GİBTU’da Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi ve Sonuç Bildirgesi

GİBTU’da Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi coşkuyla yapıldı.

Abone Ol

Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nde (GİBTU), bu yıl 9. su olarak düzenlendi. Yaratılış konusunda bilim adamları hem Türkiye’de hem de İslam dünyasında önemli bir ilmi geleneği sürdürdü. 2 gün boyunca 130’a yakın bilim insanının sunduğu bildiriler yalnızca bilimsel bir tartışma zemini oluşturmakla kalmadı; aynı zamanda modern çağın bilgi kargaşası içinde hakikati arayan insanlığa güçlü bir yol gösterdi.

Bu kongre, Türkiye’nin farklı üniversitelerinden, farklı disiplinlerde çalışan akademisyenleri bir araya getirerek; fen bilimlerinden sosyal bilimlere, yapay zekâdan eğitim müfredatına kadar geniş bir alanda yaratılış merkezli bilimsel çalışmaların güçlü bir zemine oturduğunu gösterdi. Akademik dünyanın en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri olan “hakikate bağlı ilim üretme” zihniyeti, bu kongre ile çok daha görünür hâle geldi.

Bilimi ideolojiden kurtaran bir duruş
Uzun yıllardır özellikle Batı merkezli bilim anlayışı, bilimi kendi ideolojik kalıplarına hapsetti. Bilimin yalnızca materyalist bir zeminde üretilebileceğini, din ile bilimin birbirinden tamamen ayrı dünyalar olduğu fikrini topluma empoze etmeye çalıştılar. Bilimsel verilerle desteklenmeyen fakat “bilimsel gerçek” gibi sunulan birçok iddia, özellikle genç kuşakların zihin dünyasında ciddi tahribatlar oluşturdu.

Özellikle evrim teorisi, yüz yılı aşkın bir süredir bilimsel bir gerçekmiş gibi dayatıldı. Oysa konuya derinlemesine bakıldığında bu teorinin ne laboratuvar deneyleriyle doğrulanabildiği ne de canlılık tarihiyle ilgili ortaya atılan iddiaların somut bir karşılığı olduğu görülmektedir. Topluma “Evrim bilimin temelidir” denilerek bir hipotez, bilimsel bir zorunluluk gibi sunuldu.

İşte Yaratılış Kongreleri, tam da bu noktada bilimin ideolojik prangalardan kurtulması için büyük bir fırsat sunuyor. Çünkü burada sunulan bildiriler yalnızca inanca dayanmıyor; deney, gözlem, mantık ve matematik gibi bilimin tüm araçlarını kullanarak mana-i harfi ile yaratılışın hakikatini ortaya koyuyor.

Bilimsel verilerle ispatlanan yaratılış hakikati
Kongrede sunulan çalışmalar; beynin vazifesinden galaksilerin düzenine, DNA’nın kompleks yapısından canlı türleri arasındaki mükemmel uyuma kadar her şeyin kusursuz bir düzen içinde yaratıldığını gösteriyor. Kur’an tabiriyle her şeyin bir düzen ve ölçü içinde yaratıldığını dile getiriyor.

Bugün bilim açıkça şunu söylüyor:

Kâinat tesadüfle açıklanamayacak kadar düzenlidir.
DNA rastlantının eseri olamayacak kadar komplekstir.
Canlılık matematiksel bir planın izlerini taşımaktadır.
Doğa yasaları bir yaratıcının varlığını işaret etmektedir.
Sanat sanatkarın delilidir.
Din ile bilim ayrık değil birliktedir.

Kongrede dile getirilen bir diğer önemli mesele ise hayatın kendiliğinden ortaya çıkamayacağıdır. Bir hücrenin sadece bir proteini bile üretebilmesi için yüzlerce aşamalı bir proses gerekir. Bu gerçek, canlılığın başlangıcının “tesadüf” kelimesiyle izah edilemeyeceğini bir kez daha ortaya koydu.

Tıpkı bir harfin katipsiz, bir filmin senaryosuz, bir binanın ustasız olmayacağı gibi; bu muazzam kâinatın da sahipsiz olması mümkün değildir. Kongrede sunulan araştırmalar, bu hakikati bilimsel yöntemlerle destekleyerek insanın yaratıcıyla bağını koparmaya çalışan anlayışlara güçlü bir cevap niteliği taşımaktadır.

Medeniyetimizin ilme bakışı yeniden anlam buluyor
Kongrenin bir diğer önemi ise medeniyet değerlerimizle bilimsel düşünceyi yeniden buluşturmasıdır. İslam medeniyeti tarih boyunca ilmi, ahlakı ve hikmeti bir arada yürütmüş bir medeniyettir. Kur’an’ın ilk emri olan “Oku”, Müslümanlara tarihin en büyük bilim atılımını yaptırmıştır. Bugün yapılan bu kongreler, o ilmi geleneğin yeniden canlanması adına büyük bir adımdır.

Gaziantep halkının, öğrencilerin ve sivil toplum kuruluşlarının yoğun katılımı, toplumun bu hakikati öğrenmeye ne kadar açık olduğunu göstermiştir. Salonların dolup taşması, gençlerin aktif katılım göstermesi ve bilim insanlarının özveriyle çalışmaları; geleceğe dair umutlarımızı pekiştirmiştir.

Toplumsal karşılık bulan bilimsel bir hareket
Yaratılış Kongreleri artık yalnızca akademik bir çalışma olmanın ötesine geçmiştir. Bu kongreler, bir toplumsal bilinç oluşturmakta, manevi değerlerle bilimsel doğruları buluşturan güçlü bir bilinç dalgası oluşturmaktadır. Sözde bilim adına dini yok sayan veya dini gerilik gibi gösteren anlayışlara en güçlü cevap bu bilimsel buluşmalardır.

Çünkü bu kongreler, dine teslim olmayan bilimin değil; bilime hak ettiği değeri veren bir din anlayışının ürünü olduğunu apaçık ortaya koymaktadır.

Kongrenin sonunda yayımlanan sonuç bildirisi, bundan sonraki akademik çalışmalar için de bir yol haritası niteliği taşıyacaktır. Yeni bilimsel projelerden üniversiteler arası iş birliklerine kadar birçok önemli başlık bu bildiride yer aldı.

Hakikat yerini buluyor
GİBTU’da gerçekleştirilen 9. Yaratılış Kongresi, bugün bilimin geldiği noktada “hakikat” ile “bilim”in birbirine düşman olmadığını; aksine birbirini tamamlayan iki büyük hakikat kapısı olduğunu bir kez daha göstermiştir. Modern çağın kirli propagandaları, gençlerin zihnini bulandıran ideolojik yaklaşımlar ve bilimi tekeline almaya çalışan çevreler karşısında bu kongre, hakikatin sesini yükseltmiştir.

Bu kongre, ilmin izzetini, hakikatin berraklığını, yaratılışın muhteşem düzenini
gözler önüne seren bir program olarak tamamlanmıştır.

Bilim adamlarımızın emeği, üniversitelerin desteği ve toplumun ilgisiyle; hakikat yeniden yükseliyor, ilim yeniden asli mecrasına dönüyor. Bilim, ideolojiden kopup hakikati kuşanıyor.

Yaratılış Kongreleri yalnızca bugünün değil, geleceğin de büyük bir bilim ve hikmet yürüyüşü olacaktır.

IX. ULUSLARARASI BİLİMLER IŞIĞINDA YARATILIŞ KONGRESİ

“Kur’an Kâinatı Okuyor”

SONUÇ BİLDİRGESİ
Gaziantep, 20–21 Kasım 2025

Bilimler Işığında Yaratılış Derneği koordinasyonunda, Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ve Şahinbey Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen IX. Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi, Türkiye’nin dört bir yanından ve yurt dışından katılan 51 üniversiteden 150 bilim insanını bir araya getirmiştir.

Fen bilimlerinden sosyal bilimlere, tıptan mühendisliğe, psikolojiden ilahiyata kadar geniş bir yelpazede yürütülen oturumlar, insan ve kâinatın anlamını bütüncül manada yeniden detaylarıyla düşünmek açısından güçlü bir zemin oluşturmuştur. Kongrede sunulan tebliğler, Kur’an’ın kâinata anlam kazandıran mesajları ile bilimlerin ortaya koyduğu düzen, ölçü, oran, matematik, yasalar arasında hayrete düşürecek düzeyde son derece uyumlu bir ahengin bulunduğunu göstermiştir.

Kâinatın işleyişini inceleyen bilimler ile kâinatın sırlarını okuyan ve bildiren vahyin aynı hakikatin iki yüzü olduğunu ortaya koyan bu kongrede, aşağıdaki sonuç bildirgesi kamuoyu ile paylaşılmıştır:

1.Kâinat, tesadüf ve gelişigüzelliğin değil; sonsuz bir ilim, irade ve kudretin ürünüdür

Genetik, embriyoloji, kozmoloji, kimya, biyokimya, istatistik, fizik ve sosyal bilimler gibi farklı disiplinlere ait oturumlarda sunulan bulgularla; canlı ve cansız bütün varlıkların büyük bir ölçülülük, hikmet ve ince ayar içerisinde yaratıldığı ve dolayısıyla bütün bunların tesadüfle açıklanamayacağı anlaşılmıştır.

2. Yaratılış, bütün varlıkları kapsayan evrensel bir ilkedir

Bir hücrenin iç düzeninden yıldızların hareketine, bitki birliklerinden insan ruhunun derinliklerine kadar her alanda gözlenen sistematik yapı; kâinatın başıboş olmadığını ve yaratılışın her an devam eden kesintisiz bir faaliyet olduğunu göstermektedir.

3.Bilim, varlığın nasıl işlediğini; vahiy, varlığın neden var olduğunu açıklar

Kongre boyunca bilimsel yöntemlerin, gözleme dayalı araştırmaların ve disiplinler arası analizlerin ortaya koyduğu “nasıllar”, Kur’an’ın sunduğu “niçinlerle” bütünleştiğinde, insanın yerini ve sorumluluğunu anlaması mümkün hâle gelmektedir. Anlamı dışlayan bilim, amacını kaybeder.

4.Evrim tartışmalarında kavram karmaşası giderilmeli, kavramlar gerçek manalarıyla kullanılmalıdır

Birçok tâbir evrim yerine kullanılmaktadır. Oysaki bunların gerçek manaları aşağıdaki gibidir:

Tekamül, bütün canlıların embriyodan itibaren hayatları boyunca geçirdiği değişimlerin tamamıdır.

Tahavvül, hidrojen ve oksijenin bir araya gelerek su teşkil etmesi gibi elementlerin veya moleküllerin fiziksel veya kimyasal olarak bir halden başka bir hale geçmesidir.

Varyasyon, varyete, ırk ve varyant gibi canlılardaki tür altı gruplarda görülen değişimlerdir.

Evrim olarak ifade edilen bu ve bunlar gibi birçok kavram esasında birer kanundur. Evrim yerine kullanılamaz. Evolüsyon karşılığı olarak kullanılan evrim ise bir canlı türünden bir başka türün meydana geldiğini iddia eden bir görüştür. Milattan önce 650 yılında insanın balıktan meydana geldiğini iddia eden Anaximander’den beri yaklaşık 2600 yıldır bu görüşü ispatlayan herhangi bir bilimsel delil ortaya konulamamıştır. Kongrede, değişimin bir kanun olmakla birlikte evrende sınırsız değişimin olmadığı ifade edilmistir. Canlıların tür altı gruplarında farklı çevrelere uyum sağlamaları için onlara verilmiş olan ve varyasyon denilen sınırlı bir değişim esnekliği bulunduğu belirtilmiştir. Fakat bunun evrim görüşünün ana omurgasını oluşturan türlerin değiştiği iddiasını destekleyen bir değişim olmadığı vurgulanmıştır.

5.Kâinat madde ile sınırlı olmayan estetik bir bütünlük taşımaktadır

İstatistikten optiğe, biyomekanikten kuantuma kadar sunulan çalışmalar; ölçü, oran, düzen ve hesap kavramlarının kâinatta sadece işlevsel değil, aynı zamanda estetik bir bütünlük taşıdığını göstermiştir. Bu estetik ve işlev birlikteliği, kâinatın salt madde olmadığını açık bir şekilde ilan etmektedir.

6.İnsan biyolojisinin, bilincinin ve ruh dünyasının açıklanamaz derinliği, yaratılışın en güçlü delillerindendir

Embriyonik gelişim, bağışıklık sistemi, protein sentezi, beyin fonksiyonları, davranış bilimleri ve ruh sağlığı alanlarındaki bildiriler; insanın sıradan bir canlı değil, kâinatın anlamını okuyabilen eşsiz varlık olduğunu vurgulamıştır. İnsanı insan yapan özellikler, kör mekanizmalara sığdırılamaz.

7.Eğitim sisteminde yaratılış odaklı bütüncül bilim dili zorunlu hâle gelmiştir

Kongrede sunulan müfredat analizleri; seküler bilim dilinin gençlerde anlam boşluğu oluşturduğunu, Kur’an’ın kâinatı okuyan yaklaşımıyla desteklenen bütüncül bilim dilinin ise öğrencilere hem entelektüel yön hem de ruhî denge kazandırdığını ortaya koymuştur. Yeni eğitim modelleri; “anlam, amaç ve değer” eksenine oturtulmalıdır.

8.Yaratılış bilinci, bilimsel üretimin ve insanlığın geleceği için bir yön pusulasıdır

Kâinata bakan gözün ufku genişledikçe, hakikatin tablosu daha belirgin hâle gelmektedir. Kâinat bir kitap, Kur’an o kitabın anlamıdır. Bilim ise bu iki metni birlikte okuması gereken bir akıl yolcusudur.

Bu kongre, disiplinler arası iş birliğinin daha güçlü biçimde devam ettirilmesini, yeni araştırma projelerinin başlatılmasını, ulusal ve uluslararası düzeyde paneller ve çalıştaylar düzenlenmesini ve Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi’nin her yıl tekrarlanmasını oy birliğiyle tavsiye eder.

Prof.Dr.Osman BİLGİN

IX. Uluslararası Bilimler Işığında Yaratılış Kongresi

Düzenleme Kurulu adına

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }