Düşünebilen Şehirler İnşa Edeceğiz 3

DÜŞÜNEBİLEN ŞEHİRLER İNŞA EDECEĞİZ 3

80 yaşındaki bir adam,5 yaşındaki çocuk içeri girince ayağa kalkmış. Etraftakiler "Aman efendim,ne yapiyorsunuz;çocuk o!"demişler. Yaşlı adam,"Çocuk saygıyı bizden öğrenmeyecekse kimden öğrenecek?" diye cevap vermiş. Saygı budur. Çocuğunuzun saygıyı öğrenmesini istiyorsanız ona 'Saygılı ol!' demek yerine saygı gösterin.
Düşünebilen Şehirler İnşa etmenin en temel ölçütü güzel çocuklar yetiştirmektir. Toplumları yücelten de batıran da bugünün çocukları yarının büyükleri değil midir?
Padişah adayı oğluna hocası tarafından verilen  cezayı onaylayan bir baba  olmasaydı ikinci Murat, fethedilebilir miydi 2.Mehmet İstanbul’u?
Babanın faziletleri, çocukların servetidir .
Bana iyi anneler veriniz,size iyi vatandaşlar vereyim.
Ya da!
Armut dibine düşer.
Kör ile yatan şaşı kalkar.
Üzüm üzüme baka baka kararır.
Ey ! Geleceğin mimarları gelin diyorum Zülfüyare dokunalım çok geçmeden.


Anne-baba tutumu; anne, baba ve çocuk arasındaki etkileşimin şeklidir. Bu etkileşim şeklinin sonucu çocuk, anne-babanın davranış, tutum ve tavırlarına karşılık gelecek şekilde birtakım yeni davranışlar kazanır. Sağlıklı bir anne-baba tutumu çocuklara, olumlu benlik algısı, olumlu öteki (diğer insanlar) algısı, öz değer, öz saygı, öz sevgi ve sağlıklı güven duygusu gibi nitelikler kazandırmalıdır.

Doğumdan itibaren çocuk, etrafını saran fiziksel ve sosyal çevreyle uyum savaşı verirken bu çabasında en büyük desteği anne ve babasından alır. Kendini ifade edebilmeyi, kendi kendini yöneten (otonom) bir birey olabilmeyi ailesinden öğrenir. Özellikle anne-baba, çocuğun kişiliğinin oluşumunda temel rolü olan özdeşim modelleridir. Çocuk bu özdeşim modellerini kendine örnek alır ve adeta onların yaşam biçimlerini taklit yoluyla öğrenir. Bu öğrenme süreci içinde çocuğun sevgiye, güvene yani çevresindekilere inanmaya, aynı zamanda bağımsızlığa, başka bir deyişle büyüdükçe bazı şeyleri kendi başına yapabilmeye ihtiyacı vardır. Küçük yaştan itibaren çocuğa; yaşına, yeteneğine ve cinsiyetine uygun görev ve sorumluluklar verilmezse güven duygusu pekiştirilmemiş olur. Anne ve babaların, çocukların gereksinimlerine cevap verebilmeleri için doğumdan başlayarak onlarla iletişim kurmaları gerekir. Bu iletişim, doğumdan sonraki ilk saatlerde başlayan fiziksel beraberlik ve ona bağlı olan duygusal doyumla kurulur. Annesinden meme emen bebek, onun beden sıcaklığını ve ten kokusunu hissederken aynı zamanda ihtiyacı olan duygusal besiyi de almakta ve iletişim ağının temelleri bu ortamda atılmaktadır. Böyle ihtiyaçların tümüyle karşılandığı bir ortam, çocuğun kendine ve çevreye olan güveninin oluşmasına yardımcı olur. Ailesiyle olan iletişimi, çocuğun dünyasında büyük önem taşır. Anne-baba ve çocuk üçgeninde, tarafların duygu ve düşüncelerini birbirlerine aktarmaları ve başarılı bir diyalog kurabilmeleri hâlinde, sorunlarına çözüm bulmaları mümkündür. İletişimin kurulamaması, duyguların bastırılması ve sorunların çözümlenememesi anlamına gelir ki böyle bir aile ortamı psiko-pedagojik açıdan sağlıksızdır.
 DİKKAT!!  
Mutlu Geleceğin YÖNTEMİNİ Bulduk

Bunları Kesinlikle Yapın:

- Onu sevin. Öperek, başını okşayarak, sevdiğinizi söyleyerek sevginizi gösterin. Şımartmak ve sevmek arasında önemli bir fark vardır. Çocuğunuzu çok sevdiğinizi göstermek onu şımartmaz.
Araştırmalara göre, her gün sevgi gören çocuklar daha az stres hormonu salgılıyor ve huzursuz olduklarında, stres reaksiyonları ile daha kolay baş edebiliyorlar.
- Bol bol sarılın. Dokunmanın sadece ruh sağlığı için değil, beynin gelişimi için de çok faydalı olduğu ispatlanmıştır.
- Onu özveriyle dinleyin. Bütün dikkatinizi vererek, kesmeden, yargılamadan dinleyin.
- Sabırlı olun. (Gerekirse içinizden 10 ve bazen 100’e kadar sayın.)
- İstekleri ve ihtiyaçları arasındaki farkı bilin. Her istediğini yerine getirmek doğru değildir.
- Ona şefkat gösterin.
- Hatalarına karşı hoşgörülü olun.
- Ona sorumluluklar verin. Kendilerini işe yarar hissederler.
- Arkadaşlarını tanıyın.
- Hobi sahibi olmasına sağlayın.
- Bağımsızlığa teşvik edin.
-  Verdiğiniz sözleri tutun, tutamayacağınız sözler vermeyin. Böylelikle size güvenebileceğini öğrenir.
- Onlara model olun.
- Saygılı ve nazik olmalarını istiyorsanız, siz de öyle davranın.
-Yalan söylemenin yanlış olduğunu öğretmek istiyorsanız, onların yanında yalan söylemeyin.
-  Korkularınızla ve kaygılarınızla baş etmeyi öğrenin ki çocuklarınız sizin korkularınızı öğrenmesin.
-  Kendisini ifade etmesi için destekleyin. Pasif veya agresif olmadan ihtiyaçlarını ve isteklerini söyleyebilmesi için yardım edin.
-  Yaratıcılığını teşvik edin. Olaylara bakış açısı, çocukken henüz sansüre uğramamıştır. Kendilerini ifade etmelerine izin verin.
Yaratıcılığını öldürmeyen kişilerin her zaman daha mutlu ve başarılı olduğunu unutmayın.
-  Olumluya odaklanın. Başarılarını, olumlu davranışlarını görün ki, sadece olumsuz davranışlar yaptığında dikkatinizi çektiğini zannetmesin. Devam etmesini istediğiniz davranışlara daha fazla ilgi gösterin.
-  Disiplin öğretin. Davranışlarını mümkün oldukça pozitif disiplinle şekillendirin. Ceza sisteminden çok ödül sistemini kullanın.
-Cezalandırılmış çocuklar, cesareti kırılmış çocuklardır.Cesareti kırılan çocuklar daha fazla yanlış davranışa yönelirler.
-  Yaşamınızda genel kurallar olsun ve bu kurallara ailece uyun. Kuralları olan aileler daha huzurlu ve çatışması daha az ailelerdir.
-  Büyümesi ve gelişmesi için gerekli alanı ve desteği verin. Seçimlerine, tercihlerine, duygularına saygı gösterin. Düştüğünde her zaman onu tutacak bir anne-baba olduğunuzu hissettirin.


Bunları Kesinlikle Yapmayın:

-  Çocuğunuza küsmeyin.
- Ona yalan söylemeyin.
- Ona asla vurmayın. Fiziksel disiplinin işe yaramadığı, aksine zarar verdiği artık birçok araştırma tarafından ispatlandı.
-  Onu aşağılamayın.
- Sevginizden mahrum etmekle tehdit etmeyin.
- Hatalarına abartılı tepkiler vermeyin. Hata yapsa bile ona destek olmaya devam edin ki hatalarını düzeltmek için motivasyonu olsun.
- Her yaptığını eleştirmeyin, mükemmel olmasını beklemeyin. Unutmayın, mükemmellik peşinde koşan kişiler her zaman yenik ve eksik hissederler.
-  Huyunu veya davranışını etiketlemeyin: “Çok sıkılgandır”, “Çok yaramazdır”, “Çok beceriklidir” gibi. Etiketler eşyalar içindir, çünkü eşyanın başka bir şey olma şansı yoktur. Oysa insanların değişme, gelişme, büyüme, iyileşme kapasiteleri vardır.
-  Onunla dalga geçmeyin, alay etmeyin, hatalarına gülmeyin.
- Yanlış yaptığınızın farkına vardığınızda doğru olduğunuzu ispatlamaya çalışmayın, gerekirse hata yaptığınızı kabul edin.
-  Her işini yapmayın, çözümleri hep siz bulmayın, yoksa kendine yeten bir yetişkin olamaz.
-  Size saygısızlık yapmasına izin vermeyin. İlişkinizde mutlaka sınırlarınız olsun. Arkadaşı olmadığınızı ona öğretin. Arkadaş ve anne-baba rolünün arasındaki farkı bilsin.
-  Özel hayatınızı onunla konuşmayın, o sizin en iyi arkadaşınız değil. Eşinizle, ailenin diğer fertleriyle, arkadaşlarınızla, patronunuzla yaşadığınız sıkıntıları onunla paylaşmayın. Bu onun için yaşına uygun olmayan bir yük olabilir. Duygusal anlamda da olgunluk anlamında da size destek verecek donanımda olmadığı için bu onu üzmekten başka bir işe yaramaz.
-  Hiçbir zaman eşinizle çocuğunuzun arasına girmeyin. Onu korumayın. Eşinizin yanlış bir davranışını onun yanında düzeltmeye çalışmayın. Eşinizi onun yanında aşağılamayın. Bırakın meselelerini kendileri halletsin.
-  Hayatınızın ne kadar zor olduğu konusunda çocuğunuza devamlı şikayette bulunmayın. Destek ihtiyacınız varsa ev içindeki sorumluluklarını ona öğretin ve yerine getirmesini sağlayın. Şikayet ederek onun kendiliğinden size yardımcı olmasını beklemeyin.
- Onunla kavga etmeyin. O sizinle tartışmaya çalışsa bile buna izin vermeyin.
- Onunla inatlaşmayın.
- Duygularını, şikayetlerini yok saymayın, “Bir şey olmaz”, “Bunda üzülecek bir şey yok”, “Çok abartıyorsun” gibi cümleler, onun kendisini güvenle ifade etmesini engeller.
-  Her şeye “Hayır” demeyin. “Hayır” diyeceğiniz konularda hiçbir zaman fikir değiştirmeyeceğinize emin olduktan sonra “Hayır” deyin.
-  Yanlış yaptığında onunla uzun konuşmalar yapmaktan kaçının. Bir süre sonra sizi dinlememeye başlayacaktır.
 Unutmayın bir şeyleri çok anlatan değil yaşayan olursanız çocuk mutlaka size uyar. Üzüm üzüme baka baka kararır.
Düşünebilen bireyler olarak düşünebilen şehirler inşa edeceğiz.

YORUM EKLE

banner5