Günah değil, günaha bakış değişti!

Abone Ol

Onlar günah işledi ama utandı. Biz günah işliyoruz, anlatıyoruz ve en acısı da kendimize kılıf uyduruyoruz.

Değerli kardeşlerim,

Bugün modern dünyanın hengamesinde, beton yığınlarının arasında ruhu daralan, ekranların ışıltısında hakikati kaybeden bizlerin sıkça sığındığı bir liman var. “Asr-ı Saadet bambaşka bir dönemdi” diyoruz. Bu cümleyi söylerken aslında kendi eksikliğimizi ve irade zayıflığımızı o mübarek devrin ulaşılamazlığına kurban ediyoruz. Sanki o dönemde gökten melekler inmişti de sokaklarda sadece onlar yürüyordu.

Hayır kardeşlerim, Asr-ı Saadet bambaşka bir dönemdi ama zannedildiği gibi insanların hiç günah işlemediği bir günahsızlar yurdu değildi. Orada da insan vardı. İnsanın olduğu her yerde ise nefis vardı, şeytan vardı ve dolayısıyla hata da vardı, günah da. Asr-ı Saadet’te de hata yapan, yanılan, ayağı kayıp tökezleyen oldu fakat o toplumu insanlık tarihinin zirvesine taşıyan şey günahsızlıkları değil, günah karşısındaki asil duruşlarıydı. Günah işleniyordu ama asla normalleşmiyordu. Günah, bir özgürlük alanı veya bir yaşam tarzı olarak değil, ruhta açılmış derin bir yara olarak görülüyordu.

Vicdanın Sızısı ve Modern Çağın

Savunma Mekanizması!

Hz. Peygamberimiz döneminde bir insan günah işlediğinde, o günah onun üzerine bir dağ gibi çökerdi. Kalbi sızlar, uykuları kaçardı çünkü onlar şu ilahi müjdeye gönülden iman etmişlerdi.

"De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O, çok bağışlayan, çok esirgeyendir." (Zümer, 53)

Bu ayet, o dönemin insanı için günahı meşrulaştırmak veya nasıl olsa affedilirim diyerek harama dalmak için bir ruhsat değil, düştüğü bataklıktan kurtulmak için uzatılan bir can simidiydi. Onlar o kapıya üzerlerindeki kirlerden arınmak için koştular. Biz ise bugün aynı ayeti günahımıza kılıf uydururken bir teselli ikramiyesi gibi kullanmaya kalkıyoruz. Bugün de aynı ayetler var, aynı din, aynı kitap, aynı hakikat var ancak biz başka bir şeyi, belki de en kıymetli hazinemizi kaybettik. Vicdanın o ince sızısını ve hayânın zarif örtüsünü.

Artık günah işleyen insanın derdi nasıl kurtulurum değil, nasıl savunurum oldu. Modern insan işlediği cürmü itiraf edip tövbe seccadesine kapanmak yerine, sosyolojik analizlerle veya zamanın ruhu gibi kavramlarla günahını ambalajlıyor. Kur’an bu zihniyet yapısını asırlar öncesinden bizlere şöyle haber veriyor.

"Onlar bir kötülük yaptıkları zaman: 'Babalarımızı bu yolda bulduk. Allah da bize bunu emretti' derler. De ki: Allah çirkinliği emretmez. Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?" (A’râf, 28)

Yani insan hatasını kabul edip acziyetini kuşanmak yerine o hataya bir atalar geleneği ya da ilahi bir kurgu süsü vermeye çalışıyor. Her türlü günahı işliyoruz sonrada, “Allah affeder” deyip işin içerisinden çıkıyoruz. Bugün yaşadığımız tam olarak budur. Günahın adını deneyim, haramın adını modernite, faizin adını ekonomik gereklilik, gıybetin adını ise analiz koyduk.

"Bana Sıra Gelmez" Avuntusu ve İman Kibri!

İşte tam bu noktada modern insanın kendine uydurduğu en tehlikeli kılıflardan biriyle karşılaşıyoruz. "Benim kalbim temiz" diyerek ibadeti terk etmeyi, "zaman değişti" diyerek haramı mubah görmeyi maharet sayıyoruz. Oysa kalbin temizliği sahibinin ameliyle ve Allah’a olan teslimiyetiyle ölçülür. Amelden ve takvadan kopuk bir kalp temizliği iddiası sadece nefsin kendini kandırma biçimidir.

Üstelik bu aldanışın bir başka boyutu daha var ki o da bir tür iman kibrine dönüşmüş durumda. Bazıları çıkıp diyor ki; bu kadar kâfirin, ateistin olduğu bir dünyada ben en azından Müslümanım ya, o kadar kalabalık varken cehennemde bana sıra mı gelir? Sanki ahiret sayı çokluğuyla pazarlık yapılacak bir meydanmış gibi davranıyoruz. Kendimizi başkalarının inkârıyla kıyaslayarak avutmak, uçuruma giden bir otobüste en arka koltukta oturduğu için güvende olduğunu sanan yolcunun gafletine benzer.

Unutulmamalıdır ki cehennemin sırası nüfus yoğunluğuna göre değil, kalbin ve amelin tartısına göre belirlenir. Allah katında kıymetimiz kimden daha iyi olduğumuzla değil, kime ne kadar kul olduğumuzla ölçülür. İnandım demek bir iddiadır, bu iddiayı ispat edecek olan ise o imanın izzetine yakışır bir hayattır.

Ölçü Kimin Elinde?

O gün ölçü belliydi. Allah ne diyorsa oydu. Saadet asrının insanı için bir meselede Allah ve Resulü hüküm vermişse artık o mesele kapanmıştır. Bugün ise ölçü sosyal medya beğenileri ve geçici trendler oldu. Bir yanlışı binlerce kişi yapınca o yanlış normal kabul ediliyor. Oysa hakikat parmak hesabıyla belirlenmez. Rabbimiz bu konuda bizleri sarsıcı bir şekilde uyarıyor.

"Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyarsan, seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar zandan başka yola tabi olmaz, yalandan başka söz de söylemezler." (En’âm, 116)

Kalabalıkların alkışı bir haramı helal yapmaz. Peygamber Efendimiz “Hayâ imandandır” buyurmuştur. Hayâ kaybolduğunda günah sadece bir teknik hata gibi algılanmaya başlar. Bir başka hadis-i şerifte ise; ümmetimin hepsi affedilir ancak günahını açıkça işleyenler müstesna buyurulur. Buradaki inceliğe dikkat edelim kardeşler, günah işleyen değil, günahı alenen yaşayan, onunla övünen ve onu topluma yayan uyarılıyor. Çünkü gizli kalan günah ferdidir ancak savunulan ve kılıf uydurulan günah toplumsal bir çürümeye dönüşür.

Kardeşlerim,

Asr-ı Saadet insanı günahsız değildi ama günahıyla barışık da değildi. Günah onların ruhunda bir yabancı cisim gibi dururdu ve bünye onu dışarı atmak için tövbe ile çırpınırdı. Bizim ruhumuzda ise günahlar adeta evin bir mobilyası gibi kabullenilmiş durumda.

Onlar günah işlediğinde utandılar ve başlarını öne eğdiler. Biz ise günah işliyoruz, paylaşıyoruz ve en acısı da bu çirkinliğe modernlik gibi kılıflar uyduruyoruz. Gelin o saadet asrının samimiyetine dönelim. Rabbimize arz edeceğimiz en büyük sermaye kusursuzluk iddiası değil, samimi bir tövbe ve sızlayan bir kalptir.

Çünkü vicdan sustu mu günah sıradanlaşır.

Günah sıradanlaştı mı yanlış normalleşir.

Yanlış normalleşti mi hakikat silinir gider.

Selam ve dua ile..

{ "vars": { "account": "PASTE_ANALYTICS_ACCOUNT_ID" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }