Son yıllarda boşanma oranlarının hızla artması, toplum olarak evlilik anlayışımızı yeniden gözden geçirmemizi zorunlu hâle getirdi. Bugün gençlerin önemli bir kısmı evliliği daha çok duygusal çekim, fiziksel beğeni ve romantik hisler üzerine inşa etmektedir. Elektrik almak veya almamak… Oysa uzun ömürlü ve huzurlu bir aile hayatı, yalnızca duygular üzerine kurulabilecek kadar basit değildir.
Evlilik, sadece iki bedenin değil; aynı zamanda iki şahsiyetin, iki ailenin, iki hayat anlayışının birleşmesidir. Bu nedenle evlilikte asıl belirleyici olan, aşk odaklı geçici heyecanlar değil; kalıcı uyum ve denkliktir.
Aşk Tek Başına Evliliği Taşımaz
Günümüzde "aşk evliliği" denildiğinde çoğu zaman kişinin karşı tarafın güzelliğine, cazibesine, etkileyici konuşmasına, ilgisine veya romantik tavırlarına kapılarak verdiği karar anlaşılmaktadır. İlk bakışta bunlar evlilik için güçlü sebepler gibi görünse de gerçekte bunların önemli bir kısmı zamana bağlı olarak değişebilen özelliklerdir.
İnsan, gençlik yıllarında fiziksel güzellikten, hoş sözlerden ve romantik ilgiden etkilenebilir. Ancak yıllar geçtikçe beden değişir, güzellik yaş alır, yüz kırışır, heyecanlar azalır ve günlük hayatın sorumlulukları romantizmin önüne geçmeye başlar.
Eğer evlilik sadece bu geçici unsurlar üzerine kurulmuşsa, ilk yıllardaki güçlü duygular zamanla zayıflayabilir. Duyguların zayıflaması ise beraberinde hayal kırıklığını, çatışmaları ve bazı evliliklerde boşanmayı getirebilmektedir.
Elbette sevgi ve muhabbet evliliğin vazgeçilmezidir. Ancak sevginin sağlam bir zeminde yaşayabilmesi için onu taşıyacak karakter, ahlak, değer birlikteliği ve denklik gibi güçlü sütunlara ihtiyaç vardır.
Görücü Usulü Neden Daha Kalıcı Olabiliyor?
Toplumumuzda uzun yıllar uygulanagelen görücü usulü evlilik, maalesef zamanla yanlış tanıtılmış ve çoğu zaman "zorla evlendirme" ile aynı anlamda gösterilmiştir. Oysa gerçek anlamdaki görücü usulü bunun tam tersidir. Tanış, uyuş, evlen ya da tanış, ayrış, evlenme…
Görücü usulünde esas olan, iki tarafı tanıyan güvenilir kişilerin, birbirine uygun olduğunu düşündükleri iki insanı tanıştırmalarıdır. Burada amaç kimseyi zorlamak değil; birbirine denk olabilecek iki insanın tanışmasına vesile olmaktır.
Çoğu zaman tavsiye eden kişi her iki aileyi de bilir. Ahlaklarını, karakterlerini, aile yapılarını, hayata bakışlarını ve yaşam tarzlarını az çok tanımaktadır. Bu sebeple;
"Bu kız senin oğluna uygun olur."
"Bu kişiden sana iyi bir eş olabilir."
"Bu delikanlı senin kızına iyi bir eş olabilir." şeklindeki tavsiyeler rastgele değil, uzun yılların gözlemine dayanmaktadır.
İşte burada evliliğin en önemli kavramlarından biri olan denklik devreye girmektedir.
Evliliğin Temeli Denkliktir
Sağlam bir evlilik yalnızca birbirini beğenen iki insanla kurulmaz. Asıl mesele, hayatı birlikte sürdürebilecek iki insanın bir araya gelmesidir.
Denklik; yalnızca ekonomik durum ya da güzellik anlayışı değildir. Denklik;
- Karakter uyumu,
- Aile kültürü,
- Değer yargıları,
- Dini ve ahlaki hassasiyetler,
- Hayata bakış,
- İletişim biçimi,
- Sorumluluk anlayışı,
- Evlilikten beklentiler gibi birçok unsurun birbirine yakın olmasıdır.
Bir evlilikte bu alanlarda büyük uçurumlar varsa, ilk yıllardaki yoğun duygular zamanla bu farklılıkları örtmeye yetmeyebilir.
Buna karşılık denk insanların kurduğu yuvalarda sorunlar tamamen ortadan kalkmasa bile, problemlerin çözümü çok daha kolay olur.
Görücü Usulü Zorla Evlilik Değildir
Toplumda en büyük yanlışlardan biri de görücü usulünü zorla evlilik olarak görmektir ya da öyle göstermektir.
Oysa gerçek anlamdaki görücü usulünde zorlamanın yeri yoktur.
İki tarafı tanıyan insanlar sadece tanışmaya vesile olurlar. Son kararı ise evlenecek olan kadın ve erkek verir. Taraflar birbirlerini görür, konuşur, değerlendirir ve gönül rızasıyla "evet" derlerse evlilik gerçekleşir.
Dolayısıyla görücü usulünün özü zorbalık değil; güvenilir referansla tanışma ve bilinçli karar vermedir.
Modern Dünyanın En Büyük Yanılgılarından Biri
Modern kültür uzun yıllardır gençlere, "Yeter ki âşık olun, gerisi kendiliğinden gelir." düşüncesini telkin etmektedir.
Fakat hayat bunun böyle olmadığını defalarca göstermektedir.
Aşk evliliği yapmak elbette yanlış değildir. Ancak evliliği yalnızca aşk üzerine kurmak ciddi bir risktir.
Çünkü aşk evliliğin başlangıcı olabilir; fakat evliliği ayakta tutan şey karakterdir, denkliktir.
Romantizm başlangıçtır.
Sadakat devamlılıktır.
Heyecan ilk adımdır.
Sorumluluk ise ömrün tamamını taşır.
Boşanmaların Artışında Denklik İhmali Faktörü
Bugün boşanmaların önemli bir kısmında eşlerin birbirini yeterince tanımadan, sadece duygusal yoğunlukla evlilik kararı verdiği görülmektedir.
Karakter uyumu, aile yapısı, değerler, sorumluluk anlayışı ve hayat hedefleri geri planda kaldığında, evlilik zamanla ağır yük hâline gelebilmektedir.
Bu nedenle toplum olarak yeniden denklik kavramını merkeze alan bir evlilik anlayışını konuşmamız gerekmektedir.
Hasılıkelam; Huzurlu aileler tesadüfen aşk üzerine kurulmaz. Sağlam aileler, doğru tercihlerin üzerine inşa edilir.
Evlilikte sevgi elbette gereklidir. Ancak sevgi tek başına yeterli değildir. Sevgiyi yaşatacak olan; ahlak, karakter, sorumluluk, ortak değerler ve denkliktir.
Gerçek anlamdaki görücü usulü evlilik de tam olarak bu noktada önemli bir işlev görmektedir. İki insanı zorla evlendirmek için değil; birbirine uygun iki insanın tanışmasına vesile olmak için vardır.
Belki de bugün yeniden konuşmamız gereken mesele, aşkı küçümsemek değil; aşkın yanında denklik, uyum ve aile referansını yeniden evliliğin merkezine koyabilmektir.
Çünkü uzun ömürlü evlilikleri ayakta tutan yalnızca duygular değil; ortak değerler, karşılıklı sorumluluk bilinci ve birbirine denk iki insanın aynı yolda yürüyebilmesidir.
Görücü usulü ile yapılan evlilikte denklik varsa sevgi gönüllerde hayat bulur...
Uzm. Adnan Kalkan
Psikoloji Bilimi Uzmanı
Aile Danışmanı