Okulların açıldığı şu günlerde MEB ve İÇ İŞLERİ BAKANLIĞI ortak çalışarak, okul önlerinde tedbirler alıyorlar. Denetim üst düzeye getirilmeye çalışılıyor. Yani okul önleri sıkıntılı oluyor demektir. Resmi makamlar, bu özeni göstermek için gayret gösteriyorlar. Bizler Aileler olarak yeteri kadar denetim için, katkı verebiliyor muyuz?
Resmi kurumlardan beklentimiz, cadde, sokak, park gibi umuma açık olan yerlerde gayet uygunsuz davranışlarda bulunan gençlere resmi yetkililer tarfından uyarı ve denetim yapılmasına yönelik bir kararın alınmasıdır. Çünkü kendi akranlarına olsun, kendilerinden küçük olan çocuklara olsun iyi örnek olmuyorlar. Bu denetimin aileler tarafından da sık, sık yapılması taraftarıyım. Çünkü 18 yaş altı çocuklar aynı zamanda reşit olmamış, Devlet kontrolünde olması gereken bireylerdir.
Unutmayalım, ağaç yaş iken eğilir...
Ne ekersek, onu biçeriz... Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur...
Okullar için alınan yeni MEB kararlarını destekliyorum. Amma daha etkin girişimler bekliyoruz. Örneğin disipln yönetmeliği ile ilgili çalışmalar. Yapılan güzel ve iyi davranışlara ödüller verilmeli, böylece gençler bu davranışlara yönelndirilmelidir. Hatta bu teşvikler, ÖSYM sınavlarında ek puan olarak değelendirilecek şekilde bile düzenlenebilir. Ahlaklı, dürüst, doğru, güzel davranışlar hem teşvk edilmeli, hem ödüllendirilmeldir. Bu konuyu bazı makalelerimde açıkladım.
Yetişkinler olarak şikayet ediyoruz... Ancak, onların istediğimiz şekilde yetişmesi için hangi gayretleri gösterdik? Hangi çalışmaları yaptık? Bu konuda kendimizi sorgulamıyoruz... Burada bizim eksikliğimiz, noksanlığımız nedir? Sorusuna cevap bulamıyoruz.
En başta Aile içi sevgi, saygı, büyük önem arz etmektedir. Sevginin kuşatmadığı bir nesil, sorunlu nesil olmaya adaydır... Sevgi sonrası denetim şarttır. Çünkü çoğu davranışın temelleri ailede atılır. Aile iyi ve güzel davranışları ile, bu örnek davranışların çocuk tarafından kazanılması açısından önemli bir konumdadır.
Sosyal manada, çevresinden iletişim araçlarından, YENİ YETİŞEN GENÇ neslin yanlış şeylerden etkilenmesinden sorumlu, en fazla başta RTÜK, tür. KONTROL BU ALANLARDA MUTLAKA ŞARTTIR. İnternet yayınları ne kadar kontrol ediliyor? Denetleniyor? Sinema, TV yayınları, Filimler, Diziler... Arkasından Ülkemizdeki İnternet yayın akışını kontrol eden, başka kuruluşlar var mı? Bu konuda yeterli çalışma yapılıyor mu? Çünkü, gençler ve yeni yetişen nesiller, internet ile iç içe yaşamaktadırlar. Artık çoğunlukla onların kontrolü altına girmektedirler.
Bazı sakıncalı ve tehlikeli yanınların önü alınamaz mı? Bunun için nasıl bir önelem alınmalıdır? Bu konuda kafa yormak gerekir. Bugün internet ortamı uyuşturucu reklemı elde edilmesi, kumar reklamları ve tuzakları ile doludur.
Bir an önce, İnternet yayınını kontrol altına alacak, yasa düzenlemeleri meclisten geçmelidir. Şu an En büyük kanayan yara, gençler ve çocuklar meselesidir. Hele, Pandemi dönemi, onları tamamen, İnternetin ve Bilgisayarın kölesi durumuna getirmiştir.
BU İŞTE SORUMLULUĞU ÜZERİNE ALMASI GEREKEN YETKİLİ MERCİLER, Eğitim ve öğretim müfredatını iyi ayarlayamayan Milli Eğitim Bakanlığı. Arkasından Gençlik ve Spor bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, gelmektedir. Neden? Gençlere yeteri kadar sosyal hayat alanı oluşturmaları, bulmaları gerekir. Bu konuda teşvik edici, hatta ödüller veren yarışmalar düzenlenebilir. Katılımcılar bile ödüllendirilebilir.
BU KONUDA OKULLAR ÖĞRENCİLERİN GÜN BOYU YARARLANABİLECEKLERİ MEKANLAR OLMA ÖZELLİĞİNE DÖNÜŞTÜRÜLMELİDİR. HER ALANDA YAPILACAK ÇALIŞMA ORTAMLARI, SPOR ORTAMLARI, OLUŞTURULMALIDIR.
Dışardaki denetim için ise; İç İşleri Bakanlığı devrede olmalıdır...
Belediyeler bu konuda üzerlerine düşen görevleri ne kadar yerine getiriyorlar. Konserlere ödenen paralar ile, gençlere yönelik onlarca hizmet hayata geçirilebilir. Spor alanlarından, eğitici kurslara kadar geniş bir alan vardır önümüzde. Elbette kütüphaneler şarttır. Ancak kütüphanelere gidecek olan kaldırım taşları bu etkinliklere katılan gençler için düzenlemelidir. Üniversiteler de bu konuda ne kadar sorumluluk almaktadırlar? Eğitim adına daha katılımı geniş faaliyet alanları oluşturabilirler.
BUGÜN YENİ AÇILAN ÜNİVERSİTELERDE ÖĞRENCİLER KÜTÜPHANE EKSİKLİĞİNDEN ŞİKAYETÇİ OLMAYIP, SOSYAL ALANLARIN DARLIĞINDAN SÖZ EDİYORLAR İSE, ÖNCELİKLERİNİ BELİRLEMİŞLERDİR, DEMEKTİR.
Gençlere ve çocuklara yönelik kayda değer çalışmalar yapmayan Diyanet İşleri Başkanlığı... Bu sorumluluktan kurtulamaz... Cami ve çevresi aynı zamanda bir eğitici kurum havasına dönüştürülebilir. Diyanet vakfı bina yapımına ayıracağı maddi imkanları bu alanlara kaydırabilir.
En başta, çocuklarına gerekli dini eğitimi ve terbiyeyi vermeyen, gerekli özeni göstermeyen; Tabii ki sorumluluğunu hissetmeyen Aileler, sorumludur.
Milletlerin uzaklardaki her nesneyi görebilme ve ayrıntılarını anlayabilmesi için; gereken aydınlık ve görüş mesafesi , Yetişen nesillerinin ahlaklı, dürüst, adaletli, inancına bağlı, Vatansever, çalışkan, üretken, gençlerinin oranının çok olmasına bağlıdır...
HADİ GELECEĞİMİZ İÇİN BİR TAŞ DA SİZ KOYUN...