailun'in, kamp yetkililerine gönderdiği 9 sayfalık bir not da kamplardaki baskıyı gözler önüne serdi.

Bu notlarda, "Kaçmalarına asla izin vermeyin", "Yanlış davrananlara yönelik cezaları ve disiplini artırın", "Pişmanlığa ve itirafa teşvik edin" gibi talimatlar sıralandı.

Ayrıca belgelerde, kamplardaki kişilerin hayatlarının her anının nasıl kontrol altında tutulduğu açıkça görüldü.

Belgelerin birinde, "Öğrencilerin sabit bir yatak yeri, sırası, sınıfta oturacağı yeri, çalışma şartları olmalıdır ve bunların değiştirilmesi kesinlikle yasaktır. Uyanma, ev işleri, yemek yeme, çalışma, uyuma gibi disiplin kuralları uygulanmalıdır." ifadeleri yer aldı.

Belgede, "uygun zamanda saç kesimi ve tıraş", "düzenli kıyafet değişimi" ve "haftada bir veya iki kez banyo yapılması" da dahil olmak üzere tutuklulara bazı davranışların dikte edildiği bildirildi.

Belgeler, "Uygurların şiddete eğilimli olduğu ve medenileştirilmesi gerektiğine" dair Çin hükumetinin genel algısını tekrarlar nitelikte.

Bu durum, pratikte, kamplarda tutulanların günlük hayatlarına zor kullanarak, aşırı düzeyde müdahale edildiğini gösteriyor.

Tuvalet gitmek için görevliden izin almaları gerektiğin söyleyen, toplama kamplarında kalan eski bir tutuklu, kendisinin ve hücre arkadaşlarının tuvalete gitmeleri için her bir saatlik zaman dilimde sadece 10 dakika tahsis edildiğini ve tuvalet ihtiyacının verilen süre içinde giderilmesi gerektiğini de ekliyor.

Sincan'ın güneyindeki 15 binden fazla kişinin, 2017'de sadece bir haftada kamplara gönderildiği bilgisinin yer aldığı belgelerde, kamptaki kişilerin "zorunlu davranışlara ne kadar uyduğu" ve Çinceyi ne kadar iyi konuştuklarına göre puanlandığı belirtildi.

Sincan Uygur Özerk bölgesinde mesleki eğitim verildiği öne sürülen sınıflar.

İyi puan alanların aile ziyaretleri, “erken mezuniyet” ile ödüllendirildiği, başarısız olanların ise daha sıkı bir denetime tabi tutularak daha uzun süre kamplarda tutulduğu bildirildi.

Öğrenciler "mesleki becerilerin geliştirilmesi" için ancak en az bir yıllık resmi ideoloji, hukuk ve Çince eğitiminin ardından kamplardan çıkabiliyor.

Belgede, kamplardan ayrıldıktan sonra iş bulmaları için tutuklulara her türlü imkanın sağlanması gerektiğini belirtiliyor.

Bazı tutuklular düşük ücret karşılığında iş sözleşmeleri imzalamak zorunda kaldıklarını anlatıyor.

Başka bir belgede de Çin'in yurt dışı misyonlarından belge toplayarak, yabancı ülkelerin vatandaşlıklarına geçen kişilerin bilgilerinin edinilmesi talimatına yer veriliyor.

Çin’in kültürel soykırım ve toplum mühendisliği içeren politikalarının nihai hedefi ise azınlık nüfusu tamamen asimile edip Çinlileştirmek.

Güncelleme Tarihi: 25 Kasım 2019, 19:52
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5