Siyonist terör, Gazze'deki ablukasını ve saldırılarını 265. günde de sürdürdü. Soykırımcı İsrail, dünyada kamuoyu oluşturmak ve savaş suçlarını örtbas etmek için dezenformasyona sıkça başvuruyor.

Siyonist rejim, Gazze Şeridi'nde ataşkes sağlanamamasının nedeni olarak Hamas'ı göstererek kara propaganda yapmaya devam ediyor.

Misyonu Siyonistlerin dezonfarmasyonlarını ifşa etmek olan Filistin Diplomasi Merkezi, yayımladığı gün sonu bülteniyle kamuoyunu bölgede yaşananlar hakkında bilgilendiriyor. FİDE , "İbrani yayın kuruluşları, Hamas’ın verilen son ateşkes teklifine getirdiği yorumları (kalıcı ateşkes ve işgal ordusunun Gazze’den tamamen çekilmesi hariç) Katar’ın kabul etmediğini ve Hamas’a sunmuş olduğu düzenlemeleri geri çekmesini ifade ettiğini belirtiyor. Bu propaganda Netanyahu’nun yapmış olduğu son açıklama sonrasında Hamas üzerinde baskı kurmaya yönelik yürütülen baskı araçlarından biri olarak karşımıza çıkıyor" açıklamasında bulundu.

İşte Merkezin 26 Haziran 2024 tarihli basın bülteni:

İşgalci İsrail Sahnesi

Filistin Diplomasi Merkezi, İbrani gazete ve medyasında yer alan içerikleri ve İşgalci İsrail sözde yetkililerin Aksa Tufanı ve Gazze savaşı hakkındaki en önemli açıklamalarını takip ederek, İşgalci İsrail cephesinin günlük bir özetini sunuyor.

Savaşın 263. Gününde İsrail Cephesi

• İsrail yüksek mahkemesinden dini okullarda okuyan öğrencilerin askerlik hizmetine tâbi tutulmaları yönünde çıkan karar iktidar partisi başta olmak üzere tüm siyasi aktörler arasındaki gerginliği zirveye taşıdı. Kararın uygulanması adalet müsteşarına bırakılmış olmasına rağmen iktidar hükümeti bu karar sonrası düşmeye en yakın olduğu anları yaşıyor.

• İbrani yayın kuruluşları, Hamas’ın verilen son ateşkes teklifine getirdiği yorumları (kalıcı ateşkes ve işgal ordusunun Gazze’den tamamen çekilmesi hariç) Katar’ın kabul etmediğini ve Hamas’a sunmuş olduğu düzenlemeleri geri çekmesini ifade ettiğini belirtiyor. Bu propaganda Netanyahu’nun yapmış olduğu son açıklama sonrasında Hamas üzerinde baskı kurmaya yönelik yürütülen baskı araçlarından biri olarak karşımıza çıkıyor.

• Netanyahu’nun kısmı ateşkesi kabul edebilir sonrasında savaşa devam ederiz yönünde yapmış olduğu açıklama ABD yönetimi tarafından şiddetle kınandı ve bu açıklamanın Hamas’ın İsrail hakkındaki söylemlerini (İsrail’in kan ile beslendiği ve savaş isteyen tarafın kendisi olduğu) desteklediği belirtildi. Bu durum geçtiğimiz haftalar boyunca Hamas üzerinde uygulanan uluslararası baskının kalkmasına vesile oldu.

• İsrail muhalefeti Netanyahu’nun kanal 14 te ve Keniset’te yaptığı açıklamalar arasındaki tutarsızlığı kınıyor ve devletin çıkarlarına aykırı davrandığını ifade ediyor. Bu tutumuyla Hamas’ın ifade ettiği Netanyahu sadece kısa süreli bir ateşkes ile esirlerini alıp ardından halkımızı katletmeye devam etmek istiyor yönündeki açıklamaları haklı çıkardığı söyleniyor.

• “Esirlerin kurtarılması savaş hedeflerimizden sadece biridir ve en önemlisi değildir” diyen İsrail ulusal güvenlik konseyi başkanı Tzachi Hanegbi bu vesile ile esirlerin pazarlık değerini düşürmeyi hedeflemektedir. Fakat bu taktik hamlenin esir aileleri üzerindeki etkisi yıkıcı olacak ve hedef alınmasına sebebiyet verecektir.

• Esirlerini geri alma umutları azalan esir aileleri kitleleri duygusal anlamda hareketlendirmek için yeni bir esir alınma videosu yayınladı. Ailelerin giderek artan eylem kapasiteleri artık caddelerin kapatılması ve polisle çatışılması yönünde karşımıza çıkıyor.

• İşgal devleti tarihi boyunca ilk kez 7 Ekim’de yaşadığı şartlarda bir karşılaşmaya giriyor:

− 10 binlerce yerleşimci evlerini terk ederek orta ve güney bölgelerine sığındı ve bu sayı gün geçtikçe artabilir.

− 10 km derinliğinde kuzey hattında bulunan yerleşke, Yahudi toplulukları ve askeri üslerin boşaltılması.

− Gündelik hayatın kalıcı olarak etkilenmesi ve turizm, tarım ve ekonominin durma noktasına gelmesi.

− Yenilmez ordu heybetinin, 7 Ekim günü ahır ve kümeslere saklanan askerlerin ortaya çıkması ile yok olması.

• Ordu ve siyasiler evlerinden çıkmak zorunda kalan 10 binlerce yerleşimciyi tekrardan evlerine döndürebilmek için yoğun baskı altında tutuluyor. Tüm bu baskılara rağmen işgal devleti şu zaafları yaşamakta:

− Savaşın başında Gazze cephesi hakkında ifade ettiği hedefleri gerçekleştirmeye yönelik kör ısrarı ve şayet kuzey cephesinde Hizbullah’a karşı yeni bir cephe açarsa Gazze’deki direnişçilerin kurtulma fırsatlarının yükseleceği ve hedeflere ulaşma şansının kalmayacağını biliyor olması.

− İşgal ordusunun bitkin oluşu, şayet bugüne kadar 420 bin yedek asker çağrıldı ve bunların arasında kimileri 11 kez kimileri 9 kez savaşmak üzere orduya alındı. Askerlerin aile ve yaşam hayatlarını etkileyen bu durum ordu içerisinde yoğun bir bezginlik haline sebebiyet veriyor.

− Gazze’de süren yoğun savaş neticesinde Gazze direnişinden on kat daha kuvvetli olan Hizbullah ile savaşmaya yetecek güç ve cephaneye sahip olmaması.

Katil İsrail'den Han Yunus'a hava saldırısı Katil İsrail'den Han Yunus'a hava saldırısı

− İşgal toplumunun yıpratılması ve direncinin kalmayışı.

− Hizbullah’ın askeri alandaki yüksek isabet oranı ve yüksek yıkım gücüne sahip silahlara sahip olması.

• ABD yönetimi her ne kadar Lübnan’da çıkacak bir savaşta İsrail’in yanında olacağını ifade etse de savaşı başlatan tarafın Netanyahu yahut Hizbullah oluşu sergilenecek tutum açısından büyük önem arz ediyor.

• İfade edilen tüm bu bilgiler ışığında özetle, işgal ordusu ve siyasileri savaş cephesinin genişletilmesi yönünde alacakları kararın ne kadar zorlu olduğunun farkında. Bu güne kadar ortaya atılan tehditler, bilinen bilinmeyen askeri ve siyasi hamleler savaşa girmekten ziyade savaşa engel olmak için atılan adımlardan ibaret. Fakat en nihayetinde Kuzey cephesi göz ardı edilemeyecek derecede ve bir karar gerektiriyor.