Gönül engelini aşmadan medeniyet olmaz

Abone Ol

3 Aralık Dünya Engelliler Günü'ne bir gün kala, zihinlerde ve kalplerde kalıcı farkındalık yaratmak hepimizin sorumluluğudur. Unutmayalım ki, engelli olmak bir kusur değil, imtihandır; ama vicdansızlık gerçek engeldir! Kaldırıma park eden her araç, rampayı kapatan her eşya, aslında kalbimizin kör noktasını gösterir.

İmtihanımız ve Mükellefiyetimiz

Değerli Kardeşlerim,

İnsanoğlu, dünyaya nasıl geleceğine, hangi bedende, hangi sağlıkta doğacağına kendisi karar vermez. Biz, bizi Yaradan’ın takdiriyle bu dünyaya adım atarız. Kiminin zekâsı farklı biçimde gelişir, kiminin bedeni eksik olur; kimimiz sağlıklı, kimimiz bir imtihanla doğarız.

Ama unutmamak gerekir ki, her insan bir yönüyle engellidir; her kul bir yönüyle sınavdadır.

Ve işte tam da bu yüzden, “özel gereksinimli” dediğimiz kardeşlerimizi kendi hâline bırakmak, onları “öteki” görmek büyük bir vefasızlıktır. Çünkü Allah, güçlü olana güçsüzü koruma sorumluluğu vermiştir.

Bir anne engelli bir çocuğa sahipse, bir abi özel bir kardeşi varsa ya da bir komşu yanında tekerlekli sandalyeyle yürüyen birini görüyorsa; herkesin birbirine sahip çıkmak gibi bir mükellefiyeti vardır. İnsan, ancak başkasının acısına dokunabildiği ölçüde insandır.

Zincirler Kırıldı, Umut Kapıları Açıldı

Bir zamanlar bu ülkede anneler, çaresizlik içinde evlatlarını evlerinde zincirlemek zorunda kalıyordu. Bu cümle acı ama gerçekti.

Ama çok şükür o günler geride kaldı. Çünkü Türkiye son 25 yılda sadece yollar, köprüler değil; gönüller, kaderler de inşa etti.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği döneminde engelli bireylere yönelik hizmetler bir devlet politikası hâline geldi.

Bir zamanlar devletin elinde yalnızca 300 civarında özel eğitim okulu vardı. Bugün bu sayı 2.000’i aştı. Artık bu okullar dört duvardan ibaret değil; rampasından sınıf düzenine, tuvaletinden oyun alanına kadar özel gereksinimli çocuklarımızın ihtiyaçlarına göre planlanmış huzur yuvaları hâline geldi.

Yerel Yönetimlerin Gönül Yatırımı

Bu alanda yerel yönetimlerin katkısını da unutmamak gerek. Özellikle rahmetli Kadir Topbaş döneminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi öncü bir rol üstlendi. Engelli kardeşlerimize yönelik rehabilitasyon merkezleri, özel spor alanları, sanat atölyeleri kuruldu.

Ancak üzülerek söylemek gerekirse, mevcut yönetim bu alanda da sınıfta kalmış durumda. Oysa hizmetin en değerlisi, gönülden gelenidir. Bu işin tabelası değil, duası kıymetlidir.

OKULDA GÖRDÜĞÜM UMUT

Ümraniye Belediye Başkanımız Sayın İsmet Yıldırım Bey'in Danışmanı sıfatıyla başkanımızın selamlarını iletmek ve müdürlerimizle sohbet etmek üzere ilçemizdeki okullarımızı ziyaret ediyorum. Bu ziyaretlerimin birinde Özel gereksinimli çocuklarımıza eğitim veren okul müdürümüzü ziyaretim esnasında, gördüğüm manzara beni derinden etkiledi.

Kırk yılı aşkın süredir eğitim alanında çalışan bir okul müdürümüzle tanıştım. Yüzündeki huzur, gözlerindeki sevgi ve anlattıklarındaki inanç beni derinden etkiledi. O okulda sadece öğrenciler değil; anneler, babalar, öğretmenler de yeniden nefes alıyordu.

Bugün o çocuklarımız özel servislerle, hostesler eşliğinde evlerinden alınarak güven içinde okullarına taşınıyor. Öğlen yemeklerinden, özel ihtiyaçlarına kadar devletimiz tarafından karşılanıyor. Anne-babanın içi rahat, çocuğun yüzü aydınlık… İşte devletin merhamet eli tam da burada kendini gösteriyor.

Sosyal Hayatta Gizli Engeller: Empati Yoksunluğu

Kardeşlerim, sadece devletin değil, bizim de yapmamız gereken çok şey var.

Ne yazık ki bazen farkında olmadan engelli kardeşlerimizin hayatını zorlaştırıyoruz. Kaldırıma araç park ediyoruz, bebek arabası ya da tekerlekli sandalye geçemiyor. Asansörleri işgal ediyoruz, engelli rampalarının önüne eşya koyuyoruz. Kimi zaman da gözümüzle değil, önyargımızla bakıyoruz.

Oysa engellilik bir kusur değil, bir kaderdir. Ama empati yoksunluğu, işte o gerçek bir engeldir!

Birlikte Yaşamanın Medeniyeti

Engelli olmak bir eksiklik değil, farklı bir yaratılıştır. Asıl eksiklik, bu farklılığı anlamayan gönüllerdedir. Devletin desteği, yerel yönetimlerin gayreti, toplumun vicdanı bir araya gelmedikçe bu çocuklarımız tam anlamıyla özgür olamaz.

Unutmayalım:

Bir ülkenin gücü tankıyla, topuyla değil; en zayıfına nasıl davrandığıyla ölçülür. Hepimiz bu özel yüreklerin emaneti altındayız. Onlara sahip çıkmak sadece bir sorumluluk değil, insan olmanın şerefidir.

Selam ve dualarımla,

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }