1071 akademisyen tepkisini ortaya koydu! "Anayasa Mahkemesi terörü meşru kılamaz!"

Anayasa Mahkemesi, "barış bildirisi" olarak adlandırılan metne imza atan akademisyenlerin yaptığı bireysel başvuruda hak ihlali kararı verdi. Bu skandalın ardından üniversitelerde devlete katil demek, terör propagandası yapmak serbest olacak. AYM’nin akademisyenler ile ilgili kararı gösterdi ki, "Çukur olaylarında PKK'yı desteklemek suç değilmiş." Bu skandal kararın ardından AYM'ye tepki yağdı. 1071 akademisyen, terör propagandasına cezayı hak ihlali gören Anayasa Mahkemesi kararına karşı bildiri imzaladı. Bildiride, "Bu karar şehit ve gazilerimizin hatırasını zedelemiş, maşeri vicdanı yaralamıştır. Terörle mücadele ettiği için devleti suçlayan açıklamalar yapmak dünyanın hiçbir ülkesinde ifade özgürlüğü olarak değerlendirilmez. " ifadesine yer verildi.

1071 akademisyen tepkisini ortaya koydu! "Anayasa Mahkemesi terörü meşru kılamaz!"

Anayasa Mahkemesi, "Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi" adıyla hazırlanan metne imza atan 9 akademisyenin, terör örgütü propagandası yapma suçundan cezalandırıldıkları gerekçesiyle yaptıkları bireysel başvuruda hak ihlali kararı verdi.

Tlantıda 8 üyenin ihlal kararına karşı 8 üye ihlal bulunmadığı yönünde görüş bildirdi. Ancak, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan'ın "ihlal" yönünde oy kullanması nedeniyle "eşitlik halinde başkanın katıldığı tarafın oyunun iki oy sayılacağı"na ilişkin hüküm gereği bireysel başvuruda ihlal kararı verildi.

Anayasa Mahkemesi'nin kararının ardından bundan böyle devlet üniversitelerinde çalışanlar gönül rahatlığıyla devlete "katil" diyebilecek. Devlete "soykırım yapıyor" sözlerini kullanabilecek.

1071 akademisyen, terör propagandasına cezayı hak ihlali gören Anayasa Mahkemesi kararına karşı bildiri imzaladı.

Bildiride şu ifadelere yer verildi:

"Sözde "barış bildirisi" adı altında terör örgütü propagandası yapan bazı akademisyenlerin ceza almalarını "hak ihlali" gören Anayasa Mahkemesi skandal bir karara imza atmıştır.

Bu karar şehit ve gazilerimizin hatırasını zedelemiş, maşeri vicdanı yaralamıştır. Terörle mücadele ettiği için devleti suçlayan açıklamalar yapmak dünyanın hiçbir ülkesinde ifade özgürlüğü olarak değerlendirilmez.

Bu kararın, terör örgütlerine karşı etkin operasyonların gerçekleştirildiği bir dönemde alınması ise ayrıca dikkat çekicidir.

Aşağıda imzası bulunan biz akademisyenler, terörle mücadeleyi sekteye uğratmayı ve ülkemizi karalamayı amaçlayan her türlü kurum, organizasyon ve inisiyatifin karşısında olduğumuzu ve olmaya devam edeceğimizi beyan ediyoruz.

Türk milleti adına karar vermekle yetkili kılınan Anayasa Mahkemesi'nin kararlarının adalete ve kamu vicdanına aykırı olmaması gerektiğine inanıyor, bu yanlış kararda imzası bulunanları kınıyoruz.

1071 akademisyen, terör propagandasına cezayı hak ihlali gören Anayasa Mahkemesi kararına karşı bildiri imzaladı"

Terör örgütü PKK, Diyarbakır ve Şırnak'ın bazı ilçeleri başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu'da kazdığı çukurlar ve tuzakladıkları bombalarla sivil-asker ayrımı yapmadan saldırılar düzenlemiş, 20 Temmuz 2015'ten sonra terör örgütü mensuplarınca düzenlenen saldırılarda 793 güvenlik görevlisi şehit olmuş, 300'den fazla sivil hayatını kaybetmiş, bu bölgeler yaşanmaz hale gelmişti. Türk Silahlı Kuvvetleri, PKK'ya yönelik "çukur" adı verilen operasyonlar düzenleyerek bu bölgeleri terörden temizlemişti.

"Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi" adıyla Ocak 2016'da hazırlanan metin, terör örgütü PKK'nın Doğu ve Güneydoğu'daki bazı illerde kazdıkları çukurlarla ülke güvenliğini ve birliğini tehlikeye attığı bir dönemde kaleme alınmış ve 1128 akademisyen bildiriye imza atmıştı.

İŞTE SKANDAL BİLDİRİDE Kİ İFADELER
Akademisyenlerin bildirisinde, "Bu kasıtlı ve planlı kıyım Türkiye'nin kendi hukukunun ve Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların, uluslararası teamül hukukunun ve uluslararası hukukun emredici kurallarının da ağır bir ihlali niteliğindedir. Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesini, sokağa çıkma yasaklarının kaldırılmasını, gerçekleşen insan hakları ihlalinin sorumlularının tespit edilerek cezalandırılmasını, yasağın uygulandığı yerde yaşayan vatandaşların uğradığı maddi ve manevi zararın tespit edilerek tazmin edilmesini, bu amaçla ulusal ve uluslararası bağımsız gözlemcilerin yıkım bölgelerinde giriş, gözlem ve raporlama yapmasını talep ediyoruz." ifadelerine yer verilmişti.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Ihsan
Ihsan - 4 ay Önce

böyle bir kararı ancak yunan mahkemesi verir . bu hainler derhal istifa wetmeli

SIRADAKİ HABER

banner5