Sirte alınırsa Hafter çöker

Stratejik konuma sahip Sirte’nin Hafter’den kurtarılması domino etkisi oluşturacak, Libya'da kritik günler başladı.

Sirte alınırsa Hafter çöker

Mehmet Altundağ • Asya-Afrika İşbirliği Meclisi Genel Koordinatörü

Son günlerde dünya kamuoyunu meşgul eden başlıca konulardan biri, Hafter’in arkasındaki uluslararası güçlerin desteğini de alarak sahte diplomasi masası kurma girişimi. Ocak ayında Türkiye ve Rusya’nın girişimiyle Moskova’da yapılan görüşmelerde mutabakat metnini imzalamayan Hafter, yine Türkiye ve Almanya’nın girişimleriyle Berlin’de kurulan müzakere masasından da kaçmıştı. Türkiye’nin BM tarafından meşru kabul edilen Ulusal Mutabakat Hükumeti (UMH) ile imzaladığı Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Antlaşması ile birlikte UMH’nin gücünün artması ve Türkiye’nin manevi desteğinin lojistik destek ve askerî danışmanlığa evrilmesiyle birlikte Hafter, kendi devirdiği masaları kurmaya başladı. 6 Haziran’da Kahire’de UMH’nin katılmadığı toplantıda tek taraflı ateşkes ilan etti. 14 Haziran’da Rusya’nın girişimiyle bir ateş ilanı girişimi yapıldı fakat Türkiye ateşkesin iki meşru taraf arasında ilan edilebileceğini, Hafter’in ise meşru muhatap olmadığını ifade ederek Bakanlar düzeyindeki toplantıya katılmaması üzerine toplantı ertelendi.

Burada Hafter kendi devirdiği masaları neden yeniden kurmak istiyor sorusu büyük önem arz ediyor. Bilindiği üzere Türkiye ile UMH 27 Kasım 2019’da MEB Antlaşması imzaladığında, işgalci Hafter güçleri Trablus’un arka mahallelerine kadar girmişti. Fakat Türkiye’nin manevi desteğinin sahada somut bir gerçeğe dönüşmesi ve Türkiye’nin kendi teknolojisiyle ürettiği insansız hava uçaklarının yapılan antlaşma gereği UMH’nin hizmetine sunulması, terazinin dengesini UMH lehine çevirmeye başladı. Önce başkent Trablus ve hemen ardından etrafındaki bölgeler bir bir işgalci milislerden temizlendi. Geçtiğimiz hafta Tarhuna ve Al Vutya askerî üssünün de –ki bu askerî üs Libya’nın güney bölgelerinin tamamının kontrolünün sağlanması konusunda kritik önemde- kurtarılması ile birlikte halk arasında “Libya’nın kalbi” olarak kabul edilen Sirte sınırlarına kadar ulaşılması Hafter ve yanlılarını oldukça korkuttu. Kaldı ki bu korkularında haksız sayılmazlar. Zira UMH’nin kurtarmak için operasyon başlattığı ve şehir sınırlarına kadar ilerlediği Sirte, Hafter için sonun başlangıcı.

YATIRIMLARIN BAŞKENTİ

Sirte, Hafter’in kalesi olarak kabul edilen Bingazi’nin ve dolayısıyla Hafter işgali altında bulunan Doğu Libya’ya giden hattın giriş kapısı; doğu ile batı arasındaki köprü; kültürel çeşitliliğin ve kabile sayılarının en fazla olduğu şehirlerden biri. Libya iç savaşında son günlerde bir bilek güreşine sahne olan Sirte’nin niçin bu kadar kritik olduğunun ise temelde üç yanıtı var: yatırımların başkenti olması, Hafter’in Sirte’yi ölüm kalım meselesi olarak görmesi ve “petrol hilali”ne giden ipin ucunda olması.

Nüfusun çok büyük bir çoğunluğunun sahil şeridinde yaşadığı Libyalılar için Sirte, adeta ülkenin aynası ve Kaddafi döneminde yapılan yatırımlarla ülkenin gelişmiş 3 şehrinden biri. Kaddafi, gayri resmi başkenti olarak gördüğü Sirte’ye oteller, fuar merkezleri, kongre salonları ve spor komplekslerinin yanı sıra büyük altyapı yatırımları da yaptı. Ayrıca Kaddafi döneminde Libya’nın ev sahipliğinde yapılan Arap Birliği zirvelerine ve büyük organizasyonlara Başkent Trablus’un yerine, kendi memleketi olan Sirte ev sahipliği yapıyordu.

HAFTER KABİLELERİN DESTEĞİNİ KAYBETTİ

Kaddafi’nin memleketinde ona düşmanlar yaratma gayreti suya düşen, izlediği politikalarla çözümden değil savaştan yana tavır alan, dış aktörlerin ülkeyi sömürmek için kullandıkları bir araç olmaktan öteye gidemeyen ve son olarak yaptığı katliamların da gün yüzüne çıkmasıyla milis bulma konusunda oldukça büyük zorluk yaşayan Hafter’in, petrol hilali bölgesinde askerî gücü de oldukça zayıf. Sırtını dayadığı kabilelerin desteğinin artık olmadığının, askerî zayıflığının ve Türkiye’nin UMH’ye sağladığı lojistik desteğin de kısa sürede bütün dengeleri değiştirdiğinin farkında olan Hafter, Sirte’yi ölüm kalım meselesi olarak görüyor. Fakat kendi kabilesinin yaşadığı Sirte’de de beklediği desteği alamıyor. Geçtiğimiz günlerde kabilelerin büyük çoğunluğu Türkiye’nin desteklediği UMH’ye bağlılıklarını açıkladı.

‘’PETROL HİLALİ”NE GİDEN İPİN UCU

İç savaştan önce millî gelirinin yaklaşık yüzde 70’ini petrolden elde eden Libya, günlük 1,6 milyon varil petrol üretimi ile dünyanın ilk on ülkesi arasındaydı. Bu üretimin büyük çoğunluğu “Petrol Hilali” olarak kabul edilen Sirte ile Bingazi arasındaki sahil şeridinde bulunuyor.

Sirte tamamı günlük 700 bin varilin üzerinde petrol üretim tesisine sahip olan Sidre, Ras Lanuf, Zuveytine ve Brega’ya coğrafik açıdan en yakın büyük şehir. Bu bölgelerde Hafter, Ocak ayında petrol üretimini durdurmuş, mevcut petrolü gayri resmi yollarla pazarlamaya çalışmıştı. Bu durum ekonomisi petrole dayalı bir ülkede kabul edilemez olarak değerlendirilmiş ve kabileleri de oldukça rahatsız etmişti. Yani Sirte’nin Hafter’den kurtarılması domino etkisi oluşturacak önemi haiz.

İç savaşın başlangıcından itibaren, Libya krizinde silah yerine diplomasi, saha yerine masadan yana Türkiye, bu tezi Hafter tarafından reddedilince UMH’ye olan manevi desteğini sahaya yansıtmaya karar vermişti. Türkiye’nin bu hamlesi Hafter’i beklemediği kadar sıkıştırdı.

Hafter’in açıklamalarının tutarsızlığı, denklemde hiç olmayan İsrail’e rol vermeye çalışması, diplomasi trafiği ve ateşkes ilan ettirme çabası, samimiyetten uzak. UMH’nin sahadaki mücadeleye ara vermeden diplomatik girişimleri sürdürmesi hayati önem taşıyor. Zira Hafter ateşkes ilan ettirerek yeni bir saldırı yapmak için hazırlık yapabileceği zamanı kazanma gayretinde ve yeni müttefik arayışında olacaktır. Bu yüzden Sirte, UMH’nin kontrolüne geçmeden bir ateşkes imzalanması UMH’nin aleyhine olur.

TÜRK HEYETİNİN ZİYARETİ

Türkiye’nin güçlü bir heyetle Çarşamba günü Trablus’a yaptığı ziyaret, Libyalılar için ümit vericiydi. Masada oldukça stratejik öneme sahip Al Vutya askerî üssünün daha etkin kullanılması, çatışmaların kızıştığı Sirte, Hafter’in Tarhuna’daki insani kıyımlarının BM’ye taşınması gibi konuların yanı sıra Libya’nın yeniden inşası meselesi de vardı. Yaklaşık 6 yıldır enerjisini darbeci milislerle mücadeleye harcayan UMH halka hizmet götüremiyordu. Bu ziyaret, Türkiye’den Libya’ya aktarılacak altyapı ve belediyecilik gibi hizmet tecrübelerine işaret ediyor. Libyalılar, bu heyetin fotoğrafını, “Trablus’ta yıllar sonra ilk defa savaş değil yeniden inşa konuşuldu.” şeklinde yorumladı.

Tüm dünyanın anlaması gereken mesele şu: Libyalılar hizmete muhtaç. Diğer aktörler Libya’daki petrolü bölüşme peşindeyken Türkiye, hem diplomatik süreçte etkin rol oynuyor hem de Libya halkının geleceği ve refahı için enerji harcıyor.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5