Nasıl bir YÖK'e ihtiyaç var?

Habervakti yazarı Prof. Dr. Osman Çakmak, YÖK sistemini değerlendirirken ülkenin hayrına çalışan bir sistemin nasıl kurulacağını ele alan bir yazı kaleme aldı.

Nasıl bir YÖK'e ihtiyaç var?

YÖK'ün işleyişinden bahseden Çakmak, YÖK'ün içinde bulunduğu sorunlar ve hataları ele alarak çözüm ürettiği yazısında dikkat çeken ifadeler kullandı.

İşte Çakmak'ın söz konusu yazısı:

YÖK sistemi diploma vermeye odaklanan bir üniversite yapısı ortaya çıkardı. Bir kısım vakıf üniversiteleri ile yapının bozucu etkisi tavan yapmaktadır. YÖK’ün bu olumsuz yapısına direnen; iyi üniversite örnekleri var. Ancak bunlar mevzi kalıyor.

Orta öğretimin “herkesi” üniversiteye aday hale getirmesi ve mesleki eğitimin göz ardı edilmesi sonucu oluşan “yüksek öğrenci pazarı” iştahları kabartıyor. Bu arada “diplomalı işsizler ordusu” giderek büyüyor.

Acenteciliğin alabildiğine kolaylaştırıldığı ve yerli ürün geliştirmenin önüne bürokratik bin bir engelin konulduğu şu ortamda üniversitelerin yapacağı çok bir şey kalmıyor.

Üstelik YÖK sistemi tüm hatları ile öğretim üyelerine şunu söylüyor: “Siz yabancı dilde yayın yapın. Akademik terfi için bu yeter. Topluma ve öğrenciye yenilik namına bir şey vermeseniz de oluré…

Halbuki, her aklı başında ülke, üniversitelerde hocaların kariyerlerini, terfi etmelerini halka ve öğrenciye yapılan bilimsel fayda ve katma değere bağlamış..

Dışarıdaki üniversitelerde yönetmeliklere baktığımızda ne görüyoruz: Diyor ki hocalarına: “Buluş yapacaksın, buluşu patente dönüştüreceksin, ürün geliştireceksin, danışmanlık yapacaksın”

YÖK ile kurulan oyunun kuralları ise bizde böyle işlemiyor: Yabancı dilde bilimsel yayınlar her kademede her yerde birinci şart .. Akademik yükseltmelerde en önemli, kriter bu.

İkinci olarak da YÖK’ün “ders ücretli eğitim sistemi eğitimi ranta dönüştürdü. Çok ders verince çok para kazanıyorsun. Çok ders vermeye ayarlı negatif bir rekabet oluşuyor bu durumda. Bu yapı, hocaları dersliklerin duvarları arasına sıkıştırıyor. Eğitimi uygulamadan koparıyor.

O yüzden de hocalar, “topluma ne veririm, sanayiye ne kazandırırım”ın derdine düşmüyor. Başka bir şeyle uğraşmaya vakit bulamıyor.

Devletin, üniversitelerimize AR-GE amaçlı verdiği finans desteği (BAP ve TÜBİTAK proje destekleri vb.) çoğunlukla bilimsel yayın yapmakta kullanılıyor. Bu yayınlardan faydalananlar, onu patente ve ürüne dönüştürenler Batılılar oluyor. Bu gidişatın durdurulması lazım.

Örneğin Japonya’da, Almanya’da lisans öğrencisi bile araştırma ve proje konularını halkın sınai/kültürel/mali gerçek problemlerinden alıyor.

YAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ

YORUM EKLE
YORUMLAR
tugo
tugo - 2 hafta Önce

...daha düne kadar burnunu siyasetin her yellenmesine sokan, laikçiliğin reklamcılığını yapan, ayrımcı, aynı anda faşist.komünist değil, işini yapan, Allah'tan korkan, insan, adam olan birey yetiştiren bir yök'e ihtiyaç var...

SIRADAKİ HABER

banner5