Şehadetinin 53. yılında Seyyid Kutub!

İslâm dünyasının yetiştirdiği en önemli âlimlerden olan Seyyid Kutub, bundan tam 53 yıl önce Mısır’da şehit edildi.

Şehadetinin 53. yılında Seyyid Kutub!

Mısır'daki ahlaki yozlaşma ve özellikle yönetimdeki Batılılaşma temayüllerini eleştiren, halkın İslami bilince ve kaybolan kimliğine yeniden kavuşması için çaba sarf eden, İslami anlayışın yeniden ihya edilmesi gerektiğini düşünen Seyyid Kutub'un, dönemin devlet başkanı Cemal Abdül Nasır tarafından şehit edilişinin 52'inci yıl dönümü.

20'nci yüzyılın önemli düşünürlerinden biri olarak bilinen Kutub, davası uğruna bütün sıkıntı ve güçlüklere göğüs geren, hatta bu yolda canını vermekten dahi çekinmeyen, düşünce, fikir ve yaşantısıyla çevresine meşale tutan nadide önder şahsiyetlerden biridir.

Kutub, 20'nci yüzyılın ikinci çeyreğinde Mısır'ın yetiştirdiği önemli mütefekkir ve ediplerinden, Arap edebiyatının da nadide şahsiyetlerinden biri olarak kabul edilen İslâm âlimidir.

İslam âleminin kendisinden istifade ettiği ve çoğu İslami harekete ışık tutan Fi-Zilal-il Kur'an adlı tefsirin müellifi olan Seyyid Kutub, 1906'da Mısır'ın Asyut kasabasına bağlı Kalia köyünde dünyaya geldi. Daha 10 yaşına gelmeden Kur'an-ı Kerim'in tamamını ezberlemişti.

Seyyid Kutub'u okutan hocaların başında Mehdi Allame geliyordu. Allame, talebesi için "Seyyid Kutub'un benim talebem olması bana çok büyük bir mutluluk veriyor." diyordu.

İslam düşünce tarihinin önemli şahsiyetleri arasına ismini yazdıran, adı son yüzyılda en çok telaffuz edilen ve bir o kadar da eleştiriye maruz kalmış olan Kutub, düşünceleri itibarı ile sadece müntesibi olduğu coğrafya ve fikri hareketle sınırlı kalmamış, İslam dünyasında oluşum aşamasındaki birçok İslami harekete etki etmiştir.

Ortaöğretim ve lise tahsilini el-Ezher'de tamamlayan ve ardından Kahire Üniversitesi Dar'ul Ulum Fakültesine giren Kutub, 1933 yılında mezun olduğu fakülteye aynı yıl öğretim görevlisi olarak atandı.

1946'da yazdığı "Konum Dersleri" başlıklı makalede, toplumun ıslahının ve Müslümanların bu yönde çalışmasının Kur'an'ın emri olduğunu savunan Kutub, Mısır'da toplumsal yapıyı ve ahlaki yozlaşmayı eleştirir.

1949'da ABD'ye giden Kutub, orada yaklaşık 3 yıl kaldı. Bu dönem boyunca ABD'nin yaşam tarzını ve toplumunu, tanık olduğu ırkçılığı eleştirmiş ve Amerikan medeniyetini (!) ilkel olarak görüp, reddetmiştir. Aynı yıl kendisi yurt dışında bulunurken "İslam'da Sosyal Adalet" isimli eseri yayımlanmıştır. ABD'de kaldığı zaman zarfında arkadaşlarına gönderdiği mektuplarda, bu toplumu devamlı olarak tenkit ediyordu. Mektuplarında, "Amerikan medeniyetinde ruhi değerlerden hiçbir şey yoktur."  teması sürekli ön plandaydı.

Eserlerinde genellikle hurafelerle dolu İslami anlayışa karşı gerçek İslami çizgiyi savunan Kutub, Mısır'a döndüğünde kamu hizmetinden ayrılıp, Müslüman Kardeşler Teşkilatına (İhvan-ı Müslimin) katıldı.

Kutub'un hayatında önemli bir diğer merhale ise 1951-1965 yılları arasındaki süreç oldu. Şehit Kutub, bu dönemde edebiyattan tamamen sıyrılarak, İhvan-ı Müslimin teşkilatına katıldı. Artık bu teşkilatın önemli bir fikir elemanı olan Kutub, devamlı olarak teşkilatın medya organlarında düşüncelerini aktarmaya çalışarak, batılılaşma temayülü içine giren Mısır halkını bilinçlendirdi.

ŞEHADETİ

7 Kasım 1954'de İhvan-ı Müslimin, Cemal Abdül Nasır'a suikast girişimiyle itham edildiğinde Kutub da bu teşkilatın saflarına katılmıştı.

İhvan-ı Müslimin'e mensup birçok kişiyle birlikte tutuklanan Kutub'a, yargılama sonucunda, ağır işlerde çalıştırılmakla birlikte 15 sene ağır hapis cezası verildi.

Burada ağır işkencelere maruz kaldığı için mide ve bağırsak kanaması oluşan Kutub, hapiste 10 yıl kaldıktan sonra sağlık sebepleri nedeniyle kendi evinde zorunlu ikamete tabi tutulma şartıyla 1964'te serbest bırakıldı.

1965'te "Yoldaki İşaretler" adlı kitabı yayımlanan Seyyid Kutub tekrar tutuklanırken, devlete karşı darbe girişimi ileri sürülerek, İhvan-ı Müslimin ve Kutub darbeci olarak itham edilir.

İDAM KARARINI TEBESSÜMLE KARŞILADI

Kendisine idam cezası verilen Kutub, bu kararı tebessümle ve Allah'a kavuşacak olmanın verdiği büyük mutlulukla karşılamıştı.

Cemal Abdün Nasır'ın adamları, idam kararından sonra Kutub'u davasından vazgeçirmek için kız kardeşi Hamide Kutub vasıtasıyla kendisine, "Şimdiye kadarki söz ve hareketlerinde yanıldığını beyan ederek, Cumhurbaşkanı Cemal Abdün Nasır'dan özür dilediğin takdirde idam hükmü bozulacak ve serbest kalacaksın." teklifinde bulundular.

"BATILDAN MERHAMET DİLEYECEK KADAR ALÇALMAM"

Ağabeyinin idam edilmemesini isteyen Hamide Kutub, bundan dolayı teklifi kardeşine iletti ancak Seyyid Kutub'un cevabı gayet açık ve tavizsizdi. Kutub, bu teklife karşılık "Eğer idamı hak etmiş olarak hakkın emri ile ipe çekiliyorsam buna itiraz etmek haksızlıktır. Eğer batılın zulmüne kurban gidiyorsam batıldan merhamet dileyecek kadar alçalamam!" dedi.

Bütün girişimlere rağmen Seyyid Kutub, 29 Ağustos 1966 yılında idam kararıyla infaz edilerek, çok arzuladığı ve dualarında gözyaşları içerisinde istediği şehitlik mertebesine ulaştı.

Güncelleme Tarihi: 29 Ağustos 2019, 12:56
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5