Al Capone, Tahşiye ve Fetö!

HaberVakti.com yazarlarından Kemalettin Topdemir, gündemi yorumladığı ''KÜÇÜK CEMAAT FETÖ’YÜ YENDİ'' ser levhalı yazısında suç imparatorluklarının oluşma sürecini kaleme aldı ve Al Capone'dan, Fetö'ye, Tahşiye Kumpasına kadar bildiğimiz ama detaylarına vakıf olmadığımız gelişmelerin iç yüzünü deşifre etti.

Al Capone, Tahşiye ve Fetö!
İşte yazarımız Kemalettin Topdemir'in "Küçük Cemaat Fetö'yü yendi!" başlıklı yazısı...
ABD’nin dünyaca ünlü mafya lideri Al Capone’nin adını duymayan yoktur. İtalyan asıllı bu mafya lideri 1920-1933 yılları arasındaki ABD alkol yasağından yararlanarak güçlendi. 1929’da Amerikan ekonomisinin zor günler yaşadığı Büyük Bunalım dönemindeki fırsat-lardan yararlanarak gücünü arttırdı. Ve zamanla devlet içinde devlet haline geldi, adeta hükümet gibi devletin bütün mekanizmalarında söz sahibi oldu. Devlet, ABD yönetimi, herkes onun kim olduğunu çok iyi biliyor ama hiç kimse ona bir şey yapamıyordu. Çünkü kanunarı herkesten iyi biliyor, hukuki açıklardan da en iyi o yararlanıyordu. Zaten pek çok savcılar, yargıçlar, avukatlar parayla, şantajla Al Capone’nin emrindeydi.
İşte bu yıkılmaz, sarsılmaz suç imparatoru işlediği cinayetlerden, tehditlerden, şantajlardan değil, basit bir suçtan “ruhsatsız silah taşımaktan” ve “vergi kaçırmak-tan” hapse atılabildi, bu da onun sonu oldu.
Kartvizitinde “İkinci El Mobilya Satıcısı” yazan, mafyayı devlet içinde kadrolaştıran, pek çok vali ve belediye başkanını, emniyet mensubunu, yargının bir kısmını emri altına alan, ABD Başkanı Hoover’le bile dostluk kuran, komünizme karşı mücadele eden, Büyük Bu-nalım’da sendikaları sindiren Al Capone, Ajan Eliot Ness’in soruşturma açtırması ve Frank Willson’un da vergilerini kontrol etme çalışması başlatmasıyla beklenmedik sona geldi.
Elbette hakimlere rüşvetlerle, tehditlerle bu basit davadan sıyrılmaya çalıştı ancak Eliot Ness’in Dokunulmazlar ekibi buna fırsat vermedi ve Al Capone 11 yıl hapis ve varlığıyla orantılı para cezası almaktan kurtulamadı. Meşhur Alkatraz Hapishanesi’ne gönderirilince dış dünyayla bağlantısı kesildi. Gerçi hapishanede 5 yıl kaldı, şartlı tahliye edildi ama bu süre içersinde kurduğu mafya dağılmıştı, kalan mafya mensupları ise birbirleriyle savaşıyordu. Bunalıma girdi, akli dengesi bozuldu, 1947 yılında da öldü.

FETÖ GİBİ DEV BİR ÖRGÜT
Kırk yıl boyunca büyüyen, gelişen, zenginleşen, devletin her kademesinde kadrolaşan FETÖ, en parlak dönemini AK PARTİ iktidarı döneminde yaşadı. AK PARTİ’den öncekiler zaten, gerek ANAP, gerek DYP ve gerek Ecevit’in DSP’si FETÖ’yü kollamışlar, “Erbakan’a karşı panzehir” düşüncesiyle gelişmelerine, büyümelerine katkıda bulunmuşlardı. TSK hariç, hemen bütün iktidarlar ve medya kuruluşları, “Atatürk’ü de sevdiğini” söyleyen, “gerici Erbakan’a mücadele eden”, Türk Okulları’nda “Atatürk posteri asan, İstiklal Marşı söyleten” cemaate hoşgörüyle bakıyor, maddi manevi destek oluyordu. AK PARTİ kurulunca ve iktidar olunca, “her iktidarı desteklemek” stratejilerinin ötesine geçmişler, “Erbakan’la mücadele eden cemaat” bu sefer “Erbakan’ın talebelerinin kurduğu” AK PARTİ’nin sadece destekçi-si olmamışlar, “iktidar ortağı” olmuşlardı.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ
Güncelleme Tarihi: 13 Temmuz 2018, 12:25
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner5