Erdoğan: S-400 anlaşması bitmiştir en kısa zamanda alacağız

Erdoğan’dan Astsubay Mezuniyet Töreni'nde önemli açıklamalar

Erdoğan: S-400 anlaşması bitmiştir en kısa zamanda alacağız
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'nin S-400'lere ihtiyacı var ve bunun da anlaşması bitmiştir. İnşallah en kısa zamanda alacağız." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Balıkesir'de Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulu Mezuniyet Töreni'nde konuştu.



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle;

Bu yıl okulumuzdan 2 bin 544 Türk ve 18 misafir astsubayımızı mezun ederek görev yerlerine uğurluyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde astsubaylık kritik bir görevdik. 15 Temmuz kıyamının sembol ismi Ömer Halisdemir de bir astsubaydı. Ordumuza astsubay olarak katılıp daha sonra subaylığa geçen ve general rütbesine kadar yükselen kardeşlerimiz var.

Azmi, disiplini, kabiliyeti ve hedefi olan herkese Türk Silahlı Kuvvetlerimizin tüm kademelerinin kapıları sonuna kadar açıktır. Subaylarımız, astsubaylarımız ve giderek sayıları artan uzman personel yapısı ile Türk Silahlı Kuvvetlerimiz bölgesinin ve dünyanın en güçlü ordularının başında gelme konumunu sürekli tahkim ediyor. Üstelik bu yeni bir durum da değildir. Türk Silahlı Kuvvetleri dünyanın en köklü ordusudur. Kara Kuvvetleri Komutanlığımızın kuruluşunun 2227. kuruluş yıldönümünü kutluyoruz. Ordumuzda halen kullanılan tümen, binbaşı, yüzbaşı, onbaşı gibi kavramlar kuruluş döneminde ihdas edilmiş ve kesintisiz bir şekilde günümüze kadar gelmiştir.

Cumhurbaşkanlığı forsumuzda temsil edilen devletlerimizin en önemli özellikleri gerçekten çok sağlam bir ordu düzenine sahip olmalarıdır. Sayıca çokluktan ziyade eğitimi, düzeni, teçhizatı ve cesareri ile öne çıkan bu ordular kendilerinden kat be kat fazla düşmanları hep yenilgiye uğratmışlardır. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri de geçtiğimiz hafda 947. yıldönümüne ulaştığımız Malazgirt Zaferi'dir. Selçuklu gibi, Osmanlı da giriştiği büyük savaşlarda hep kendinden çok kalabalık ordulara karşı mücadele etmiş ve zafere ulaşmıştır. Esasen milletimizin tamamı ezanı, bayrağı, vatanı, devleti tehlikeye düştüğünde cesaretle mücadeleye atılmaktan çekinmeyecek karakterdedir.

15 Temmuz gecesi darbecilerin karşısına dikilen 15 yaşındaki daha bıyıkları terlememiş delikanlıdan 75 yaşındaki aksakallı ihtiyara kadar tek yürek olan milletimiz bu gerçeği bir kez daha teyit etmiştir.



"Bu ordu tarihe sığmayacak kahramanlıkların sahibi bir ordudur"

Mehmet Akif Ersoy, Çanakkale şehitlerine ithaf ettiği şiirinde bizim mehmetçiğimizin kahramanlığını ne güzel anlatıyor; Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i... Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi. Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? "Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın." Evet, bu ordu tarihe sığmayacak kahramanlıkların sahibi bir ordudur. Sizler bugün milletimizin peygamber ocağı diyerek gönlündeki yerini ifade ettiği işte böylesine şerefli bir kurumun kapısından ilk adımınızı atıyorsunuz.

Unutmayınız, giydiğiniz üniformanın onuru sizin en büyük mükafatınızdır. Vatan savunması yolunda geçirdiğiniz her an altın kıymetindedir. Hele bu yolda nasibinizde varsa sahip olacağınız gazilik veya şehitlik ünvanlarının anlamını hiçbir maddi değerle tarif edebilmek mümkün değildir.

Astsubaylarımızın ailelerine ülkemize ve milletimize böylesine arslan yürekli kahramanlar yetiştirdikleri için teşekkür ediyorum. Üniversitemizin ve yüksekokulumuzun tüm eğitim öğretim kadrosuna da astsubaylarımızı göreve hazırlama sürecindeki emekleri için şükranlarımı sunuyorum.

"Ülke ve millet olarak tercihlerimizden hiçbir zaman pişman değiliz"

Milletlerin tarihlerinde dönüm noktaları vardır. Bizim tarihimizde de kimini sevinçle yad ettiğimiz kimini hüzünle hatırladığımız pek çok dönüm noktamız bulunuyor. Son yıllarda yaşadığımız hadiseleri milletimiz bakımından böyle bir dönüm noktası olarak görüyorum. Bölgemizle birlikte ülkemizi de kendi senaryolarına göre biçimlendirmeye çalışanların karşısına kendi irademizle kendi hedeflerimizle çıkma kararını verdiğimiz andan itibaren zorlu bir mücadelenin içine düştük. Ülke ve millet olarak tercihimizden asla pişman değiliz. Tam tersine bugün hepbirlikte başı dik, alnı açık bir şekilde geleceğimize umutla bakabiliyor olmamızı işte bu durumumuza borçluyuz.

Her tercih gibi bununda bir bedeli vardır. Bu bedeli kimi zaman terör örgütlerine karşı yürüttüğümüz mücadelede vermiş olduğumuz şehitlerle, gazilerle ödüyoruz. Bu bedeli kimi zaman uluslararası alanda eşi benzeri görülmemiş çifte standartlara maruz kalarak ayrımcılığa, haksızlığa uğrayarak ödüyoruz. Bu bedeli kimi zaman işte son günlerde olduğu gibi ekonomik faturalarla ödüyoruz. Elini vicdanına koyan herkes şu gerçeği kabul edecektir. Türkiye'nin ne sınırları içerisinde ne de dışında maruz kaldığı terör saldırılarını ne uluslararası alanda karşılaştığı riyakarlığı ne de ekonomide oturtulmaya çalışıldığı kriz görüntüsünü hak edecek bir sorunu bulunmuyor.

Mesela terörle mücadele konusunda bizden istenen nedir? Suriye ve Irak'tan DEAŞ'ından PKK'sına kadar tüm terör örgütleri ülkemizi taciz etsin ama biz elimiz kolumuz bağlı oturalım öyle mi? Üstelik bu pek çoğunun yalan yanlış olduğu daha sonra ortaya çıkan istihbarat bilgilerine dayanarak kendi topraklarından binlerce kilometre ötede devasa operasyonlar yapanların talebi. Kaldı ki bunlarla stratejik ortaklığımız da var. Terörle mücadele herkese hak görülüyor ama konu Türkiye olunca birden işin rengi değişiyor.

"Bize parasıyla satmadıkları silahları teröristlere bedava verdiler"

Halbuki biz uzun yıllardır Kuzey Irak'dan bir süredir Suriye'den ülkemize yapılan saldırılar karşısında adeta yalnız bırakılmış bir ülkeyiz. Suriye'den Kilis, Gaziantep, Reyhanlı ve Kırıkhan'a 127 roket, top ve havan saldırısı yapılır 7 vatandaşımız hayatını kaybeder 125 vatandaşımız yaralanırken bunlar ne yapıyordu biliyor musunuz? Ülkemize daha önce konuşlandırılmış hava savunma sistemlerini hemen geri çekiyorlardı. Sadece bununla kalınmadı kendimizi koruyabilmek için ihtiyacımız olan füze savunma sistemleri ve diğer yüksek teknolojiye dayalı silahlar ekipmanlar olmadık bahanelerle bize verilmedi. Hatta bize parasıyla satmadıkları silahları götürüp terör örgütlerine bedava verdiler.

"S-400 anlaşması bitmiştir en kısa zamanda alacağız"

Topraklarımızı korumak ve milletimiz can mal güvenliğini sağlamak için alternatif arayışına girdiğimizde hemen karşımıza dikilip sakın ha diyorlar. Bizim bu tür dayatmaları kabul etmemiz mümkün değildir. Türkiye'nin S-400'lere ihtiyacı var ve bunun da anlaşması bitmiştir. İnşallah en kısa zamanda alacağız.

"120 F-35 savaş uçağının bize verilmesi gerekiyor"

Türkiye'nin zaten proje ortağı olduğu F-35'lere de ihtiyacı var. Kendi milli uçaklarına veya bir başka ülkeyle geliştireceği uçaklara da ihtiyacı bulunuyor. Verirler vermezler onu bilemem. Verdikleri takdirde anlaşmaya uyduklarının bir ispatıdır. Şu ana kadar biz ortaklığımızın gereği 900 milyon dolar ödeme yaptık. Taksitler geldikçe ödüyoruz. 120 F-35 anlaşmamızda bize verilmesi gerekiyor. Verilir veya verilmez artık dünya tek ülkeden ibaret değil. Bunların çok alternatifleri var. Orası vermezse bir başka yerden biz bunları temin ederiz. Veya üretiriz insansız hava araçlarını vermediler şimdi biz üretiyoruz. Silahlı insansız hava araçlarını vermediler şimdi biz üretiyoruz.

İşte bu teröristleri bunlarla vuruyoruz. Etkisiz hale getiriyoruz. Kötü komşu bizi de ev sahibi yaptı.

Türkiye'nin Avrupa ve ABD ile olan müttefiklik, ortaklık ilişkilerinin olduğu kadar diğer ülkelerle tesis edeceği işbirliklerine de ihtiyacı vardır. Bizi tek taraflı ilişkiye zorlayanların kendilerinin gizli veya açık dünyanın dört bir yanında ne tür faaliyetler içerisinde olduklarını gayet iyi biliyoruz. Bugüne kadar ikili veya çok taraflı ilişkilerimizin hiçbirinde sözümüzü tutmazlık etmedik. Kimseye riyakarlık yapmadık. Ama bize hepsi yapıldı. Eğer bir güvenilirlik testi yapılacaksa bu testten alnının akıyla çıkacak tek taraf Türkiye'dir.

Hem Avrupa hem de Amerika bu konuda defalarca sınıfta kalmıştır. Biz buna rağmen yükümlülüklerimize, sözlerimize, ahidlerimize bağlı kalmayı sürdürdük. Amerika'nın sadece Suriye konusunda bize verip yerine getirmediği sözleri burada saymaya kalksam kimsenin yüzümüze bakacak hali kalmaz. Ülkemizle ilgili olarak Amerika'da açılan davaların verilen mahkumiyet kararlarının örneği bir başka ülkede yok. İzmir'de tamamen hukuk içinde yürüyen bir davayı bahane ederek Türkiye'yi askeri ve ekonomik alanda çökertmeye gayretler girilmesini hiçbir mantıkla izah etmek mümkün değildir.

Aynı şekilde Avrupa Birliği'nin tam üyelik müzakerelerinde sıra bize geldiğinde o çok övündüğü kriterlerini nasıl fırıldak gibi döndürdüğünü en iyi kendileri biliyor. Ülkemizin ne ekonomisiyle ne demokrasisiyle mükayese dahi edilemeyecek devletleri çok kısa süre içerisinde tam üye yapanlar Türkiye'yi dışlamak için adeta kendilerini inkar etmekten çekinmiyor.

"Döviz kurundaki istikrarsızlık ülkemize yönelik bir operasyondur"

Ekonomi konusunda yaşananları bunlardan bağımsız görmüyoruz. Türkiye'de döviz kurunun böylesine yüksek rakamlara çıkartılmasının gerisindekileri görmek için allemi olmaya gerek yok. Herşey ortadadır biz ekonomideki artılarımızın da eksilerimizin de gayet iyi farkındayız. Buradan bir kez daha söylüyorum. Döviz kurundaki istikrarsızlık ülkemize yönelik bir operasyondur. Terör örgütleriyle içimizdeki ihanet çeteleri vasıtasıyla yapamadıklarını döviz kurunu döviz kurşunu haline getirdikleri ekonomi silahı ile gerçekleştirmek istiyorlar. Allah'ın izni ve milletimizin dirayeti ile nice oyunları bozan nice senaryoları yırtıp atan nice ihanetleri tepeleyen Türkiye bu saldırının da üstesinden gelecektir.
Güncelleme Tarihi: 31 Ağustos 2018, 12:45
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER