Merkez Bankası'nın faiz indirimi piyasaları nasıl etkileyecek?

Yeni Şafak Gazetesi yazarı Şahap Kavcıoğlu, 'TCMB’nin faiz indiriminin piyasalara etkisi' başlıklı yazısında piyasalarla ilgili dikkat çeken tespitlerde bulundu.

Merkez Bankası'nın faiz indirimi piyasaları nasıl etkileyecek?

İçimizde bulunduğumuz bu haftanın dünya ekonomi piyasaları için çok önemli olduğunu vurgulayan Kavcıoğlu, ''Sonuç olarak faiz indirimi iş dünyasının moralini yükseltecek, istihdam ve yatırım alanları da olumlu etkilenecektir.'' ifadelerini kullandı.

İşte Kavcıoğlu'nun söz konusu yazısı:

CMB, 4,5 yıllık aranın ardından faizlerde 425 baz puan indirimle beklentilerin üzerinde bir değişikliğe gitti. Geçen yıl yaşanan kur krizinin ardından 625 baz puan artışla %24’e yükseltilen politika faizi, Murat Uysal’ın TCMB başkanlığına getirilmesinden sonra yapılan ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında %24’ten %19,75’e düşürüldü.

Peki ne oldu da politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı, piyasa beklentisinin (200-250 bps) üzerinde 425 baz puan indirildi? Yaklaşık bir yıl içerisinde böyle yüksek bir düşüş nasıl meydana geldi?

Öncelikle, politika faizinin düşmesi doğrultusunda; gecelik vadede borçlanma oranı %18,25 ve borç verme oranı %21,25 seviyesinde belirmiş, dolayısıyla faiz koridoru daralmış oldu. Geç likidite penceresinde ise, borç verme faizi ise %22,75 seviyesinde belirlenmiş oldu.

Karar öncesi %24 seviyesinde olan politika faizi ve %15,7 civarında olan enflasyon dikkate alındığında, Türkiye’de reel faiz 830 baz puan civarında bulunuyordu. Benzer gelişmekte olan ülkelerde ise, reel faiz ortalama 270 baz puan civarındadır. Dolayısıyla, bu durum TCMB’ye 500-600 baz puan civarında bir faiz indirimi olanağı sunmaktaydı.

Piyasa ve ekonomistler, haftalık repo faizi olan politika faizinin 250 baz puan indirimle %21,50 olarak gerçekleşmesini bekliyorlardı. Ancak, merkez bankası başkanının değişmesinden sonra hem yeni başkanın açıklamaları hem de eski başkanın alınma nedeninin faiz artışına direnmesi olarak yorumlanması, politika faiz oranında ciddi bir düşüşün olacağı yönünde de gizli bir piyasa beklentisi de oluşturmuştu.

Faiz indiriminden sonra TCMB başkanının yaptığı basın açıklamasında; iktisadi faaliyette ılımlı toparlanmanın devam ettiği, önümüzdeki dönemde net ihracatın katkısına ek olarak finansal koşullardaki iyileşme ile birlikte ekonomideki toparlanmanın kademeli şekilde süreceği ifade edildi. Enflasyondaki iyileşmenin işlenmemiş gıda ve enerji fiyatlarındaki yavaşlamanın katkısı ile devam ettiği ve iç talep gelişmeleri ve parasal sıkılaştırmanın da düşüşü desteklediği belirtildi. Yıl sonunda enflasyon oranının nisan ayı enflasyon raporundaki beklenti olan %14,6 seviyesinin altında kalabileceğine dikkat çekildi. Kurul, para politikasında temkinli duruşun süreceğini ve parasal sıkılık düzeyinin enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirleneceğini ifade etti.

Bu açıklamadan anladığımız, Önümüzdeki döneme dair para politikası duruşunda TCMB, daha temkinli bir gevşemenin sinyalini veriyor. Bu bağlamda bu faiz indiriminin ardından yılın kalanındaki üç toplantıda haftalık repo faizinde en az 100’er baz puanlık (toplamda 300-400 baz puan) indirim yapabileceği mesajını veriyor. Enflasyon beklentisinin %12,5’e inebileceği bir süreçte, risk primini hızla yükseltecek başka faktörler devreye girmezse; yıl sonuna kadar bu yapılanla birlikte toplamda 800-900 baz puan faiz indiriminin gelmesi muhtemeldir.

Bu durum gerçekleşirse politika faizi %15,75 seviyelerine gelir. Bu da basitçe %12,5 enflasyon beklentisi artı %3,25 reel getiri anlamına gelir. Bu küresel görüntüde, TL varlıklarda pozisyonlanmış yabancı için hala iyi bir getiri.

%8’in üzerinde reel faiz veren Türkiye, emsal piyasalarının çok önünde idi. ABD Merkez Bankası (Fed) ile Avrupa Merkez Bankası (ECB) başta olmak üzere, birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülke merkez bankası faizlerde düşüş sinyali verirken, genişlemeci politikalara geri dönüşün ilk adımları da atılmış oldu. Bu durum Merkez Bankası’na faiz indirimi için gerekli fırsatı vermektedir.

Bu indirim sürecini destekleyen iç ve dış koşullar da mevcut. Öncelikle, son üç aydır aralıksız iniş trendinde olan yıllık enflasyonda 4 puanlık bir iniş söz konusu. Geçen yılın Ekim ayında gördüğü seviyeye göre, 9,5 puanlık bir düşüş gerçekleşmiş durumda. Her ne kadar Temmuz ayında yıllık enflasyonda %16’ların üzerine geçici bir yükseliş bekliyor olsak da; baz etkisi, ılımlı petrol fiyatları ve iç talep koşulları, TL’de güçlenme eğilimi gibi destekleyici unsurlar altında, Ağustos ayından itibaren hızlı bir dezenflasyon (yüksek enflasyondan düşük enflasyona geçiş) sürecine girileceği tahmin edilmektedir.

Ayrıca, içinde bulunduğumuz bu hafta dünya ekonomisi açısından yılın en önemli haftası olarak nitelendirilirken, çarşamba günü 10 yıl aradan sonra Fed’in ilk kez faiz indirimine gitmesi beklenmektedir. Bazı Fed gözlemcileri, faizin 25-50 baz puan düşürüleceği görüşündeler.

Diğer taraftan Merkez Bankasının faiz indirimi kararı hem bankaların fonlama maliyetini hem de mevduat faizlerini düşürecektir. Bu da bankaların kredi faizlerine yansıyacaktır. Bu hafta bankalar kredi faizlerinde MB kararına paralel olarak indirime gideceklerdir. Beklenenin üzerinde bir indirim reel sektörün ve ekonominin geneline olumlu yansıyacak ve iç piyasayı hareketlendirecektir.

Sonuç olarak faiz indirimi iş dünyasının moralini yükseltecek, istihdam ve yatırım alanları da olumlu etkilenecektir.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5